Altyazı Sözlüğü

Bir süredir sözlük/alfabe diyedir, kendim için yeni bir yazı tutturdum. Türkçe alfabeden 29 harf, ğ ve j dahil, kullanarak, her harfin karşısına bazen birer cümle, bazen birkaç satır yazarak bir çalışma yapıyorum. Sözlük de denilebilir ama ben alfabe demeyi seviyorum. Sözlükte bir uzmanlık tavrı hemen kendini gösteriyor, alfabe deyince biraz yeni başlayanlar için biraz da acemiler için, yanlış yapma olanağı da sunan bir yapıt geliyor aklıma. Defter değil ama kitap da değil. Alfabe işte. Şairler için, hayat için, başka şeyler için hayli alfabe yazdım. En uzunu “Komşuluk Alfabesi”dir, yazdım da yazdım, alfabe değil, alfabe kitabı gibi bir şey oldu.

Neyse söz konusu olan benim alfabelerim değil. Türkçe’de de çeşitli özel alfabe ve sözlük çalışmaları okudum. Bunlardan birini unutmadığım gibi, hem kaynak kitap olarak hem de denemeler toplamı olarak zaman zaman açıp okuyorum. Altyazı dergisinin Haziran-Eylül 2015’de 150. özel sayısı olarak çıkan Altyazı’nın Gayri Resmi ve Resimli Türkiye Sinema Sözlüğü. Yalnızca sinema kitaplığında da değil, sözlük ve alfabe, hatta deneme kitaplığında yer alması gereken bir şahane yapıt.

Özendim doğrusu. Sözlüğün sunuşunda şöyle bir bölüm var: “Eremya Çelebi Kömürciyan’ın ‘kamera öncesi kamera’sından Sponeck Birahanesi’ndeki ilk gösterimlere uzanan, Despina Nine’den Binnaz’a sinemamızın erken dönemini kat eden, Birsen Kaya’dan Deli Yusuf’un Arabası’na Yeşilçam’ın henüz aşındırılmamış yollarında gezinen bir sözlük bu… Bir tarih yazımı çabası yerine kültürel bir envanter oluşturma denemesi.” Böylece 102 yazarın kişisel yorumlarıyla kaleme aldığı, birbirine referanslı 252 maddeden, madde demek eksik kalır, denemeden oluşan bir sözlük çıkmış ortaya.

İlk harfin, A’nın ilk maddesini söyleyeyim, “Adileşmek”, Derya Bengi yazmış. Hiç aklınıza gelir miydi, “Mecazi anlamda, şaka yollu, Yeşilçam senaryosu yazmak”mış! Peki Ahmet Saygılı’yı tanır mısınız? Sahiden de soyadı gibi hem saygı, hem sevgi hem de hayranlık uyandıran bir iş yapmış. Cannes Film Festivali’nde gösterilebilmesi için Yılmaz Güney’in ve Türk sinemasının efsanesi Umut’u yurtdışına kaçırmış. Uzun hikâye! “Alüvyonik Türk Sineması”ndan film izlediniz mi hiç? Mutlaka izlemişsinizdir, ama bilmiyorsunuzdur. Olsun, okuyunca öğrenirsiniz! Ayhan Işık’ın 50 yaşındayken beyin kanamasından ölmesine çok üzülen, dünya sevimlisi Nubar Terziyan’ın Işık’la ilgili verdiği ölüm ilanının başına gelenleri okusanız siz de çok üzülürsünüz!

32 kısım tekmili birden dedikleri türden bir sözlük: Aşk, avantür, hisli duygular, seks, ihanet, gerçekler, acı, mutluluk, intikam, gözyaşı, hepsi bu sinemada… Pardon sözlükte! Ama zaten kitabı açınca da içinden açık havasıyla, balkonuyla, locasıyla sinemalar çıkıyor, siyah-beyaz filmlerden süzülen mutluluk tozları havada uzayan bir çiçek dürbününe dönüşüyor.

“Behlül Sinemada” diye bir başlık var. Halid Ziya Uşaklıgil’in ünlü romanı Aşk-ı Memnu’nun züppe ve doyumsuz karakteri Behlül. Oradan aklıma Behlül Dal geldi. Altın Portakal Film Yarışması’nın fikir babası ve belgeselci. İlginç biriydi diye hatırlıyorum. C harfinden “Camın Teri” maddesi Camdan Kalp filmini çağrıştırdı hemen. Çok sevdiğim, galiba bir yazımda da sözünü ettiğim bu filmiyle Fehmi Yaşar neredeyse 30 yıldır tek filmli bir yönetmen olarak duruyor. Yani iki anlamıyla da duruyor!

