Bağımsız İskoçya yerine özerk İngiltere verelim

İskoçya dünyanın pek çok yanındaki azınlık nüfuslar için bir heyecan yarattı. Perşembe günü yapılan bağımsızlık referandumundan olumsuz sonuç çıktı ve İngilizlerin istediği olmuş oldu. Sonuçlar açıklandıktan bir gün sonra da her medeni ülkede olduğu gibi İskoç Ulusal Partisi’nin başkanı, yıllardır bağımsızlık referandumunun bayraktarlığını yapmış Alex Salmond istifayı bastı. Sorumluluk ve demokratik siyasi ahlak sahibi liderlerden beklenen bir davranış. Sonuçta bağımsızlık isteyen İskoçyalı oranını yüzde 25’lerden yüzde 45’e çıkarmış olan bir liderin istifası tuhaf gelebilir pek çok kişiye.


Perşembe günkü referandumda 2 milyon 1926 İskoçyalı hayır derken 1 milyon 617 bin 989 kişi de evet dedi. Yani yüzde 55’e karşı yüzde 45. Bu oranlar, beklenenin üzerinde bir farkı ifade etmesine karşın aslında işin henüz bitmediğinin de göstergesi. Yüzde 10 fark yine de başa baş bir durumu gösteriyor. Bazı sorular da sorulacaktır dolayısıyla.


Örneğin İskoçya dışında ikamet eden İskoçların oy kullanamadıkları gerçeği. Özellikle Birleşik Krallık’ın diğer ülkelerinde yaşayanların oy hakkı olmaması bağımsızlık isteyen İskoçların içine sinmeyen bir durum. İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda’da yaklaşık 600 bin dolayında oy kullanma çağında İskoç yaşadığı tahmin ediliyor. İskoçya’da da yaklaşık 500 bin İskoç olmayan seçmen oy kullanma hakkına sahipti. Beklenti o ki bu iki nüfus oy kullanma hakkı açısında becayiş edilmiş olsaydı sonuç bağımsızlıktan yana dönebilirdi.


Şimdi herkes önümüzdeki maçlara bakalım havasına girse de Westminister hükümeti durumun ciddiyetini kavramış durumda. Başbakan Cameron sonuçlardan hemen sonra İskoçya’ya ve Birleşik Krallığı oluşturan diğer ülkelere daha fazla özerklik sözünü tekrarladı.


İskoç referandumu ve sonuçta bağımsızlık taraftarlarının neredeyse yarı yarıya olması etnik özerklik ve bağımsızlık cininin şişeden çıktığını gösteriyor. Bu dünyanın diğer azınlıklarını da etkileyecektir ama en çok da İngiltere’yi etkileyecektir.


Borsa ‘hayır’ sonucundan sonra rahat bir nefes aldı ancak bilinmez bir dizi özerklik reformu da kapıya dayanmış oldu. Hayır kampanyasının kazanması geçici olarak İngilizleri ve hükümeti rahatlatsa da uzun vadede daha çok çekişme olacaktır diye düşünüyorum. Sonuçta hayır kampanyası akılcı tercihler üzerinden yürütüldü. Ekonomik korku salma ekseninde yürüdü. Birlikten ayrılırsanız fiyatlar artar, ücretler, yardımlar düşer ve benzeri argümanla ‘hayır’ denmesi istendi.


Burada temel sorun İskoç bağımsızlık meselesinin anlaşılmamış olması. Bağımsızlık için destek yüzde 25-30’dan yüzde 45’e çıktıysa ve bu ademi merkeziyetçi reformlara karşın olduysa bir nedeni vardır. Nedeni tercihin akılcı değil duygusal bir karar olması. Bir ulus, bir ülke bağımsızlığını almak istiyor. Sadece iki yeni bakanlığın (dışişleri ve savunma) eklenmesi bile olsa istenen bu. Yani bundan sonra Westminister hükümeti ağzıyla kuş tutsa İskoç bağımsızlığını engelleyemez. Çünkü bugün 18 Eylül’den önce olmayan çok önemli bir dayanak noktası var: İskoçyalıların yüzde 45’i bağımsızlığa ‘evet’ dedi.


Bir başka değişiklik de, İngiltere’nin ve onun içindeki bazı bölgelerin de öteden beri özerklik istekleri var. İngiliz milliyetçileri Birleşik Krallık parlamentosunun yanında, İskoç ve Galler parlamentolarına benzer bir parlamento olmasını istiyorlar. Cornwall gibi bazı bölgeler öteden beri ayrı parlamento talebini dile getiriyor.


Ayrıca kamuoyunda yaygın kanaat İngiltere’nin değerli kaynaklarının İskoçya’ya aktarıldığı yönünde. Dolayısıyla hükümetin İskoçlara daha fazla ‘taviz’ vermesi de aslında pek mümkün olmayacak. Birleşik Krallık genelinde daha ademi merkeziyetçi bir yönetim ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi eninde sonunda İskoç bağımsızlığına giden yolu destekleyecek.


İskoçlara daha çok ayrıcalık paketinin en başında gelir vergileri üzerinde daha çok kontrolün yerel yönetimlere devri geliyor. 2016 veya 2017 yılında bunun uygulanması bekleniyor. Muhafazakâr Parti’nin olası bir İngiliz parlamentosunda sürekli çoğunluk olma ihtimali var ve bu İşçi Partisi’nin en büyük korkusu. Muhafazakâr ve milliyetçi siyaset İngiltere için bu yönde baskı uygulayacaktır. Dolayısıyla anaakım siyasi partiler, İskoç bağımsızlığını engelleyelim derken karşılarında İngiliz özerkliğini bulacaklar.


İskoç Ulusal Partisi ilk milletvekilini kazandığında büyük sürpriz olmuştu. Ondan kabaca yirmi yıl sonra, ikinci iktidar döneminde yüzde 50 sınırına dayanmış bir desteğe ulaştı. Bundan sonrası sadece bağımsızlık referandumunun tekrarına bağlı. Beş ya da on yıl içinde Büyük Britanya birliğine elveda diyeceğimiz neredeyse kesin.

En Çok Okunan Haberler