Başka Sinema'da bu hafta

Kariyo & Ababay Vakfı işbirliği ile hayata geçirilen ve sinemaseverlerin bağımsız filmleri yıl boyunca izlemelerine sağlayan Başka Sinema'da bu hafta vizyonda, Zama, Atölye, Düş Kırgınları, Hiçbir Zaman Burada Değildin, Renksiz Rüya, Kar, Martı, Sevgisiz, Thelma ve Mary Shelley filmleri yer alacak.

ZAMA


Don Diego de Zama, İspanyol Krallığının Güney Amerika doğumlu bir memurudur. Kraldan, onu çürüten bu yerden daha iyi bir yere terfi ettirmesi için bir mektup beklemektedir. Zama terfisini gölgeleyecek hiçbir şey olmaması adına elinden geleni yapmaktadır. Birbiri ardına gelip giden valilerin verdiği her görevi büyük bir itaatle kabul etmeye zorlanmaktadır. Yıllar yılları kovalar ama kraldan beklenen mektup asla ulaşmaz. Zama, her şeyi kaybettiğini anladığında bir grup askerle tehlikeli bir eşkıyanın peşine düşer.

ATÖLYE


Marsilya yakınlarındaki küçük La Ciotat kasabası, mevsim yaz… Bir grup genç yazar adayı, bir atölye çalışması için ünlü yazar Olivia Dejazet’in rehberliğinde bir araya gelir. Gençlerden kasabanın endüstriyel geçmişiyle de bağ kuracak bir suç romanı yazmaları istenir. Romanında yarattığı katil karakterle kendini rahatsız edici şekilde özdeşleştiren ve asabi tavırlarıyla sivrilen genç Antoine, atölyenin gidişatını tamamen değiştirecektir. Fransız sinemasının en önemli yönetmenlerinden Laurent Cantet, kurgu ve yaratıcısı arasındaki ilişkiyi masaya yatırdığı, Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilen yeni filminin senaryosunu, Kalp Atışı Dakikada 120 ile dikkat çeken Robin Campillo ile birlikte yazdı.

DÜŞ KIRGINLARI


1998 yılında Rum köyleriyle ilgili araştırma yapmak için Eski Foça’ya gelen genç ve güzel Şafak Karayel Oteli’nde kalır. Şafak, Kuzey’e aşık olur, Kuzey Şafak’ı sadece sever. Şafak, beş kez Kuzey’den ayrılır, ama geri döner… Arabasıyla çıktığı son ayrılışında kaybolur. Tüm aramalar sonuçsuz kalır, Şafak kayıptır. Kuzey, arkadaşı Balıkçı Yunus ile birlikte Şafak’ı beş yıl boyunca aramaya devam eder…

2003 yılında otele Çiğdem gelir. Kuzey’in abisinin yardımcısı olan Çiğdem iflas etmekte olan otelin borçlarını üstlenir ve oteli kurtarır. Bu sürede Çiğdem de Kuzey’e ilgi duyar. Bu, Kuzey’e sadece Şafak’ı yine yeniden hatırlatır.

Balıkçı Yunus’un Şafak’ın arabasının kalıntılarını deniz altında bulduğunu söylemesinden sonra Kuzey otelden ayrılır. Şafak’la buluşmaya aynı yere gider…

HİÇBİR ZAMAN BURADA DEĞİLDİN


Mesleğinde bir ömre yetecek kadar şiddete tanık olan Joe, geride kalan hayatını, seks ticareti için kaçırılan kızları kurtararak kazanmaya başlamıştır. New York senatörünün kızını kurtarması için kiralandığı zaman ise bir komplo ağının içine sürüklenir. Joe kısa sürede, kendisini ölü görmek isteyen düşmanlarıyla savaşmak zorunda olduğunu kavrayacaktır…

Jonathan Ames’in aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanıp yönetmenliğini 2011 yapımı üçüncü metrajı We Need to Talk About Kevin‘ın ardından ilk filmini yöneten Lynne Ramsay‘in üstlendiği film, dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde yapıp festivalden En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Senaryo dönmüş, arkasından kayıplara karışmıştı. Türkiye prömiyerini 37. İstanbul Film Festivali’nde yapan Hiçbir Zaman Burada Değildin’in başrolünde filmdeki performansı oldukça beğenilen Joaquin Phoenix yer alıyor.

RENKSİZ RÜYA


90’lı yılların karanlık politik olaylarının ortasında kalan Mirza, bu uğursuz, süreğen durumun mağduru olmaktan kurtulamamıştır. Annesinin ölümünün ardından iyice içine kapanıp gördüğü kötü rüyalarla savaşmaya çalışan Mirza’nın hayatı, Mir Ahmed’in bir süreliğine evlerine misafir gelmesiyle değişir. Renksiz Rüya, kuşatılmış bir zaman aralığında çocukluk, matem ve hayallerin hikâyesini, bir çocuğun yaşam ritmi ve farkındalığı üzerinden anlatıyor.

