Afrin mafrin derken …

Küreselleşme ve entegrasyon sürecinde Türkiye elektrik piyasası yirmi yıl önce koyduğu hedefe büyük oranda ulaşmış durumda. Yasal düzenlemeler, özelleştirmeler, mevzuat ve hukuksal işlemler tamamlandı. Ancak bozuk çark bir türlü düzen tutmuyor. Mayası bozuk sistemde mayalanma tamamlanamıyor, arzu edilen sonuç elde edilemiyor. Anadolu’da dendiği gibi katrandan şeker olmuyor, olsa da bir şeye benzemiyor.

Hâkim söylem; özelleştirmeler sonucu ucuzluk, kalite ve şeffaflıktan söz ediyordu, lakin hiçbiri gerçekleşmedi. Kayıp-kaçak aşağı çekilecekti, aksi oldu. Ancak ne gam, halk zaten bu işlerden anlamaz ve çabuk unutup uyum sağlardı. Uyanıp da “ne oluyoruz?” dese de tepesine binmek kolaydı. Ammaaa, arzu edilen kârlılık, arzu edilen gelirler yeterli seviyede olmayınca, kârdan zarar giderek büyünce işler karışmaya başladı. İşler karışmaya başlayınca kapitalist ne yapar? İçini boşaltıp küçülttüğü devlete yüzünü dönüp “Hadi” der. “Hadi şu açıklarımı kapa, bana para bul, bana çok, daha çok kaynak yarat!”

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, geçen günlerde verdiği bir demeçte dolar kurundaki artışı “olağanüstü” olarak niteleyip, elektrik dağıtım şirketlerinin ‘zordayız’ dediğini ve sektörün çözüm beklediğini söylemiş ve “Biz üzerimize düşen ne varsa yaparız. Hiç kimse bir sektörün ciddi şekilde zarar görmesine müsaade etmez. Tarife düzenlemesi ve piyasa yapılanmasına ilişkin düzenleme yapılabilir” diyerek istenen mesajı vermişti.

Yedi yıldır faaliyet gösteren elektrik dağıtım şirketleri bu süre içinde devamlı kollandı ve korundular. Zaman geldi devlete borç taktılar, zaman geldi teminatlarını ödemediler. Kayıp kaçaklarla oynadılar, milyonları kasaya indirdiler. Sayaç okumaya parmak attılar, milyonları kasalarına transfer ettiler. Her adımda milyon milyon yol aldılar.

Elektrik sattılar, kâr ettiler.

Sayaç okudular, yine kâr ettiler.

“Bağlantı bedeli” dediler, kâr ettiler.

“Kesme / bağlama bedeli” dediler, kâr ettiler.

“Güvence bedeli” dediler, kâr ettiler.

“Sayaç sökme/takma bedeli” dediler, kâr ettiler.

“Kayıp/kaçak bedeli” dediler, kâr ettiler.

Literatürde “bedel” sözcüğünün önüne konacak kelime kalmayıncaya kadar da devam edecekler…

2018’in başında elektriğe yapılan ortalama yüzde 8,8’lik zam da dağıtım şirketlerini tatmin etmedi, ek gelirler talep ediyorlar. Görevi sistem içinde piyasayı düzenlemek olan EPDK Başkanı, kendine yeni görevler biçip “yanınızdayız” mesajları veriyor. Yeni kaynak aktarımlarının sinyalini verirken de halka yaptıkları haksızlıkları/ zulmü de itiraf ediyor.

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, “Tarifeyi hak etmeniz için tüketicinin hakkını korumanız, vermeniz gerekir. Eskiden bazı yatırımların gerçekleştirilmesi için ricalarla iş yapılırdı. Bundan sonra minnet değil, hizmet zamanıdır. Hâlâ tüketiciye sunulan hizmetin kalitesi noktasında beklediğimiz seviyeden çok uzağız. Dağıtım şirketleri ile ilgili çok sayıda şikâyet geliyor. Dağıtım şirketleri ile el birliği içinde çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz, onlardan daha fazla gayret ve ilgi bekliyoruz. Bu şekilde, gelen şikâyetlerin giderilmemesi halinde belli yasal mevzuatlar olduğunu hatırlatmak istiyorum. Dağıtım şirketlerinin bilişim ve teknoloji yatırımları yapmasını bekliyoruz. Kesinti tazminatına hak kazanmış tüketicilerin bu haklarının verilmesi noktasında altyapı ve hassasiyetin yerine getirilmesini bekliyoruz” dedi.

Son cümle de manidar. Dağıtım şirketleri yaptıkları uzun süreli elektrik kesintilerinde tüketiciye ödemesi gereken tazminatları ödemiyor. Kurul Başkanı bunu bildiğini, tespit ettiklerini beyan ediyor. Ancak elinde her türlü yaptırım yetkisi varken kullanmıyor ve dağıtım şirketlerinden tazminatların verilmesi konusunda hassasiyet göstermelerini bekliyor.
Kimse, “Vergiler ödenmez (zaten ödenmiyor), TETAŞ’a borç birikir (zaten birikiyor), yatırımlar durur, karanlıkta kalırız” filmini yeniden vizyona koymaya kalkmasın. Hiç gerek yok. Vatandaşın sırtından dağıtım şirketlerinin kredi borçları da halledilecek. Halktan herhangi birimiz aldığı kredi için devlete gitse ne yanıt alır? Elinize bir benzin bidonu ve bir çakmak verilir o kadar. Ama bu şirketler başka. İstediklerini alıyorlar, alacaklar.

Alın size son örnek; ocak ayı içinde üretim santrallerine elektrik piyasası kapasite mekanizmasına yönelik 31 Ocak 2018 tarihine kadar başvurmaları duyurusu yapıldı. Yaklaşık 28 GW kurulu güç sahibi şirkete 2 milyar TL’ye yakın teşvik verilecek. Yenilenebilir enerji şirketlerine verilen teşvikten sonra kömür ile üretim yapan şirketlere de destek getirilmiş ve geriye bir tek doğalgazla üretim yapanlar kalmıştı, şimdi onlar da ihya ediliyor.


“Elektrik dağıtım şirketleri batıyor mu?” deniyor. Özel sermaye/ şirket devletinde şirket falan batmaz. Sokaktaki vatandaş da özel sermaye devleti yönetenlerinin umurunda değildir. Eyy vatandaş, sen hâlâ soğana gelen 25 kuruşluk zammı nasıl karşılayacağını düşün…

En Çok Okunan Haberler