Bakanlar Kurulu sonrası Bekir Bozdağ'dan açıklamalar

Bakanlar Kurulu, Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında toplanırken, Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Bozdağ "Türkiye'nin Afrin de işi bitmemiştir. Daha bizim yapacağımız çok iş vardır" dedi. Bozdağ ayrıca "Avusturya Başbakanı Sayın Kurz, tabi devlet tecrübesi yeteri kadar olmadığı için Türkiye'nin zannedersem önemini kavrayamamış durumda" açıklamasında da bulundu.

Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, şu açıklamalarda bulundu:

RUSYA’DAKİ AVM YANGINI

"Bakanlar Kurulu, Başbakanımız Binali Yıldırım başkanlığında toplandı. Gündemindeki iç ve dış konuları değerlendirdi. Öncelikle şunu ifade ederim ki Rusya'nın Kemerovo şehrinde bir alışveriş merkezinde meydana gelen yangında 64 kişinin hayatını kaybetmesi, Türkiye'de büyük bir üzüntü uyandırmıştır. Bu vesileyle Rus halkına ve Rusya Devleti'ne, Türkiye adına başsağlığı dileklerimizi ve taziyelerimizi iletiyoruz. Yangında yakınlarını kaybedenlere, ailelere sabır ve başsağlığı diliyoruz. Yaralılara acil şifalar diliyoruz."

AFRİN OPERASYONU

"Bildiğiniz gibi Zeytin Dalı Harekatı 20 Ocak'ta başladı ve başarılı bir şekilde planlandığı gibi ilerledi ve önemli başarıların altına imza attırdı. Harekatın başladığı günden bugüne kadar toplam 49 kahraman Mehmetçiğimiz şehit olmuş, 228 kahraman Mehmetçiğimiz yaralanmıştır. Teröristler tarafından Afrin bölgesinden Türkiye sınırları içerisinde gerçekleştirilen saldırılarda 7 sivil vatandaşımız şehit olmuş, 125 sivil vatandaşımız da yaralanmıştır. Bu vesileyle bir kez daha şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, yakınlarına ve aziz milletimize başsağlığı ve sabır diliyorum. Yaralılarımıza da acil şifalar diliyoruz. Buna karşılık harekat kapsamında PKK, KCK, PYD, YPG ve DEAŞ terör örgütü mensubu 3 bin 755 terörist etkisiz hale getirilmiştir. 282’si köy, 50’si kritik nokta olmak üzere 332 bölge kontrol altına alınmıştır. Kontrol altına alınan toplam alan yaklaşık 2 bin kilometrekaredir."

“AFRİN AFRİNLİLERİNDİR"

"Değerli basın mensupları, başından da ifade ettiğimiz gibi Afrin Afrinliler'indir. Türk Silahlı Kuvvetleri bölgede işgalci değildir. Afrin'i gerçek sahiplerine teslim etmek, bölgeyi terörden arındırmak, bölge halkını teröristlerin baskı ve zulmünden kurtarmak için oradadır. Şu anda kontrol tamamen Türk Silahlı Kuvvetleri'nin elindedir. Bölge halkını tehdit eden terör unsurları bölgeden uzaklaştırılmıştır. Teröristler, Türk Silahlı Kuvvetleri karşısında direnemeyeceğini anladıkları için kalmışlardır. Planlı bir çekilme söz konusu kesinlikle değildir.

