Anti-semitizm başka ayrımcılıkları döver mi?

İşçi Partisi, Jeremy Corbyn lider seçildiğinden bu yana küçüklü büyüklü anti-semitizm iddiaları ve vakaları ile boğuşuyor. Geçtiğimiz hafta bir ufak fırtına daha koptu.

Daha önce, hatırlarsanız partinin ağır toplarından Londra eski belediye başkanı Ken Livingstone anti semitik açıklamalar yaptıkları iddiasıyla soruşturmaya uğramış ve parti üyeliği askıya alınmıştı.

Son tartışmanın ardında Corbyn’in “Britanyalı Siyonistler” hakkında 2013 yılında kullandığı bir ifadenin ortaya çıkması yatıyor.

Corbyn 2013’te Filistin’in o zamanki Britanya temsilcisi Manuel Hassasien’in sözlerinin yanlış anlaşıldığını ileri sürerek eleştirilerle dalga geçmiş ve şöyle demişti: “Siyonistlerin iki problemi var: Bir, tarihi öğrenmek istemiyorlar ve ikincisi, bu ülkede çok uzun süre yaşamalarına, hatta bütün ömürlerini geçirmelerine karşın İngilizce ironiyi de anlamıyorlar. Manuel İngilizce ironiyi anlıyor ve çok çok iyi kullanıyor”.

Parti içi muhalefet, Muhafazakar Parti ve bilumum Corbyn karşıtları fırsatı kaçırmadı. Kaçırılacak gibi de değil. ‘Büyük resimde’ Corbyn ve İşçi Partisi karşıtı komplolar görmek de mümkün. Ancak tartışmanın ‘anti-semitizm’ meselesine sıkışması ‘asıl meseleyi’ görmeyi engelleyebilir. Buradaki değerlendirmenin birinci koşulu kelimelerin, ifadelerin cımbızlanarak yargılanması. Bunu yapmadığınızda suçlanacak daha az şey görebilirsiniz.

Corbyn’ in ifadelerine yeniden bakarsak asıl problemli vurgunun Yahudilik üzerine olmadığını görebiliriz. “Uzun süredir bu ülkede yaşamalarına karşın...” ifadesinin daha ziyade “göçmen düşmanlığı” ekseninde düşünülmesi gerekli.

Corbyn’in ifadesi ile ‘entegre olunması beklenilen sürede, entegre olamamış bu vahşiler’ demek arasında çok fark yok.

Çok kültürlülük ve toplumların çeşitliliği anlayışı ile kurulu İngiliz siyasasında bu tarz bir uyum beklentisine pek yer yok.

Son dönemde yükselen yabancı düşmanlığıyla bu tarz asimilasyoncu fikirler popülerleşti.

Anti-semitizm üzerinden gidince Lordlar, toplum liderleri ve daha niceleri Corbyn’i savundu ve eleştirdi. Aynı şeyi göçmen ve yabancı düşmanlığı üzerinden yapmak herhalde çok zor olurdu.

Filistin davasına verdiği destek ve İsrail hükümetine yönelik eleştirileri gayet iyi bilinen Corbyn’i anti semitik ilan edebilirsiniz ama siyasi kişisel hayatı boyunca göçmenlere destek olan birini göçmen düşmanı ilan etmek, bugünün yalan haber dünyasında bile çok daha zorlu bir kampanya gerektirir.

Bu ifadelerdeki göçmen düşmanlığının medyada pek ilgi çekmemesinin muhtemel bir nedeni de göçmen düşmanlığının özellikle Brexit sürecinde normalleşmesi. Böyle bir habere tepki ‘hepimiz biraz öyle değil miyiz’ olabilirdi.

Zurnanın zırt dediği yer de burası. Referandum kampanyalarının ve sonuçlarının yansıttığı bir numaralı anlayış göçmen düşmanlığıydı. Ancak anti-semitizm meselesi de çok farklı değil. Kamuoyu yoklamalarında bilinen şirketlerden YouGov ile yürütülen barometre çalışmasının 2017 sonuçlarına göre İngiltere genelinde erkeklerin yüzde 42’si kadınların yüzde 29’u en az bir anti-semitik ifadeye katıldığını belirtiyor. Bu oran Muhafazakar Parti ve aşırı sağ seçmenler içinde yüzde 40, İşçi Partisi ve Liberal Demokrat parti seçmenleri içinde ise sırasıyla yüzde 30 ve 32. Bu araştırmaların örneklem ve soruları ayrı bir tartışma konusu ama genel eğilim olarak maalesef çok daha yaygın bir sorun ile karşı karşıya olduğumuz açık.

Şimdi beklenen Corbyn’in istifası ise bu zor görünüyor. İşçi Partisi ve muhalefetinin asıl odaklanması gereken ise daha genel ırçılık ve yabancı düşmanlığı karşısında yapılacaklar olmalı. Bu süreçte Corbyn’in kellesi giderse bu da ‘İngiliz ironisi’ olarak kayıtlara geçecektir.

İyi haftalar ve bol şanslar.

En Çok Okunan Haberler