Tabii cinfikirler de var! Bunlardan biri ünlü ‘öznel’ ve ‘özgün’ şiir ve edebiyat eleştirmenimiz Nurullah Ataç. Sinema karşılığı ‘cin aynası’ sözcüğünü onun önerdiğini kaç kişi biliyor? Altyazı dergisi okuyanlar, tabii Ataç okuyanlar bir de!
Duhuldeki Deney (YKY, Ekim 1995) sevgili şair arkadaşımız Mustafa Irgat’ın 1995’deki ölümünün ardından yayımlanan kitabı. Zeynep Dadak bu kitaba değiniyor: “Duhuldeki Deney, Irgat’ın Türkiye’de (ve dünyada) benzeri az görülen bir radikal eleştiri dili aracılığıyla, bozarken kurmanın fiziksel ve duygusal çok boyutluluğunu güçlü bir şekilde aktarabilen metinlerinden oluşur.”(agy., s.70) Mustafa Irgat’ın yakın arkadaşı şair İzzet Yasar’ın da sinemaya ilgisi ve ilişkisi bilinir. Yasar’ın Balta/zar (YKY, Şubat 1999) adlı, 12 yazıdan oluşan kitabının da Türkçe’de benzersiz olduğunu söylemek gerekir. Sinemanın şairlerinden sayılan Bresson, ki kitabın adının esinlendiği ünlü “Au Hazard Balthazar” filminin de yönetmenidir, film Türkiye’de “Selam Baltazar” adıyla gösterilmişti, Godard, Pasolini, Ozu, Tarkovski gibi yönetmenler üstüne kısa, çarpıcı 12 yazı. Yazıların pek çoğunun alınlığındaysa Mustafa Irgat’ın dizeleri duruyor. Ondan da önce bir ithaf: “Bana bir filme bakmakla bir şiire bakmak arasında fark olmadığını öğreten Mustafa Irgat’ın anısına”. Çok doğru, Mustafa’nın şiirine ve sinema yazılarına baktığınızda da hissedersiniz bunu.

Sinemayla ilgilenen başka şairler de var elbette. Enis Batur’un sinema yazılarını topladığı Hurufi Gözüyle Büywü Kutusu’nun (Es, 2007) içinde Alp Zeki Heper’den Sami Hazinses’e, Ingmar Bergman’dan Bela Tarr’a pek çok sinema insanına ve filme dair yazı var. Alp Zeki Heper’i merak ediyorsanız Altyazı Sözlüğü’ne bakın derim. Ünlü yönetmen Semih Kaplanoğlu da aslen şair. Şiir Atı dergisinde şiirleri yayımlanmıştı.

Alemdar ailesi var örneğin, babadan sinemacı şair Hüseyin Alemdar, şiir-sinema ilişkisi üstüne en çok yazmış, kafa yormuş şairlerden. “İstanbulum” kitaplarından çıkan Kalpzaman Yeşilçam kitabı, Yeşilçam’a, karakterlerine, fügüranlara duyarlı bir şair dokunuşudur. Ayrıca Hüseyin Alemdar’ın yıllarca özveriyle sürdürdüğü Orhon Murat Arıburnu Ödülleri’ne adını veren şair Arıburnu da bir sinemacıydı. Nihat Ziyalan 2. Yeni çevresinde şiir yazan bir aktörken Avustralya’ya yerleşti, şimdi oradan harika şiirler ve romanlar yolluyor bize. Şiirimizin öncü ve değerli adlarından Barış Pirhasan, uzun yıllardır sinemamızda da değişik çalışmalar yapan bir yönetmen. Filmlerde oynayan şairlerin başında hocamız Cevat Çapan gelir, Orhan Alkaya, Turgay Kantürk, Seyhan Erözçelik de bunlar arasındadır. Ben de sinemayı çok sevdiğim için sinema yazılarımı Sonradan Görme adlı bir kitapta topladım.

Sinemaya katkısı olan önemli bir isim de Murathan Mungan. Önde gelen şair ve romancılarımızdan Mungan’ın Yaz Sinemaları adlı şiir kitabının yanı sıra, sinema üstüne pek çok yazısı, filme çekilmiş senaryoları var. Kullanılmış Biletler (Metis, 2007) başlığıyla topladığı sinema yazıları var. Onat Kutlar gibi iyi bir şairin sinemamıza Sinematek’ten başlayarak neler kazandırdığını da Altyazı Sözlüğü’nden okuyabilirsiniz. Ayrıca Sevin Okyay gibi müzikten sinemaya, edebiyattan çeviriye adanmış bir ismin varlığı, bazılarını benim de tanıma şansına eriştiğim sinefiller…


Altyazı’nın 200. sayısı yaklaşıyor. Bence sözlüğe bu vesileyle yeni maddeler eklenebilir, ama bunun için bizim desteğimize gereksinimi var Altyazı’nın. Yani her ay satın alıp okumamıza. Filmi okumak için Altyazı’sını da okumak şart!

En Çok Okunan Haberler