‘Adı özgürlük olan günlere dek sürecek’

BURAK ABATAY @abatayburak

12 Eylül 1980 günü yaşanan askeri darbe, Türkiye’nin gelecek on yıllarını derinden etkiledi. Bugün hâlâ yaşadığımız baskı atmosferi hareket kabiliyetimizi derinden etkiliyorsa bu elbette 12 Eylül ikliminin ve aynı zihinde zatların hegemonyasından kaynaklı. Siyasi atmosfer bütün toplumsal/siyasal hayatı kökten etkilemişken, susturulmuşluk belki de on yıllardır yalnızca kültürel ve sanatsal hayatımıza işleyemedi. Tıpkı o günün siyasi atmosferinde olduğu gibi bugün de hem 12 Eylül’e hem de yaşadığımız anlara dair sazımız, sözümüz hâlâ sesini gürce yükseltebiliyor. İyi ki de belleğimizi diri tutan sanatımız üzerine düşeni layıkıyla yapıyor. 12 Eylül mazisi de bunlardan bir tanesi. Yazılan onca şiir, bestelenmiş onca söz, çalınmış her nota dünden bugüne yaşadıklarımızı unutturmamak için direniyor. Darbenin 40’ıncı yılına 2 kala istedik ki 12 Eylül’ü anlatan dönemin öncesinden ve sonrasından şarkılardan bir seçkiyi kulaklarımıza çalalım.

1. Ezginin Günlüğü – 1980

Ezginin Günlüğü, ’80 sonrası Türk müziğinin bize en büyük armağanlarından birisi. Üzerine çokça konuşulacak müzikal altyapısı bir yana, besteledikleri şiirleri, yazdıkları şarkı sözleri de hafızalarımızda hep ilk günkü tazeleğinde. Grubun 2003 yılında yayımladıkları ‘İlk Aşk’ albümünde yerini alan ‘1980’ şarkısı (‘Sigaramın Dumanı’ olarak da bilinen) da o eserlerden bir tanesi. Grup anıldığında yanına eklenecek ilk şarkılardan bir tanesi olan 1980, adından da anlaşılacağı gibi bir dönem hikâyesi. Özellikle klibini izleyenler bilir ki, ‘sigara dumanına sarılıp da saklanacak’ mesele sıradan bir aşk hikâyesi değil, kapının önüne gelecek ‘beyaz Toros’ların zulmüdür. Hüsnü Arkan’ın sözleri, Nadir Göktürk’ün bestesi ve Eylem Atmaca’nın sesi götürülenlerin ardından daim olmuştur: “Yokluğun ah yol yol olsa uzasa unutmam seni”

2. Mozaik – Emekli Albay Hilmi Ertunç

Darbe atmosferinin hemen ardından, Yeni Türkü, Ezginin Günlüğü ve Bulutsuzluk Özlemi ile beraber ‘özgün müzik’ gruplarından, yaptıkları işlerle de kesinlikle uluslararası kimliğe sahip Mozaik Müzik Topluluğu’nın 1990 yılında yayımladıkları Plastik Aşk albümü de dönemi iyi anlatan işlerden bir tanesi. Bülent Somay’ın sözlerini yazdığı, Ümit Kıvanç’ın bestelediği, Timuçin Gürer’in sesinden ‘Emekli Albay Hilmi Ertunç’ şarkısı ise bize o dönemi bir darbecinin ağzından ironiyle anlatır: “Milli maç kaybında üç, grevde beş kişi asalım/ Biz istersek eğer bu aziz millet neler yapar”

3. Bulutsuzluk Özlemi – Acil Demokrasi

Nejat Yavaşoğulları’nın sesi bir isyandır. Müziği ise hakikatli bir rock’n roll. Tam da öyle bir şarkı Acil Demokrasi. “Olağanüstü haller/ Geçiş dönemleri/ Sıkıyönetimler/ 'Şimdi sırası değil'ler/ Fikir suçları/ İdam cezası/ 141-142/ Adalet Mülkün Temeli” derken de, “Radyasyon meselesi/ Ateistler/ Yeşiller/ Hor görülen cinsler/ Varlığım varlığına/ Armağan olmuş bir kere” derken de dünün bugünle nasıl da aynı olduğunu anlatıyor. Ve belki de o yüzden “Acil Demokrasi!”

4. Yeni Türkü – Özgürlük

Madem Ezginin Günlüğü, Bulutsuzluk Özlemi ve Mozaik’ten bahsettik, Yeni Türkü’den bahsetmemek olmaz. Bir darbe sonrası albümü değil ama 1980 öncesini bize en iyi anlatan işlerden bir tanesi de, sonrasında da uzun süre yasaklı kalacak, Yeni Türkü’nün 1979 yapımı ilk albümü Buğdayın Türküsü. Şair Yaşar Miraç’ın sözleri, Selim Atakan’ın bestesi ve Zerrin Atakan ile Derya Köroğlu’nun sesiyle albümde yerini alan ‘Özgürlük’ şarkısı dönemin direnç ışığını bizlere çok iyi anlatır: “Adı özgürlük olan/ Yüreklerle görecek/ Adı özgürlük olan/ Günlere dek sürecek”