SİVİLLERİN ZARAR GÖRMEMESİ

"Bu harekat süresince Türk Silahlı Kuvvetleri bölgede yaşayan herhangi bir sivilin zarar görmemesi için azami gayret göstermiştir ve neticede harekat boyunca herhangi bir sivilin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin saldırısında ölmesi veya öldürülmesi bir yana burnunun kanaması dahi söz konusu olmamıştır. Bu, Türk Silahlı Kuvvetleri için büyük bir başarıdır. Ordumuzun bu başarısı diğer ordular ve ülkemizin bu başarısı diğer ülkeler için örnek olan bir başarıdır. Bu nedenle de Türkiye'yi siviller üzerinden suçlayanların, Türkiye'nin sivil hassasiyeti göstererek terörle mücadelenin nasıl olduğuna dair ortaya koyduğu bu başarıyı takdir etmemeleri de manidardır. Biz beklerdik, Türkiye'yi bu noktada takdir etsinler ama maalesef takdir etmediler. Harekat süresince camiler, mabetler, okullar, hastaneler, meskun mahallere herhangi bir saldırı yapılmamıştır ve bunlardan bir tahribat bir yıkım söz konusu olmamıştır. Bu konuda da azami bir hassasiyet gösterilmiştir. Harekat şu anda devam etmektedir ancak bölgeden kaçan teröristler biz de biliyoruz ki bölgede pek çok mayınlı ve EYP'li tuzaklamalar yapmıştır. Şu anda bölgede yaşayan siviller için tek tehdit, terör örgütlerinin mayınlı ve EYP'li tuzaklarıdır."

Türk Silahlı Kuvvetleri uzman ekipleriyle bölgede tuzaklanmış mayınları, eypleri tek tespit edip imha çalışmalarını yürütmektedir. Şu ana kadar da epey tespit ve imhayı başarmıştır. Bu imha çalışmaları, tespit ve imha çalışmaları tamamlandıkça, bölge diğer kişiler için de güvenli hale geldikçe, bütün alan sivillere tamamen açılacak ve onların yerleşmeleri temin edilecektir. Şu anda önemli mesafe alındı ancak daha yapacak orada epey bir çalışma var. Türk Silahlı Kuvvetleri bu çalışmaları devam ettirmektedir.

İNSANİ YARDIMLAR.

"Tabii EYP ve mayınlı tuzakların temizlenmesi sürerken öte yandan da bölgedeki sivillerin acil insan ihtiyaçlarını giderilmesi için de Türkiye harekete geçmiştir. Bu kapsamda gerek AFAD, gerek Kızılay, gerek Türkiye Diyanet Vakfı, gerekse başkaca sivil toplum örgütleri insani yardımlar bölgede yapmaktadır. Şu anda 106 ayrı noktada 8 bin 100 aileye insani yardım ulaştırılmıştır ki bu yaklaşık 40 bin kişiye yardım anlamına gelmektedir. Bölgedeki 5 hastane, 11 sağlık ocağının çalışır hale getirilmesi için çalışmalar devam ediyor. Ancak bu arada bölgedeki kişilerin sağlık ihtiyaçlarının karşılanması için de acil sağlık hizmetleri Türkiye tarafından sürdürülmektedir. Ayrıca bölgede bulunan 351 okulda yaklaşık 85 bin öğrenciye eğitim hizmet sunulması için de çalışmalar sürdürülmektedir. 180 tane mabet vari, cami, bunlardan 70’i kapatılmış durumda ve tamamına yakınında hasarlı durumda. Bunlarla ilgili de hazırlıklar, çalışmalar yürütülmektedir. Bunların kısa sürede ibadete açılması için de çalışmalar yapılacaktır. Tabii bu hasarlar terör örgütleri tarafından verilmiş ve oradaki insanların ibadethanelerinde ibadet etmeleri maalesef engellenmiştir. Tabii içme suyu ile ilgili Afrin’de bazı sıkıntılar oluştuğunu biliyoruz. O sıkıntıları gidermek için gerekli çalışmalar yapılmıştır. Tabii bölgedeki üretimin, ticari hayatın devam etmesi için de pek çok çalışma yapılıyor ve bu çalışmalarla beraber bölgedeki hayat tamamen normalleşme sürecine girecek ve normalleşecektir.

