Arsenal günlükleri: Kasım sıkıntısı biterken…

Uzaklardan…

“Daha önce bir kez öldüm, aylardan kasımdı” demiş Amerikalı şair Anne Sexton. Malum, hüzün ayıdır kasım, artık çok eskide kalmıştır yaz, şairin dediği gibi erken iner karanlık, yağmur yağar inceden. Arsenal teknik direktörü Arsene Wenger’in de hiç sevmediği aymış, Opta’nın düzenlediği aylara dağılmış puan hanesine şöyle bir göz atınca şaşırmadık. 1996 senesinin kasımında göreve gelen Wenger’in belalısı kasım ayı. Öyle ki Arsenal son 19 sezonda en az puan ortalamasını hep kasımlarda yakalamış. Mart aylarında takımın puan ortalaması 2,22 iken kasım aylarının ortalaması 1,60. O süre içinde sadece dört sezon hüzün ayını yenilgisiz kapatmış Arsenal, en fazla hüsranları hep güz zamanlarında yaşamış…

Londra’nın kara kışa hazırlandığı, insanların kış renklerine büründüğü zamanlarda Kuzey Londra… Şampiyonlar Ligi’nde kazanılan tek maç ve puan kayıpları ile geçen sıkıntılı bir kasım ayından sonra, Arsenal kendi evinde, lige kim bilir kaçıncı sezonda tutunmaya çalışan Sunderland karşısında. Bu sezon oynadığı 14 maçta sadece üç kez galip gelebilmiş kırmızı beyazlılar. Ancak onlardan kötüsü de var, Aston Villa sadece bir maçı üç puanla tamamlamış. Premier Lig tarihinde Sunderland deplasmanda Arsenal’i hiç yenememiş. En son Arsenal deplasman galibiyeti 1983 senesinin kasım ayında…

Arsenal cephesinde en büyük sorun takımdaki sakatların fazlalığı. Son 10 sezonda Premier Lig’in en fazla sakatlık yaşayan takımı bu sezonda da geleneği bozmuyor. İlk 11’in değişmezleri olan Coquelin, Cazorla, Wilshere, Walcott ve en önemlisi geçen hafta Norwich City maçında sakatlanan Sanchez. Sadece Arsenal’in değil, Premier Lig’in yıldızı Şilili forvetin sahada yer almadığı maçlarda yokluğu fazlasıyla hissediliyor…

Madem konusu açıldı, takımda her sezon yaşanan sakatlıkların nedenini “Gulliver Teorisi”ne bağlayanların da görüşüne kulak verelim. Teoriye göre, ufak tefek, kısa bacaklı futbolcularda kas sakatlıkları daha fazla görülüyor. Kısa boylu topçuların, kendinden fizik olarak daha güçlü rakiplerine karşı yan ve dikey hareketlerde daha fazla efor sarf etmesinin kaslarda aşırı gerilme yarattığı, zorlamaların kas sakatlıklarına yol açtığı vurgulanıyor. Arsenal takımına ve her sezon yaşanan sakatlıklara bakınca, yabana atılmayacak teori. Hele de takımın iri futbolcuları Olivier Giroud ve Per Mertesacker’in diğerleri kadar fazla sakatlık yaşamadıklarını düşününce. Takımda yer alan orta saha ve hücum oyuncularının boy ortalamasının, Premier Lig ortalamasının dört santim altında olduğunu, spor sakatlıkları üzerine yazılan kitaplarda kısa boylu futbolcuların sakatlanma olasılığının daha yüksek olduğunun vurgulandığını hatırlatalım. Mükemmel fizyoterapi sitesi physioroom.com’un verilerine göre Arsenalli topçular bu sezon 23 farklı sakatlık yaşarken, bu sayı Manchester City’de 35, Manchester United’da 30, Liverpool’da 24, Tottenham Hotspur’da 20 ve Chelsea’de 18…

Takımın kadro derinliğinin kısıtlı olması da sakatlıkları tetikleyen faktörlerden. Bu sezon takımdaki 9 futbolcu 15’den fazla maçta forma giymiş. Bu sayı ligin zirveye oynayan takımlarından City, Liverpool ve Tottenham’dan daha fazla. Hele de Sanchez’in yaz aylarında fazla dinlenme fırsatı bulamadan sezona başladığını, her maçta takımdaki yerini aldığını düşününce…

Taraftar ocak ayı transfer döneminde kadroda yeni yüzler görmek istiyor ama Wenger, ara transfer döneminde yapılan transferlerin verimli olmadığını düşünenlerden. Üstelik haksız da sayılmaz, çünkü Şubat 2009’da takıma katılan Andrei Arshavin, Ocak 2006’ın takviyesi Emmanuel Adebayor, Ocak 2004’ün transferi Jose Antonio Reyes örnekleri ortada…

Bu maçtan önce haftanın açılış maçında Manchester City’nin Stoke City deplasmanında üç puan bırakması zirve yarışında Arsenal adına iyi fırsat. Ama iyi başlamıyor ev sahibi, hücumda Sanchez’in ve Wallcott’un eksikliği fazlasıyla hissediliyor. Kanatları kullanamayan Arsenal, pozisyon üretmekte yetersiz bu yarıda. 59.637 taraftarın yer aldığı tribünlerde homurdanmaların başladığı zamanlarda, bir maçta daha Mesut çıkıyor sahneye, müthiş ara pasını Joel Campbell ağlara yolluyor. Geçenlerde bir basın toplantısında Mesut hakkındaki düşüncelerini soranlara, “Böyle bir futbol dehasını izlediğiniz için kendinizi şanslı sayın” demişti Wenger. Katılmamak elde mi? Sonra ilk yarının bitimine saniyeler kala hak ettiği golü buluyor Sunderland. İlk yarı 1-1…

İkinci yarıda yine topa sahip olan ama oyuna genişlik kazandıramayan Arsenal 63. dakikada ikinci golü buluyor. Ramsey’nin ortasına kafayı vuran Giroud. Golden sonra Wallcott’un oyuna girmesiyle hareketleniyor takım. Sahanın en iyisi yine Mesut. Son saniyelerde Ramsey’nin ayağından bulduğu golle zorlandığı maçı kazanıyor Arsenal.

Ve o maçtan kısa süre sonra, Şampiyonlar Liginde var olma maçında Atina’da Olympiakos’u farklı yenip guruplara kalıyor Wenger’in talebeleri. 1998’den beri ilk defa o coğrafyada maç kazanmışlar. 2003-2004 sezonundan beri geleneği bozmadan her sezon Şampiyonlar Liginde guruptan çıkmayı başarmaları takdire şayan. Bir de şu kasım sıkıntısı olmasa!

En Çok Okunan Haberler