Aston Villa: Mazi kalbinde yaradır!

2015-2016 sezonunun sonunda Newcastle United ve Norwich City ile birlikte küme düştü Aston Villa, ülkenin en kalabalık ikinci şehri Birmingham’ın bordo mavisi. 38 maçta aldıkları üç galibiyet, topladıkları 17 puan lig tarihinin en kötü rekorlarından. Onlarla birlikte düşen Newcastle United’ın geri döndüğü 2016-2017 sezonunda ligi 13. sırada bitirdiler. Bakmayın şimdilerde Premier Lig’in bir altında eskiye ağıt yakmalarına, tüm zamanların puan cetvelinde Everton’un arkasından 7. sıradalar, yedi sezonda ülke futbolunun en üst liginde şampiyonluk yaşamış, en fazla kupa kazanan beşinci takımı. Kökleri 1874’e kadar uzanıyor, sadece Premier Lig’in değil, futbol liginin de kurulmasına öncülük etmişler. Şehir efsanesi midir bilinmez ama ‘The Guardiana’a göre Trabzonspor kurulduğu 1967’de nakit sıkıntısı çektiği için Avrupa devlerinden forma yardımı istemiş, onlara sadece Aston Villa el uzatmış, böylesine de hayırseverler.

Federasyon Kupası maçlarının oynandığı cumartesiyi fırsat bilip Fulham deplasmanı vesilesiyle hatırlayalım 80’li senelerin nam salmış takımını.

2006 senesinin yazında Amerikalı işadamı Randy Lerner kulübün yüzde 59,6 hissesini satın alarak başkanlık koltuğuna oturdu. NFL’de sahibi olduğu Cleveland Cowboys takımıyla harikalar yaratmış futbol sevdalısı milyarder başkanın maddi sorunlarına derman olacağını düşünerek umutlanmıştı Villa taraftarları; ilk dört içindeki takımlarla başa baş oynayacak kadro kuracaklar, 80’li senelerdeki şaşalı günlerine döneceklerdi. 2007-2008 sezonunu 6. sırada bitirmişler, gelecek sezon için hedefi ilk dört olarak belirlemişlerdi. 2008 senesinin yazında 50 milyon sterline yakın harcayarak kadrolarına Milner, Curtis Davies, Steven Sidwell, Luke Young, Emile Heskey ve Brad Friedel gibi dönemin önemli topçularını kattılar. 2008-2009 sezonunu Everton’un altında 6. sırada bitirirken o yaz transferlere 40 milyon sterlin harcadılar. 2009-2010 sezonunun sonunda çok aşina oldukları 6.’lıkla yetinmek durumunda kalırken Lig Kupasını final maçında kaybedecekler, Federasyon Kupasına yarı finalde havlu atacaklardı.

Ama sonra işler umdukları gibi gitmeyecek, Barry, Milner gibi önemli oyuncular takımdan ayrılıp Manchester City’nin yolunu tutacaktı. Teknik direktör Martin O’Neill bir yandan önemli topçularını kaybederken, diğer yandan daha fazla para harcamak istemeyen başkanı transfere daha büyük bütçe ayırması için ikna etmeye çalışıyordu. 2010-2011 sezonunun başlamasına az kala, bıçak kemiğe dayanmış olmalı ki Martin O’Neill görevi bıraktı. Yerine gelen Gerard Houllier’le inişli çıkışlı görüntü sergileyen takım sezonu 9. sırada bitirirken, Fransız hoca sağlık sorunlarını gerekçe göstererek ayrıldı. Başkan, ezeli düşman, komşu Birmingham City’nin hocası Alex McLeish’i takımın başına getirdi. Haliyle taraftarlar arasında büyük protestolara vesile oldu bu gelişme. Bilirsiniz işte, taraftar milleti sevmez gönlü başkasında olanı, hikâyenin başında gönlünü başkasına kaptıranı.