“TÜRKİYE’NİN AFRİN’DE İŞİ BİTMEMİŞTİR"

Şu anda orada gerek üretilen zeytin ve zeytinyağı, gerek tekstil ürünleri, gerek diğer ürünlerin üretiminin aksamadan devam etmesi ve ticaretinin yapılması için de mekanizmalar oluşturulmaktadır. Ayrıca belediyecilik, eğitim, din hizmetleri, tarım ve benzeri bütün altyapı ve diğer hizmetleri sürdürülmesi için de Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde olduğu gibi kapsamlı çalışmalar bölgede sürdürülmektedir. Fırat Kalkanı'nda bu anlamda Türkiye'nin bir tecrübesidir. Bu tecrübe buraya aynen yansıtılmaktadır. Yerel meclislerin oluşturulması, yerel güvenlik birimlerinin oluşturulması çalışmalarının da devam ettiğini buradan ifade etmek isterim. Bunları şunun için anlatıyorum; Türkiye'nin Afrin de işi bitmemiştir. Daha bizim yapacağımız çok iş vardır. Deminden beri saydıklarım yapacağımız işlerden sadece bazılarıdır. Biz bölgede hayatın normalleşmesi, her türlü tehlike ve tehdidin ortadan kaldırılması sağlanıncaya kadar Türkiye orada sivil halkın güvenliğini ve diğer ihtiyaçlarını karşılamaya devam edecektir."

AVUSTURYA BAŞKANI SEBASTİAN KURZ’UN, TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİNE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

"Türkiye, AB tam üyelik sürecine büyük önem vermektedir. İlk müracatı yapıldığı günden bugüne kadar Türkiye'ye uygulanan çifte standarda ve yapılan haksızlıklara rağmen, Türkiye sabırla bu hedefi devam ettirmektedir. Geçmişte de Sayın Kurz gibi Türkiye'yi bu yoldan vazgeçirmek için konuşan başbakanlar, cumhurbaşkanları, bakanlar oldu ama şu anda onların hiçbirisi ülkelerin yönetiminde değil ama Türkiye varlığını devam ettiriyor, AB Türkiye süreci de varlığını devam ettiriyor ve bugün de bildiğiniz gibi Varna'da Cumhurbaşkanımızın da katılımıyla Türkiye-AB Zirvesi gerçekleştirildi. Şu anda zannedersem görüşmeler devam ediyor. Biz umarız ki bu zirve yeni bir kapı aralar, Türkiye'nin AB sürecine verdiği değeri muhataplarımız da aynı şekilde karşılar. Yapıcı ve olumlu yaklaşımlarla adeta donmuş durumda olan AB süreci yeni bir ivme kazanır."

"Avusturya Başbakanı Sayın Kurz, tabi devlet tecrübesi yeteri kadar olmadığı için Türkiye'nin zannedersem önemini kavrayamamış durumda. Türkiye'nin Avrupa için Avusturya için ve Avrupa'nın, Avusturya'nın geleceği için taşıdığı değeri kıdemli devlet adamları çok iyi bilirler. Esasında baktığınızda, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde, müzakereleri başlatan, kapıyı açan liderlerin de çok tecrübeli, kıdemli devlet ve siyaset adamları olduğunu görüyoruz. Benim Sayın Kurz’a tavsiyem, sokaklara değil, devlet tecrübesi olan, devlet ve siyaset adamlarına bakarak Türkiye'nin değeri hakkında karar vermesi, politikalarını ona göre geliştirmesidir."

"SAYIN KURZ'UN AÇIKLAMALARINI ÖNEMLİ GÖRMÜYORUM"

