Bakanlığa hacamat, sülük itirazı: Bilimsel veri olmadan hastalar tedavi edilmez

Kanser haftası öncesi hastalar ve hekimler, Ankara’da düzenlenen Ulusal Kanserli Hastalar Kongresi’nde buluştu.
13. Ulusal Kanserli Hastalar Kongresi, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi’nde gerçekleştirildi. Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü’nün (UICC) himayesinde, Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği tarafından düzenlenen kongre hekimler ve hasta yakınlarının katılımıyla gerçekleştirildi. 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında uzmanlar “Yapabiliriz, yapabilirim” sloganı ile kanser ile mücadeleye vurgu yaptı.

Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Şuayib Yalçın, Dünyada her yıl 12 milyon insana, Türkiye’de ise her yıl 170 bin kadar insana kanser tanısı konulduğuna dikkat çekerek nüfusa bağlı olarak kanserin artıyor gibi gözüktüğünü ama yaşa, orana ve hıza bakıldığında bu hızın Türkiye’de ve gelişmiş ülkelerde azalmaya başladığının görüldüğünü açıkladı.

Prof. Dr. Yalçın, kanserle mücadelede bireylerin mutlaka kendiyle ilgili yapabilecekleri şeyler olduğuna vurgu yaparak “Öncelikle her bir bireyin kendine düşen sorumluluklarını yerine getirip, kendi farkındalığını sağlaması lazım. Kilo kontrolü ve sağlıklı yaşam tarzını benimseyip kanser kontrollerinden yararlanması lazım. Biz kanserden korkmamak, sağlık hizmetlerine başvurmak gibi temel yaklaşımları anlatıyoruz. Hastalar mücadelede yalnız değiller. Bununla ilgili hem bürokratik hem de uluslararası alanda bir şeyler yapılmalı’’ ifadelerini kullandı.

‘İspatlanmış yöntemler önemli’
Sağlık Bakanlığı’nın hacamat, sülük, akapunktur, bitkisel tedavi gibi geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını bilimsel bulmadığını belirten Prof. Dr. Yalçın ‘’Biz bir şeyin geleneksel ya da doğal olmasına bakmıyoruz, bu ikinci plan. Hastaların bilimsel veri olmadan tedavi edilmesine karşıyız. Hastalarımıza bilimsel veriler oluşturulmadan tedavilerini yapıp bunun da ticarileşerek ortaya konmasına karşıyız. Çünkü insan hayatı önemlidir. Her şey bilimsel verilere dayalı olmalı ve takip edilmelidir” dedi.

Aynı konuda Prof. Dr. Tezer Kutluk ise “Kanser, yanlış veya eksik tedavi edildiği zaman yüksek oranla ölümle sonuçlanan ama doğru tedavi edildiğinde çok ciddi başarıların elde edildiği bir hastalık grubudur. Bu nedenle ispatlanmış yöntemlerin yerini hiçbir şey alamaz” şeklinde konuştu. Haber Merkezi

***

“Hareketsiz yaşam, bazı kanser türleriyle yakından ilişkili”

Prof. Dr. Özlem Er, masa başı çalışanların kanser ilişkisine dikkat çeken bir açıklama yaptı. Masa başı çalışanların kanser olma ihtimalinin yüksek olduğuna değinen Prof. Dr. Er, açıklamasında“Masa başı çalışıp, hareketsiz kalanlar, kolon kanseri, rahim kanseri ve akciğer kanseri riskini daha yüksek yaşıyor. Özellikle telefon, bilgisayar, televizyon karşında geçirilen zaman, bunda ciddi pay sahibidir. Hareketsiz yaşam; iskelet, kas, dolaşım, solunum, sindirim, boşaltım sistemi, endokrin sistem gibi vücuttaki pek çok mekanizma, pek çok sistem üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Bunların yanı sıra hareketsiz yaşam, bazı kanser türleriyle de yakından ilişkili.

Özellikle 10 yıldan fazla masa başı iş yapanların kanser olma ihtimali, hareketli iş yapanlara göre iki kat daha fazla. Hareketsizliğin yanı sıra, sağlıksız yiyecek ve içecekleri daha fazla tüketiyor. Ayrıca bu hareketsizlikten vazgeçmeyenler sigaraya daha kolay başlıyor.” ifadelerini kullandı.

En Çok Okunan Haberler