Bütçesini küçülttüğü, maliyeti yüksek topçuların takımdan ayrıldığı 2011-2012 sezonunda ligi 16. sırada bitirdiler. Ligin son maçında deplasmanda Norwich City’e yenilmişler, kısa süre sonra McLeish’in yerine o maçta rakip kulübedeki teknik adam Paul Lambeth takımın başına gelmişti. Ancak o da kalıcı olamadı, kulüp içindeki huzursuzluk sahaya yansırken 2015-2016 sezonunun sonunda küme düştüler. 1987’den beri ülke futbolunun en üst liginde boy göstermiş takım yeni sezonu Championship’te karşıladı. 2016 senesinin yazında Çinli işadamı kulübü 76 milyon sterlin karşılığında satın alıyor, yeni hoca Roberto Di Matteo ancak 12 maç takımın başında sahaya çıkıyordu. 2006’dan beri 8 teknik direktör geldi geçti kulübün kapısından, 2016’dan beri Steve Bruce çalıştırıyor takımı. Velhasıl onların hikâyesi Ahmet Kaya’nın o enfes şarkısını hatırlatıyor; bizi zaman yenecek ve anılar kalacak…

•••

Şubat ayının ortalarında, o güzel Londra cumartesisinde Championship’te 2. sıradaki Aston Villa, kendisi gibi güzel günlere dönme uğraşındaki o enfes mahallenin siyah beyazı karşısında deplasmanda. Misafir takıma pek uğurlu gelmiyor Fulham deplasmanı, Craven Cottage Stadında oynadıkları son 11 maçın sadece birini kazanabilmişler. Ama bu maç öncesinde oynadığı son yedi maçı kazandı bordo mavililer, en son 1990’da bu seriyi yakalamışlar. Yeri gelmişken golcüleri Adomah’a da selam çakmadan geçmeyelim. 1987 doğumlu Ganalı golcü kariyerinde alt liglerde top koşturdu, 2016’dan beri formasını giydiği Villa’da bu sezon 14 golü var, gol krallığı sıralamasında 3. sırada. Aston Villa kadro değeri olarak Championship’te ilk sırada, 29 kişilik kadronun toplam değeri 82,7 milyon sterlin, yaş ortalaması 28. Kaptanlarını bilmeyen futbol sevdalısı yoktur sanırım, eski Chelseali John Terry 37 yaşında, sürat olarak ağır kalsa da oyunu okuması, liderlik vasıflarıyla öne çıkanlardan. Fulham’ın 2000 doğumlu sol kanat beki Ryan Sessegnon’u daha önce de yazmıştım, bu sezon sürati, takıma olan katkısı ve 11 golle parladı 3 numara, tevekkeli değil Avrupa’nın devleri peşinde… Şu anda Gençlerbirliği’nde top koşturan Stephane Sessegnon’un kuzeni olduğunu da hatırlatmadan geçmeyelim.

4-1-4-1 düzeninde başlıyor misafir takım maça ama orta sahayı kontrol eden, kaptanları Cairney’nin kanatlara açtığı toplarla daha baskılı Fulham, sağda Ayite, solda Sessegnon takımın etkili oyuncularından. Villa’da sakatlığı nedeniyle forma giyemeyen Adomah’ın yerine Hogan sahada ama hücumda yalnız kalıyor 9 numara. İlk tehlikeli atağını 15’de geliştiriyor Villa, Bjarnason’un çaprazdan vuruşu az farkla dışarda. İki takım da pozisyon üretmekte zorlanıyor ilk 30 dakikada, Fulham kanatlardan gelen ortaları değerlendirecek pivot santrafor yokluğunda, Villa 3. bölgede top tutacak oyuncusunun olmayışının sıkıntısında. Villa’nın topa yüzde 30 oranında sahip olduğu, iki takımın da rakip kaleyi bulmakta zorlandığı ilk yarıda gol sesi çıkmıyor.

24.547 taraftarın önünde Villa daha etkili başlıyor 2. yarıya ama golü 52’de Sessegnon’un ayağından Fulham buluyor. Rakip savunma arkasına sarkmakta zorlanıyor misafir takım, Fulham savunmasının ortasında Johansen hava toplarında çok etkili. Orta sahada rakipteki Cairney gibi oyunu kontrol edecek oyuncusunun olmayışı olumsuz etkiliyor Villa’yı, Gençlerbirliği’nden tanıdığımız Jedinak eski günlerinden çok uzakta. 70’te Villa kalecisi Johnstone’nun hatasını değerlendiren Ayite’nin golüyle fark ikiye çıkıyor. Velhasıl gününde ve daha iyi olan, daha çok isteyen kazanıyor. Bu sonuçtan sonra üçüncülüğe düşüyor Villa. Fulham’a gelince, o güzel mahallenin siyah beyazı zirvede arayı kapatıyor. Villa’yı anlattık kalemimiz yettiğince ama onları da unutmayalım, dönsünler artık…

En Çok Okunan Haberler