9 soruda Arakan sorunu nedir?

İBRAHİM VARLI - ibrahimvarli@birgun.net

Güney Asya ülkelerinden Myanmar’da ayrılıkçı Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu’nun ülkenin kuzeybatısındaki Bangladeş sınırında polis ve sınır karakollarına düzenlediği saldırılar sonrasında başlayan olaylar bir kez daha Rohingyalı Müslümanlara karşı bir şiddet dalgasına dönüşürken, gözler yeniden Arakan’a çevrildi.

Myanmar ordusu ve aşırılıkçı Budistlerin Arakan azınlığını hedef alması sonucu çok sayıda kişi yaşamını yitirirken, ordunun başlattığı operasyonlar sonrası on binlerce Rohingya’lı Bangladeş’e sığındı. Binlerce kişi ise sınır bölgesindeki Cox’s Bazar’da kurulan mülteci kampına sığındı. Gerginliğin eksik olmadığı bölgeden kaçanlar sadece Rohingya’lılar değil, Arakan’da yaşayan ve Müslüman olmayan binlerce kişi de ordu tarafından tahliye edildi.

Peki, Myanmar devleti, ordu destekli Budist Rakhine’ler ve Rohingyalı Müslümanlar arasındaki gerilimle sürekli gündeme gelen Arakan’da neler oluyor? Sorunun temelinde neler var? Aktörler ne istiyor?

Dokuz soruda Arakan’da yaşananlar;

1. Arakan sorunu nedir?

Arakan Sorunu, Myanmar Devleti ile ülkedeki Müslüman azınlık Rohingyalar arasında yaşanan bir etnik/dinsel kimlik sorunudur. Arakan ülkenin kuzeybatı sınırında yer alan Bangladeş’e sınır Rakhayn Eyaleti'nin bir diğer ismi. Ülkedeki 7 eyaletten biri olan Arakan’ın nüfusunun önemli çoğunluğunu Rohingya Müslümanları oluşturuyor. Yaklaşık 1.1 milyon Rohingyalının yaşadığı eyalette Budist Rakhinelerin sayısı da on binleri buluyor.

2. Sorunun temelinde ne var?
Sorunun temelinde Budist Myanmar devletinin Arakanlı azınlığın varlığını ve haklarını tanımaması yatıyor. Askeri cuntanın 1982’deki Vatandaşlık Kanunu sonrasında Rohingyalalıların kimlikleri resmen yok sayıldı. Ülkedeki bütün etnik gruplar vatandaş olarak kabul edilirken, Rohingyalar ülkenin vatandaşı olarak kabul edilmeyerek resmen ‘vatansız bir halk’ konumuna düşürüldü.



3. Sorun ne zaman başladı?

Sorunun başlangıcı İngiltere’den bağımsızlığın kazanıldığı 1948’e kadar götürülebilir. Bir Budist devleti olarak kurulan Myanmar ile Müslüman azınlık arasında süren sorun, 1982’deki “vatansızlık” kararıyla yeni bir boyuta taşınırken, taraflar arasında yeni bir krizin başlangıcı da oldu. Asimilasyoncu politikaların bir yansıması olan sorun sık sık kendisini şiddet olarak dışa vuruyor. 1948'de bağımsızlığını ilan eden ülkede, Müslümanlar o günden beri baskı altında. Ancak olayların 'katliam' noktasına gelmesinin kökeni yakın bir tarihe dayanıyor. Arakan’da 2012 yılının Mayıs ayında 26 yaşındaki Myanmarlı bir kadının tecavüze uğrayarak öldürülmesi Budistlerle Müslümanlar arasında bundan sonra sık sık başlayacak olan etnik çatışmaların da fitilini ateşler.

4. Son olaylar neden ve nasıl patlak verdi?

Son olaylar 25 Ağustos Cuma günü İslami bir devlet peşinde koşan Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu’nun Bangladeş sınırındaki bir askeri üsse ve polis karakollarına düzenlediği saldırıların ardından başladı. Onlarca güvenlik mensubunun öldürüldüğü saldırılar sonrasında Myanmar ordusu ve aşırılıkçı Budistler Arakanlıları hedef alan karşı saldırıya başladı. Myanmar ordusu geniş çaplı operasyonlar gerçekleştirdi. Binlerce kişi yaşam bölgelerini terk etmek durumunda kaldı.