5. Ahmet Kaya - Şafak Türküsü

Şair Nevzat Çelik’in 83’te Bayrampaşa Cezaevi’nde yazdığı, bir oğlun annesine vedasını anlatan Şafak Türküsü şarkısı, kâh hüzünlü kâh öfkeli, kısacası Ahmet Kaya’nın isyan dolu sesiyle, sazıyla ’86 yılında bestelenmiştir. ‘Beni burada arama anne/ Kapıda adımı sorma/ Saçlarına yıldız düşmüş/ Koparma anne/ Ağlama’ ya da ‘Ala şafağında ülkemin yıldız uçurmak varken/ Oturup yıldızlar içinde kendi buruk kanımı içtim’ diyen şiir en kolay sözle bir itirazdır, dirayettir, bir isyandır. Nevzat Çelik de şiirini sorduklarında şöyle anlatır: “Bütün o inanmışlara, halka gelecek güzel günlerin bir inancı, direnci temsil eder”

6. Grup Yorum – Sıyrılıp Gelen

Hüz’nün Hicran Olur, Mapushane, Kuşatma gibi enfes müzikal düzenlemeleriyle, isyanı büyüten sözleriyle bezenmiş Grup Yorum’un ilk albümü Sıyrılıp Gelen, Yorum’un serüvenine, başından nasıl da devam edeceğinin en güzel işaretlerinden biri olarak kabul görür. Gel Ki Şafaklar Tutuşsun, Cesaret, Berivan ve daha onlarca güzel işle yoluna devam eden topluluk, Sıyrılıp Gelen ile ‘80 sonrası siyasi ortamı doğrudan toplumla buluşturabilmiştir. Adını albüme vermiş ve sözleri de şair Ahmet Telli tarafından yazılmış Sıyrılıp Gelen, en çok da Ayşegül Yordam’ın sesiyle doğrudan umudu vaat eder: “Belli ki dağların denizlerin ve göllerin üzerinde/ Sıyrılıp gelmektedir seher belli ki yakındır/ belli ki yakındır doğayı ve hayatı sarsacak saat”

7. Ali Asker – Hoş Geldin Ölüm

İmza attığı onlarca şarkıyla, ses verdiği türkülerle Türkiye’de devrimci mücadelenin simgelerinden olmuş Ali Asker, 1990 yılında yayınladığı ‘Sürgün’ albümünde bir Nevzat Çelik şiirini sesindeki hatıralarla söyler. Şarkının sonunda şöyle der ve dönemi herkesin tanıklığına sunar: “Bütün dostlar uyanık/ Şafağı karşılıyor/ Yan hücre kapıyı çalıyor/ Kalk gidelim sıradakini bekletmeyelim”

8. Duman – Masal & Manası Yok

Duman’ı neden bu kadar çok seviyoruz? İşte tam da bu yüzden. Ne hissediyorsak, ona karşılık bulacağımız sözleri, müziği hep yanı başımızda. 2002 yılında yayımlanan ‘Belki Alışman Lazım’ albümünde yer alan ‘Masal’ şarkısında Duman şöyle der: “Biri sağdan Biri soldan asılınca/ Biri yasaya/ Biri kasaya karışınca/ Masal olduk yine!” Ve eklenir: “Koca millet aldanmaz ki vay!” Albüm, bizim için Duman’ın en kıymetli albümlerindense, o da bir başka şarkıdan dolayı, ‘Manası Yok’ yüzünden olabilir: “Solumdan geçen yolu asmışlar/ Ben geçer miyim yok/ Komşu toprağa kimi gömmüşler/ Haberin var mı koç?”

9. mor ve ötesi – Darbe

Bugünlere dönmüşken 90’lı yılların armağanı başka en iyi Rock gruplarından mor ve ötesi’nin ‘Darbe’ şarkısını hatırlamak lazım. 2006 yılında yayımladıkları ‘Büyük Düşler’ albümünde yer alan şarkıyla grup, 80’li yılların çocuklarının o günleri 90’ların çocuklarına nasıl anlattığı noktasında önemli bir yerde duruyor. “Erdal'ı gördüm/ Darağacında/ Onaltı yaşında/ Ölürken "netekim"/ Bir şey yapmazdı/ Sadece bakardı/ Sonrası serbest/ Sonrası Pazar”

10. Kramp – Lan N’oldu?

1993 yılında yayınladıkları ‘Püf Püf’ albümünde yer alan ve 1996 yılında aynı albümü yeniden çıkardıklarında albüme ismini veren şarkısıyla Kramp, darbeyle yüzleşir, yüzleştirir. “Biz birbirimizden habersiz aynı şiiri yazar idik/ Aynı şarkıyı söyler idik, aynı duvara işer idik/ Derken...” Darbe oldu ve sonrası malum. ‘Dağlarına memleketin bahar gelmişken’ birbirimizi ‘manyak gibi sever miydik’ bilinmez ama yaşamı o zaman da çok sevdiğimiz doğruydu. Ve sonra bir şeyler oldu ve kötü adamlar bir sürü güzel çocuğu öldürdü. Bilmek ve unutmamak gerekir ki, ‘biz ta eskiden beri, burda bir avuç insan’ yaşamı, dostluğu, sokağı hâlâ çok seviyoruz!

En Çok Okunan Haberler