AKP demokrasi yalanları

MUSTAFA KARADAĞ

Yükseği alınmış HSK, ilgili merciiden izin almadan 26.05.2017 tarihinde BirGün Gazetesinde konuk yazar olarak “Majestelerinin Yargısı” başlıklı bir yazı yazdığım ve Adli Yargı Kararnamesiyle Şanlıurfa Cumhuriyet Savcısı olarak atanmamdan sonra BirGün gazetesine “Siyasi iktidarın muhalif, ruhunu iktidara teslim etmemiş yargıçlara tahammülü yok, Majestelerinin yargısı dediğimiz gün, artık Türkiye’de yargı bağımsız değil dediğimiz gün sürgün edilmemiz manidardır. Biz direnmeye, hukuku savunmaya devam edeceğiz. Siyasi iktidar HSK’ye tam egemendir, bu bir kez daha kanıtlanmıştır. HSK siyasi iktidarın aklından geçenleri emir saymıştır. Demokratik Cumhuriyeti savunmak, bunun için mücadele etmek bizim boynumuzun borcudur. İktidarın Cumhuriyet ile hesaplaşmasında biz hep Cumhuriyet’ten yana olacağız. Bu hukuksuzlukların sorumluları siyasi iktidarla işbirliği yapanlardır. Birlik ittifakçılarıdır. Siyasi iktidarın bizzat kendisidir” şeklinde açıklamada bulunduğuma dair delil elde edildiğinden soruşturma açmış ve 2802 Sayılı Yasanın 71 ve 84 ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nin 40/1-f maddesi uyarınca savunmamı dayanak belgelerle birlikte soruşturmayı yapan HSK müfettişlerine göndermemi istemiş.

Hemen belirtmeliyim ki HSK müfettişleri kimin hakkında soruşturma yaptıklarından dahi habersiz. Birincisi ben Şanlıurfa’ya Cumhuriyet Savcısı olarak atanmadım, yargıç olarak sürüldüm. Bu, önemi olmayan, yaptıkları işe kendilerinin de inanmamalarından mütevellit ortaya çıkan özensizlikten kaynaklanan bir yanlışlık. İkincisi ve asıl önemli olan benim o tarihte Yargıçlar Sendikası Başkanı bir yargıç olmam.

Oysa hem HSK üyeleri hem de HSK müfettişleri soruşturmaya dayanak yaptıkları haberi sonuna kadar okusalar son paragrafta İLO’nun 2012 yılında 2982 sayılı kararla Yargı-Sen yöneticisi yargıçların sürgün edilmesi nedeniyle Türkiye’yi kınadığını ve işlemlerin geri alınmasını istediğini görürler ve daha özenli davranabilirlerdi. Başlı başına İLO kararının görmezden gelinmesi bile yazdığım yazının doğruluğunun bir işareti.

Diğer yandan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri’nin 4.11.1 maddesine göre bir yargıç, “Hukuk, hukuk sistemi, adalet teşkilatı veya bunlarla ilintili konularda yazı yazabilir, konferans verebilir, ders verebilir ve diğer etkinliklere katılabilir.”

2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun “Başka iş ve Görevler” başlıklı 48. maddesinde “izne tabi” işler arasında gazetelere yazı-makale yazma, görüş bildirme sayılmamıştır. Çünkü soruşturmaya konu edilen yazı ve açıklama nedeniyle ihmal edilen yargısal bir iş bulunmamaktadır.

Anayasa’nın Temel Haklar ve Ödevler bölümü içinde düzenlenen, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti başlıklı 26. maddesi uyarınca herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de içerir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğü başlıklı 10. maddesine göre herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir ve bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın kanaat özgürlüğü ile haber ve görüş verme özgürlüğünü de kapsar.

Yasa ve sözleşme metinlerine göre değerlendirilirse aynı zamanda Yargıçlar Sendikası Başkanı olan bir yargıcın genel olarak hukuksuzluklara, haksızlıklara ve adaletsiz uygulamalara karşı görüş bildirme ve bu görüşünü bir gazetede yazma hak ve özgürlüğü vardır.

Zaten Adalet Bakanlığı da bu hak ve özgürlüğün kullanılmasını sağlamak, düşünceyi açıklama ve yayma hak ve özgürlüğünün daha sorunsuz olarak kullanılmasını temin etmek bakımından 2014 yılının Aralık ayından 2016 yılının Aralık ayı başına kadar Türkiye Adalet Akademisi aracılığı ile Avrupa Birliği ve Avrupa Komisyonu ile birlikte “Türk yargısının ifade özgürlüğü konusunda kapasitesinin güçlendirilmesi” projesini gerçekleştirdi. Amaç AİHM içtihatlarını iyi bilen, hak ve özgürlüklere saygılı, bu hak ve özgürlükleri, adalet kavramını ve yargının bağımsızlığını, yargıç güvencesini içselleştirmiş yargıç yetiştirmek.

Buraya kadar her şey iyi, eksik bırakılan şey HSK üyeleri ile müfettişlerinin bu proje kapsamında “eğitilmekten muaf” tutulması. Bir gün o da olur.

Ne de olsa 16 yıllık baskı iktidarı bize daha çok demokrasi, hak ve özgürlük vaat ediyor.

En Çok Okunan Haberler