5. Kim bu Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu?

Sorunun kronikleştiği Arakan’da zaman içinde Müslüman nüfusun haklarını savunduğunu ileri süren çeşitli İslamcı gruplar “silahlı direniş” kararı aldı. Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu (ARSA) veya önceki bilinen adıyla Yakin Hareketi bu hareketlerin öncülüğünü yapıyor. ARSA sık sık bölgede askeri birliklere eylem düzenliyor. 2016 sonbaharında da benzer bir şekilde polis kontrol noktalarına saldırılar yapılmış, ardından Myanmar ordusunun başlattığı operasyonlar, Müslüman azınlığı büyük şiddet dalgasına maruz bırakmıştı.



6. Arakanlılar ne istiyor?

Nüfusu 1,1 milyonu bulan Rohingyalıların temel talepleri şunlar: Vatandaşlık hakkının verilmesi, kimliklerinin tanınması, kültürel haklarının tanınarak, saldırıların durdurulması. Birleşmiş Milletler tarafından “dünyanın en çok şiddet gören etnik gruplarından biri” olarak tanımlanan Arakanlı Müslümanların vatandaşlık hakları bulunmuyor. Myanmar hükümeti tarafından yok sayılan Rohingyalılar güvenlik güçlerinin yanı sıra aşırılıkçı Budistlerin saldırılarına da hedef oluyor.

7. Myanmar devleti ne diyor?

Arakan sorununu kabul etmeyen Myanmar, kendisine saldıran "aşırılıkçı teröristlere" karşı operasyon düzenlendiğini ve bunun meşru bir savunma olduğunu savunuyor. Bunun yanında Rohingyalıların Bengal kökenli (Bangladeşli) olduklarını ve 1800’lü yıllardaki İngiliz sömürgesi döneminde buraya getirildiklerini savunduğundan, kimlik verilmesini reddediyor. 52 milyonluk ülkenin yüzde 89’u Budistlerden oluşuyor, Müslümanlar yüzde 4 civarında. Sekiz ana etnik grubun (Bamar, Karen, Karenni, Shan, Mon, Kachin, Chin, Rakhayn) bulunduğu ülkede, anayasa tarafından tanınan yaklaşık 135 etnik grup var. Myanmar hükümeti, silahlı etnik grupların sekiziyle 15 Ekim 2015 günü “Ulusal Ateşkes Anlaşması” imzaladı. Burma veya Birmanya olarak da bilinen resmî adıyla Myanmar Birliği Cumhuriyeti’nin adı ülkedeki en büyük etnik grup olan Myanma’dan geliyor. Ve bu isim 1989’da askeri rejim tarafından verildi.

8. BM ve uluslararası toplum ne diyor?

Birleşmiş Milletler (BM), etnik çatışmaların çözülememesi durumunda radikalleşme uyarısında bulunuyor, bölgedeki şiddet olaylarından endişe duyduğunu belirtiyor. Eski sömürgeci güç İngiltere sorunu BM’ye taşırken, BM Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu’nun silahlı eylemlerini kınıyor. Dünyanın en kalabalık Müslüman ülkelerinden olan ve 1990’lardan beri Myanmar’dan kaçan Arakanlılara ev sahipliği yapan komşu Bangladeş Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu’na karşı Myanmar’a askeri yardım teklif ediyor. Bangladeş, daha fazla mülteci kaldıramayacağını söylüyor.

9. Türkiye’nin tavrı ne?

Uluslararası toplumu harekete geçmeye çağıran, Arakanlıların "etnik temizliğe" uğradığını iddia eden Türkiye, Myanmar devletinin saldırılarının durmasını ve Arakanlıların haklarının tanınmasını istiyor. Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu'nun saldırılarını da kınayan Türkiye, son olayların başlangıcı olarak kabul edilen 25 Ağustos’taki karakol saldırılarını resmen kınamış olayların bu saldırılarla başladığını kabul etmişti. Dışişlerinin açıklamasında, “Rakhayn Eyaletinin kuzeyinde 25 Ağustos günü güvenlik güçlerine yönelik saldırılar sonucunda çok ayıda kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylardan endişe duyuyoruz. Saldırıları kınıyor ve Rakhayn Eyaletindeki sorunların şiddet yoluyla çözülemeyeceğini vurguluyoruz” ifadeleri kullanılmıştı.

En Çok Okunan Haberler