KAR


Müzeyyen, toplumsal ahlak çizgisinin altında yaşayan genç bir kadındır. Kavgaya, uyuşturucuya bezenmiş hayatını kendine benzeyen arkadaşlarıyla paylaşıyordur. Kardeşi Ali onun varlığını yeni öğrenmiş, onunla tanışmaya Bolu’dan kendi burjuva, başarılı eğitim hayatını yarıda bırakıp Antalya’ya gelmiştir. Meşru çocuk Ali sınanmadığı günahlarla, gayr-i meşru çocuk Müzeyyen ise Ali’nin getirdiği umutla imtihan olacaktır.

MARTI


İzmir’in Torbalı ilçesinde geçen hikayede Yakup küçük bir tavuk çiftliğinde bakıcı olarak çalışmaktadır. Genç karısı Mediha ile oldukça tekdüze bir hayat sürerlerken, çiftliğe Rıza ve karısı Nurgül gelir. Bu yeni ikilinin dışarıdan bakınca oldukça eğlenceli bir hayatları vardır ancak beraber yaşamaya çalışmalarıyla mekan giderek daha dar ve boğucu bir hale gelecek ve karakterlerin gerçek yüzleri yavaş yavaş ortaya çıkacaktır. Film 37. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma kategorisinde Altın Lale için yarıştı ve Tallinn Film Festivali’nde yer aldı.

SEVGİSİZ


Zhenya ve Boris, bıkkınlık, nefret ve karşılıklı suçlamalarla tükenen evliliklerini sonlandırmak üzeredir. Boşanma işlemlerini başlatmadan çok önce hayatlarına birileri giren ikili yeni bir başlangıç yapmak için sabırsızdır; ta ki tartışmalarından birine kulak misafiri olan 12 yaşındaki oğulları Alyosha ortadan kayboluncaya kadar. Günümüz Rus sinemasının büyük ustası Andrey Zvyagintsev, şiddetle, kavgayla ve sevgisizlikle yoğrulmuş, hayalleri yıkılınca ağlamayı bile unutmuş Rus toplumunun portresini çiziyor bu filminde. Sevgisiz, bu yıl Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü’nün sahibi oldu ve Rusya’nın Oscar adayı seçildi.

THELMA


Norveç’in en önemli sinemacılarından Joachim Trier bu kez gerçeklikten bir nebze uzaklaşıyor ve âşık olunca doğaüstü güçlere kavuşan bir genç kızın hikâyesini beyazperdeye aktarıyor. 1980’lerin Japon animeleri, Stephen King romanları ve synthesizer müziklerinden ilham alan filme adını veren Thelma, kasabadaki hayatını ve dindar ailesini geride bırakarak Oslo’ya, üniversitede biyoloji okumaya giden çekingen bir kızdır. Burada, güzel sınıf arkadaşı Anja’ya âşık olur, ancak bu durum Thelma’ya fazla ağır gelir. İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale kazanan Reprise / Tekrar ve Oslo, 31 Ağustos filmleriyle tanıdığımız Joachim Trier’in özel efektlerden destek alan ve Norveç’in Oscar adayı seçilen filmi Thelma, uluslararası prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yaptı.

MARY SHELLEY

Son dönemin yükselen yıldızlarından Elle Fanning “Frankenstein’a hayat veren yazar Mary Shelley” rolünde. Gerçek hayatı da yarattığı ölümsüz karakter Victor Frankenstein kadar fantastik ve ilgi çekici olan Mary Wollstonecraft, 1800’lerin ilk çeyreği Londra’sında henüz 17 yaşındayken dönemin en gözde romantik şairi Percy Shelley’e âşık olur. İki edebiyat tutkununun sarsıcı ve kural tanımayan aşkı, yaşayacakları kişisel trajedilerin de etkisiyle Mary’nin yazma arzusunu ateşler. Dünyanın ilk bilim-kurgu romanı olarak nitelenen, kuşaktan kuşağa bir korku klasiği olarak aktarılan “Frankenstein ya da Modern Prometheus”, zamanının çok ötesinde bir eser olarak modern çağa karşı romantik bir başkaldırı başlatır. Dünya prömiyerini Uluslararası Toronto Film Festivali’nde yapan filmde Elle Fanning’e Douglas Booth, Maisie Williams ve Tom Sturridge eşlik ediyor.

En Çok Okunan Haberler