"Türkiye hukuk devleti ve demokratik ilkeler bakımından Kopenhag siyasi kriterlerini ve Avrupa Birliği değerlerini benimsemiş gereğini yapan bir ülkedir. Bugün Avusturya'da ırkçılık zirve yapmıştır ve şu anda Sayın Başbakan bu aşırıcıların, ırkçıların İslamofobyacıların adeta söylediklerini hükümet koltuğunda dile getirmektedir. Orada Müslümanlara ait, Türkler'e ait camiler kundaklanırken, orada insanlar sadece etnik kökeni ve dini inanışı farklı diye saldırıya uğrarken, bunları yapanlarla ilgili herhangi bir işlem yapmayanların, veya yapıp da gerekli müeyyideleri uygulamayanların, bunların güvenliğini sağlamayanların Türkiye'ye demokrasi dersi vermeye de, hukuk dersi vermeye de hakkı yoktur. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Türkiye teröristlerle ve terör örgütleri ile etkin ve kararlı bir şekilde mücadele edecektir. Siz Türkiye'de darbe yapanları, darbe yapmaya kalkışanları, terör yapanları, terörle ilgili eylemlerde bulunanlara kucak açarsanız, bunlara destek olursanız, teröristlerin sözleriyle ve Türkiye düşmanları sözleriyle Türkiye'ye dair değerlendirmeleri yaparsanız, bu değerlendirmenin Türkiye'de saygı görmesi mümkün değildir. Biz Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliğinin herhangi bir şarta bağlanmasına veya farklı farklı modeller üzerinde konuşulmasına kesinlikle karşıyız. Yani söylüyorlar, geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanımıza söyledi, ‘biz şöyleyiz, böyleyiz’ o zaman Avrupa Birliği üyesi ülkeler bir araya gelir, Türkiye ile ilgili bir karar alırlar, onlar da yoluna gider, biz de yolumuza gideriz. Ama bir yandan birisi böyle konuşup, öbürü başka türlü konuşup kafaları karıştırıyorlar. Biz diyoruz ki, bizim Türkiye olarak kafamız, hedefimiz net, biz tam üyelikten yanayız, bize karşı adil olunmasını, dürüst davranılmasını, verilmiş sözlerin tutulmasını istiyoruz. Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmeyen pek çok ülkenin ve Maastricht kriterlerini de yerine getirmeyen pek çok ülkenin Türkiye'den önce nasıl Avrupa Birliği'ne tam üye yapıldığını hepimiz biliyoruz. Onun için Türkiye'ye karşı objektif ve adil davranmayanların, Türkiye'ye verdikleri sözü tutmayanların Türkiye'ye yol gösterme hakkı yoktur. Onun için ben Sayın Kurz’un açıklamalarını fazla da işin doğrusu önemli görmüyorum. Onunla da meşgul etmek ülkemizi doğru görmüyorum, o konuşmasına devam etsin biz de yolumuza devam edeceğiz."

ABD İLE 3’LÜ MEKANİZMA GÖRÜŞMELERİ

"Bildiğiniz gibi ABD Dışişleri Bakanı Sayın Tillerson, Türkiye'ye geldi. Hem Sayın Cumhurbaşkanımızla hem Dışişleri Bakanımızla kapsamlı görüşmeler yapıldı. Ve arkasından ortak mekanizmalar kurulması kararlaştırıldı ve bu mekanizmalardan ilki de 8, 9 Mart tarihlerinde toplantısını Washingtonda gerçekleştirdi. Arkasından 19 Mart'ta Sayın Tillerson'la Sayın Çavuşoğlu'nun Washington da bir araya gelmesiyle bu toplantıda konuşulan konulara son şeklini vermesi bekleniyordu, ancak Sayın Tillerson’un görevden alınması nedeniyle bu görüşme gerçekleşmedi. Bunun üzerine Yeni Bakan göreve başlayıncaya kadar konunun olgunlaştırılması açısından Türkiye Dışişleri Bakanı Müsteşarı ile ABD Dışişleri müsteşarının veya bakan yardımcısının konuları bir ele alınmasında fayda olduğu karşılıklı olarak teyit edildi ve Türk Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Sayın Ümit Yalçın Bey önümüzdeki günlerde ABD gidecektir. Bununla ilgili henüz bir tarih netleşmesi yok ama bu hafta sonuna doğru olabilir ya da önümüzdeki hafta başı gitmesi söz konusu. Bunu bu açıdan ifade etmek isterim."

Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, açıklamalarına şöyle devam etti:

PATRİOTLAR KONUSU

"Patriotlar ile ilgili bildiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanımız'la sayın Trump bir görüşme yaptı. Telefon görüşmesi ve o görüşmesi sırasında Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkiler, Suriye'deki gelişmeler ve çok konu ele alındı ve verimli faydalı bir görüşme olduğu da daha sonra kamuoyuna açıklandı. Burada S-400 ler de gündeme gelmişti. Sayın Cumhurbaşkanımız da orada Türkiye'nin görüşlerini Sayın Trump’a aktardı. Trump'tan bizim daha önce hava savunma sistemi kurmak için Amerika'dan talepte bulunduğumuzu, Amerikan bize bunu vermediğini, biz de kendi ihtiyacımızı başka yerden temin ettiğimizi çok net bir şekilde ifade ettik. Tabii Sayın Trump, Cumhurbaşkanımız'a, "Biz size patriot verebiliriz" deyince, Sayın Cumhurbaşkanımız da "Biz de hava savunma sistemimizi çeşitlendirebiliriz. Türkiye olarak Amerika'dan Patriot sistemini alabiliriz" diye bir görüşme oldu ve bu görüşme Türkiye'nin bu noktadaki tavrını ortaya koymuştur. Eğer Amerika Birleşik Devletleri bize Patriot savunma sistemini verirse, biz bunu Türkiye olarak almaya hazır olduğumuzu ifade ettik. Ancak o görüşmeden sonra bu konuda henüz taraflar arasında bugüne kadar bir görüşme gerçekleşmedi. Daha önce de ABD Türkiye'ye silah konusunda bazı sözleri oldu. Ancak o sözler yerine gelmedi. Umarız ki bu önceki sözler gibi yerine gelmeyen sözler olmaz."

IRAK’TAN GELECEK YETKİLİ

"Şimdi tabi bugün Cumhurbaşkanımız'ın ifade ettiği görevli ile ilgili bugün geleceğini ifade etti ama şu anda o görevli henüz gelmedi. Benim bildiğim kadarıyla büyük bir ihtimalle istihbarat örgütümüzle görüşecek bir görevli."

“BEKLENTİMİZ, TERÖRİSTLERİN TAMAMEN SİNCAR'I TERK ETMESİDİR”

"Tabii Sincar ile ilgili konuya gelince, 25.03.2018’de yani dün, Musul Sincar’ın kuzeyindeki bölgeden, batısında bulunan Suriye sınır hattına doğru Arap nüfusunun yoğun olduğu Fal köyüne kadar, Irak ordusunun ilerlediği, bugün de Irak-Suriye sınırında Musul Rabia’dan Sincar batısındaki Um-Al Jaris’e kadar olan bölgeyi kontrol altına aldığına dair bilgiler var. Bu bilgiler, istihbarat örgütümüz tarafından da teyit edilmiş bilgilerdir. Akşama doğru yapılan açıklamalar var Irak tarafından, bu açıklamaları da Türkiye yakından takip etmektedir. Alandaki bütün hareketleri bütün değişimi Türkiye olarak yakından takip ediyoruz. Beyanların alandaki hareketlilikle uyumlu olup olmaması bizim için son derece önemlidir. Eğer beyanlar alandaki hareketlilikte uyumluysa bizim için kıymetlidir. Aksi takdirde tabi o beyana itibar etmemiz söz konusu değildir. Ancak bununla birlikte burada şunu da ifade etmekten fayda görüyoruz, terör örgütünün Sincar'dan çekildiği izlenimini uyandırmak için, farklı üniforma, flama veya bayrak adında bez parçalarının altına veya başka bir isim altına gizlenerek bölgede varlığını devam ettirmesi ile Türkiye olarak kabul etmemiz mümkün değildir. Bizim burada beklentimiz, isteğimiz, teröristlerin üniforma değiştirerek bölgede kalması değil veya flama değiştirerek bölgede kalması değil ya da başka ad altında bölgede varlığını devam ettirmesi değil, teröristlerin tamamen Sincar'ı terk etmesidir, oradan uzaklaştırılmasıdır. Umarız ki, Irak ordusu Türkiye'nin bu beklentisi doğrultusunda orada teröristlerin farklı üniforma, unvan, flama, bez parçası veyahutta isim adı altında bölgede varlığını devam ettirmesine izin vermez. Eğer böyle bir şey olursa, Türkiye o zaman gereğini yapmakta tereddüt etmez. Biz arzu ediyoruz ki, dost ve kardeş ülke Irak, Türkiye'ye ihtiyaç duymadan buradaki terör unsurlarını tamamen temizlesin." (DHA)

En Çok Okunan Haberler