Başı dönen sadece ümmet değil: Yandaş öfkeli, hükümet suspus

Türkiye’yi 15 yıldan fazla bir süredir yöneten zihniyetin, “ümmetin başını döndüren” zikzaklarını bu sütunda sıralamaya kalkışsam, editörüm Demet (Sargın) Hanım’dan yine zılgıt yiyeceğim: “Bülent Bey yine 5 bin vuruşu geçtiniz ama… Son kutuyu koymasak olur mu acaba?”

O son kutuyu kurtarmak için zikzaklara hiç girmeyeceğim. Ama son günlerde hükümetin dönüş hızına, “yavuz” medyanın bile yetişemediğini kayda geçireyim. Hani son olarak hükümetin hangi pozisyonda kaldığını unuturcasına manşetler atmaya devam ediyorlar.

“Nazi”ydi, gerçek oldu
Almanya ile son bir yılda yaşanan süreç malum. Hükümet, “Nazi zihniyetinin artığı” dediği Almanya ile yine dost olmaya karar vermiş son kertede. “Gonuşmadan geçmesi” ile tanınan Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu, en son Alman muhatabı Gabriel’in evinde demli Türk çayı içiyordu. Erdoğan’ın da Merkel’i Türkiye’ye davet edeceğini “müjdeliyordu” hatta.

Üzerinden çok geçmedi, sadece birkaç gün... Gabriel’in partisi SPD, Merkel’in CDU’su ile koalisyon kurmaya karar verdi. İki parti, koalisyon protokolünde Türkiye konusunda bakın ne kararlar aldılar:

“Türkiye ile müzakerelerde açık fasıllar kapatılmayacak, yenisi açılmayacak, vize serbestisi olmayacak, Gümrük Birliği genişletilmeyecek.”

SHA bültenleri gecikiyor
Hani Berlin Kreuzberg’de Türk bakkalının camı kırılsa kıyametleri koparan iktidarımız, Türkiye’yi resmen kapının önüne koyan mutabakata karşı çıt çıkarmadı. Ama yandaşlarını da uyarsaydı keşke. Dünkü Akşam gazetesi, hükümetin bir önceki pozisyonunda kalmış olmalı ki Nazi’li manşetlerden birini daha attı. Birinci sayfada “Dummkopf (Aptal) Koalisyon” diyen yandaşlar, içeride ise “Nazi Koalisyonunun Türk Düşmanlığı” başlığını kullanmış.

Belli ki malum medyayı koordinasyonla görevli Saray Haber Ajansı’nın (SHA) bültenlerinde gecikme var. Hani Saray’dır, “5’ten büyük” dünyayı yönetiyor, o yüzden arada küçük aksamalar olabilir. İyisi mi yandaşlar kendilerine çekidüzen versinler. Ankara’nın “en son güncellenen pozisyonu”nu görmeden manşet atmasınlar.

***

Milkport gazeteciliği: Aynaya küfretmek!

Milkport gazeteciliğinin beşiği Yeni Şafak’ın dünkü birinci sayfasında, aynada gördüğüne küfür tadında bir haber vardı. Merkez Bankası’nın her yıl yaptığı Beklenti Anketi’ni yerden yere vurmuş gazete.

Adı üstünde anket… Reel sektör, finansal sektör temsilcileri ve profesyonellerden gelen yanıtlarla şekilleniyor.

Her yıl aynı çevrelerin katıldığı anketin sonuçları, belli ki bu yıl Yeni Şafakçıların “beklenti”lerini karşılamamış.

Nasıl karşılasın ki... Enflasyon da, cari açık da, döviz kuru da hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Plan’ın üzerinde çıkmış. Milkport matbuatı da, “Merkez Bankası’ndan anket saçmalığı: Bozacının şahidi şıracı” başlığı atmış. Ortaya çıkan gerçeklere tahammül edemeyenler, bakalım güneşi ne zaman balçıkla sıvayacaklar.

***

Ona ne diyorlar?

Malum, devletin kabul günleri vardır. Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ı ziyaret ederler her hafta. Haberlerde “haftalık olağan görüşme” olarak geçer.

Binali Yıldırım’ın Başbakan olmasından bu yana çokça merak ettiğim bir şey var. Orgeneral Akar ve Hakan Fidan’la yaptığı görüşmeler nasıl geçiyor?.. Saray’ın tek güç haline gelmesinden sonra, Başbakan’la herhangi bir şey paylaşıyorlar mı acaba?

“Cumhurbaşkanı’nın sözünün üzerine söz mü söyleyeceğim” diyen bir Başbakan’a danışacakları bir şey ya da verecekleri bir bilgi de olmaz sanki…

Kim bilir, belki Yıldırım, otobüs şoförlüğü yaptığı yılları anlatıyordur...

***

Sezen bu sözlerle ne yapmak nereye varmak istemektedir?

Güneş gazetesi malumunuz… “Yavuz medya”nın mahalle berberi tipi en küçük temsilcisi. Saray uçağında kombinesi olan yayın yönetmeni, hükümet Atatürkçü olmaya karar verdiğinde, televizyonda “İzmir Marşı” okumuştu en son. Enis Berberoğlu’nun kızı hakkında alçak manşetlerini hiç tekrarlamayalım.

Bu gazetenin dünkü manşeti, gerçekten sürrealizmin sınırlarını zorluyordu. “Sezen Sana Söylüyorum, Yaman Dede Sen Anla” başlıklı habere göre, Mehmet Altan’ın geçen hafta kendisini ziyarete gelenlere ilettiği, Sezen Aksu’dan 15 şarkılık CD talebi bir şifreymiş. Bir hafta sonra AYM’nin Altan için tahliye kararı vermesine dikkat (!) çekmiş gazete.

Aksu’nun babasının, Gülencilere ait bir kolejin kurucusu olmasından hareketle, bütün bu olan bitenin bir FETÖ komplosu olduğunu yazmışlar. Ama manşetin ennnn çarpıcı unsuru resimaltında gizliydi. Allahtan, dibine kadar okumuşum...

Sezen Aksu’nun 15 Temmuz’dan önce piyasaya çıkan, Tarkan’ın seslendirdiği “Cuppa” adlı şarkısını pek manidar bulmuş Güneş editörleri: “O parçanın ‘Çaresi yok yanacağız biz de’, ‘Kopuşta millet’ ve ‘Hey tayfa, geri adım atma’ gibi darbeyi çağrıştıran bölümleri tartışma konusu olmuştu...”

Mehmet Altan’ın “subliminal darbe mesajı vermekten” tutuklu olması yetmemiş anlaşılan. Sezen Aksu’nun şarkı sözlerinde subliminal sondajlar devam ediyor belli ki. "Keskin Bıçak"tan cinayet, “Tutuklu”dan Silivri’de isyan, “Tükeneceğiz”den iktidara mesaj, “Her Şeyi Yak”tan kundaklama çağrısı çıkarmazlar umarım...

En Çok Okunan Haberler
  • Düşünün ben bir ev hanımıyım. Bir gün eve geliyorum, beyimin altında bir araba. Mersedes S500 filan... Pahalı... Biz ise orta
  • Kocaeli Gaziantep Tanıtım Günleri'nde kapalı fuar alanında kebap yapılırken oluşan duman her yeri kaplayınca Mehmet Erdem'in
  • “Bu yaşadıklarımız bir kriz değil manipülasyondur. Dışarıyla da alakalıdır. Bu süreç de geçilecek. Geçmişteki her iki kriz
  • Habertürk’ten Sevilay Yılman, İstanbul Atatürk Havalimanı’nın yeni yerinde bundan böyle Abdülhamit Han Airport diye anılacağını