ABD Erdoğan’a el verdi

Bir iki hafta öncesine kadar Washington’dan Ankara’ya bakış konuşulurken, vay efendim Kongre Erdoğan’a şöyle karşı, vay efendim Papaz Brunson’un tutuklu olması nedeniyle Türkiye’ye yönelik şöyle olumsuz hava var, böyle olumsuz hava var deniyordu. Çavuşoğlu- Pompeo görüşmesi tüm bu söylenenleri aslında boşa çıkardı.

Süreç aşağı yukarı şöyle işledi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu geçen mart ayında yaptığı açıklamada, Menbiç konusunda ABD ile anlaşmaya vardıklarını, YPG’nin Menbiç’ten çekilmesine ABD ile birlikte nezaret edeceklerini, bu modelin, Fırat’ın doğusu dahil, diğer yerlere de uygulanacağını, ayrıntıların ve takvimin iki ülke arasında kurulacak olan komisyon tarafından belirleneceğini bildirmişti.

Çavuşoğlu’nun açıklamasının ertesi günü, ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü henüz bir anlaşma olmadığını, görüşmelerin devam ettiğini söylemişti.

Bu arada Kürtleri Hıristiyanlaştırıp, Türkiye’yi bölme faaliyeti gibi acayip! bir şeyle suçlanan Evanjelist Papaz Brunson davasının iki duruşması görüldü, Brunson serbest bırakılmadı. Türkiye Suriye’de pozisyonunu değiştirmedi.

Aradan üç ay geçti. Bakan Çavuşoğlu, ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Pompeo ile en son yaptığı görüşmeden sonra bir açıklamada bulundu. Açıklamaya göre, YPG silahtan arındırılarak Menbiç’i boşaltacak, daha sonra yönetim yerel halka bırakılacak ve güvenliği Türk ve ABD kuvvetleri sağlayacaktı. Bakan, bu gelişmelerin altı ay içinde tamamlanacağını söyledi. Amerikan tarafı da bunu aşağı yukarı teyit etti. Sadece sürecin zaman alacağı, ve sürecin devamının Türkiye’nin de atacağı adımlara bağlı olduğu söylendi falan.

Bu açıklamanın seçim öncesi hatta seçime de hayli yakın bir zamanda yapılması aslında tesadüf değil. ABD hükümeti her ne kadar acemi olsa da ABD değil. Amerikan yönetimi Erdoğan’a bu Menbiç pasını atarak, bir kere seçimi Erdoğan’ın kazanacağını öngördüğünün mesajını veriyor. Çavuşoğlu Pompeo arasındaki görüşme gerçekleşse de, yol haritası konusundaki anlaşma aslında en azından teamül gereği seçim sonrasına bırakılabilirdi. Zira düşünüldüğünde Pompeo bir ay sonra seçime gidecek bir kabinenin dışişleri bakanı ile görüşüyor, normal koşullarda seçime bu kadar az süre kala, bu tür kararların alınması pek tercih edilmez, bu tür açıklamalar seçim sonrasına bırakılır, ne de olsa Pompeo’nun bir ay sonra başka bir dışişleri bakanı ile masaya oturma ihtimali var. Ama demek ki Amerika bu ihtimali gerçekçi görmüyor.

Ve elbette Menbiç hamlesi ABD’nin Erdoğan’a el vermesi anlamına da geliyor. Bu hamle Amerikan tarafının “ben öyle ya da böyle bu adamla çalışmaya devam edeceğim” demesi anlamını da taşıyor.

Gerçekçi olma zamanı. Seçimden farklı bir sonuç çıkarsa elbette Amerikan tarafı bir parmak şıklatması hızında pozisyonunu değiştirebilir ama şu anda Erdoğan yönetimine eyvallah demiş görünüyor. Daha önce de dediğim gibi operasyon falan yok, “dış güçler” Erdoğan’a karşı falan da değil. Herkes kendi menfaatini kolluyor, ABD de “arkadaş bu Erdoğan bana istediğimi veriyor mu, ben demokrasi memokrasi takmam işime bakarım” diyor. Alan memnun satan memnun, taraflar hikâye anlatmasın.

En Çok Okunan Haberler