Ateş bacayı sarabilir!

Önce Suruç!.. Canlı bomba 34 gencimizi öldürdü…
Davutoğlu hükümetine göre; ‘fail biliniyordu.’ Eşkâli belliydi. Takipteydi. Ama eylem yapmadan bir müdahale yapılamazdı.
Bomba patladı.
Gençler en kalleşçe ölümle tanıştı.
Başbakan “failin parçalarını topladı!” hukuka teslim etti.
Davutoğlu’na göre “Olay çözüldü!..” Dosya kapandı.

• • •

Gençlerin basın toplantısı yapacaklarını herkes biliyordu.
Yerel yönetim de destek veriyordu.
Basın açıklaması için Kültür Merkezi bahçesine toplandıklarında hiçbir güvenlik önlemi alınmamıştı.
Tesadüfen Suruç Belediye Başkanı da Kobane’ye gitmişti!
Olay anında ne bir polis, ne de bir yerel yönetici vardı. Ölenler hep Suruç’a gelen gençlerdi.
Ülkenin çeşitli yerlerinden gelen bu gençler, Suruç’a kadar kesintisiz polis tarafından takip edildiler ancak korunmadılar.

• • •

Önce suçlu IŞİD dediler. Sonra PKK, PYD, hatta DHKP-C’ye kadar fail aradılar.
Yeter ki IŞİD’in üzerinde kalmasın diye.
Davutoğlu hâlâ IŞİD’i suçlamıyor.

• • •

Sonra Ankara.
DİSK, KESK, TTB, TMMOB gibi kitlesel sivil örgütlerin düzenlediği Barış Mitingi.
Ve Türkiye’nin her yanından gelen insanlar.
Orada bulunan insanlar sadece barış istiyordu.
Cemal Cemal’e türkü söylüyor, el ele tutuşmuş halay çekiyordu.
Kalplerinde ve akıllarında şiddetin durması vardı, ‘insanca’ yaşamak için barış diyorlardı.
2 canlı bomba patladı. 102 canımız gitti.
Kan ağladık. İnfial duyduk. Faili belli dedik.

• • •

Yetkililer, canlı bombaları bildiklerini açıkladılar.
“Zaten onlar ailece canlı bombaydı” dediler.
Davutoğlu, “Takipteydi ama eylem yapmadıkları için bir şey yapmadık” itirafında bulundu.

• • •

Kollar bacaklar koptu. Yüzlerce yaralı var. Unutuldu gitti.

• • •

Başbakan Davutoğlu; yine önce IŞİD sonra PKK, PYD diyerek laf kalabalığına boğdu.
Canlı bomba olan parçalanmış failleri biliyordu ama arkasındaki gerçek örgütü hep es geçti.
Sonra ağzındaki baklayı açıkladı. “Ankara bombasından sonra oylarımız yüzde 43’e çıktı.”
“Van’da da bombaların patlamasını istemiyorsanız bize oy verin” dedi.
Halkımız da korktu ve oylarını verdi.

• • •

Türkiye bu güne kadar IŞİD’i görmezlikten geldi.
Esad gitsin diye el altından besledi.
1500 TIR dolusu silah gönderildi.
Dolaylı ya da dolaysız, BOP Eşbaşkanı ya da Ortadoğu’da emelleri olan biri olarak IŞİD ve Suriye muhalefetini besledi. İstanbul’da ÖSO adına toplantılar yaptı.
Bir komşu devletin iç işlerine karışarak, egemenliğini yok sayarak aslında terörü ve teröristi güçlendirdi.
Şimdi hiçbir şey yapmamış gibi Antalya G20 toplantısında ‘terörü’ konuşuyoruz. İnandırıcı olabiliyor muyuz?

• • •

Paris Katliamı’nı ‘İnsanlık adına’ lanetliyorum.
Benzeri katliamları yaşayan bir ülke olarak Fransa halkı ile dayanışmamızı güçlendirmeliyiz.
Dün başımıza gelenlerin acısını bilen kişiler olarak başka insanların acısını samimiyetle paylaşmalıyız.
İnsanlığa yakışan budur.

• • •

Bu vahşeti yaratanların artık yaşantımızdan çıkarılması için ciddi ve kapsamlı bir işbirliğinin ivedilikle yapılması gerektiğini söylemeliyim.
Bunun yeri BM’dir. Öncelikle tüm ülkelerce ‘terörün ortak TANIMI”’ yapılmalı.
Terör sadece güvenlik tedbirleriyle değil, aynı zamanda ekonomik, eğitim ve sosyal gelişmeyle önlenebilir.
3,5 milyarı aşkın aç ve yoksul insanın yaşadığı dünyamızda, emperyal güç olmak isteyen ülkelerin kimlik farklılıklarını ayrışma nedeni olarak körükledikleri sürece terör durmaz.

• • •

Paris Katliamı’nın zamanlamasına dikkat çekerim.
G20’nin toplanacağı gün olması açık bir ilandır.
G20 için bir araya gelen ülkelerin tamamının da terörü el altından ya da açıkça destekleyen sayısız sabıka dosyaları vardır. Aslında terörün yaratıcıları şimdi mağdurları haline gelmiştir.

• • •

Farkında mısınız bilemem ama Üçüncü Dünya Savaşı devam etmekte. Öyle düzenli ordularla, bilinen eski kurallarla süren bir savaş değil. Yani ülkeler birbirlerini vurmuyor. Dünyanın belli noktalarında kalleşçe düzenlenen saldırıların arkasında sinsice yer alıyorlar.
Terör yöntemiyle birbirilerini zayıflatıyor, ekonomilerini ele geçiriyor, sosyal yaşantılarına müdahale ediyor. Korkutuyor. Yaşamlarını karartıyor böylece kendi siyasetlerini güçlendiriyor.

• • •

Şu anda 35 yaşın altındaki gençler yıllardır internette şiddet oyunlarıyla büyüdüler. Sanal alemde yaşıyorlar. O nedenle kolayca insanın boynunu kesebiliyorlar.
Bilinmelidir ki bugün terörle oynamak en tehlikeli oyundur. Bir yandı mı söndürülmesi mümkün olmayan bir ateştir.
Ve bir anda tüm dünyayı sarabilir…

En Çok Okunan Haberler