Bektaşi dergâhı camiye çevrilirse

Herkesin inancına saygılıyız” diyenler, Osmancık’taki tek Alevi dergâhına tahammül etmediler. Dergâhı 139’uncu camiye çevirdiler. Torunları ecdatlarını aratmıyor.

Çorum Osmancık’ta bulunan Koyunbaba Türbesi de, diğer Alevi dergâhları gibi, Osmanlı tarafından işgal edilmişti. Aleviler yıllardır, “Hacı Bektaşi Veli’nin fukaralarına ait” diye anılan bu mekânda, cem oldular, muhabbet edip semah döndüler.

Artık “devletin Alevilik algısında değişim olmuştur” ve AKP’nin “Alevi açılımı” “iyimserliğine” kapılan Aleviler, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi’nin öncülüğünde Koyunbaba Dergâhı-Türbesi’nin devrini talep ettiler. Diyanet “Tekke ve Zaviyeler Kanunu”nu gerekçe gösterip “olmaz” dedi. Yargı da onayladı. Asıl gerekçe, Alevi gerçeğinin tanınmamasıdır.

Çünkü dün, Cumhuriyet’in temel yasalarından Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nu değiştirmek için Alevileri kullanmak isteyen AKP, bugün bu kanunu Alevi taleplerine karşı kullanıyor. Oysa Tekke ve Zaviyeler Kanu’nu, Sünni/Hanefi mezhebinin aksine, Aleviler aleyhine kullanılmıştır. Egemen mezhebe mensup olan cemaatlere/tarikatlara ait mekânlar bir bir geri açılırken, Alevilere bu haklar verilmemiştir.

Dergâh Alevilerindir.

Yüzlerce Alevi-Bektaşi dergâhından biri olan Koyunbaba Dergâhı, Alevilerin inanç merkezidir. Çorumlu Aleviler “Halkımızın inanç ve ibadetlerinin yerine getirilmesi, bakım ve temizliğini yapmak” için, 2013 yılından itibaren defalarca Tokat’taki Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ve Çorum Valiliği’ne başvurarak dergâhın iadesini talep ettiler.

Çünkü Aleviler, bu mekânda, kendi inançlarını yaşamak, kendileri hakkında üretilmiş iftiraları ve nefret söylemini boşa çıkarmak, Sünni yurttaşlara Aleviliği anlatmak ve tanıtmak istiyorlardı. Devlet ise Sünni çoğunluğun yaşadığı Osmancık’ta, savunmasız konumda olan Alevilere, dışlama ve ötekileştirme politikasını sinsice uyguluyordu.

Alevilerin dilekçeleri dikkate alınmıyor ve hemen cevaplanmıyor. Aleviler ısrar edip, beşinci dilekçeyi yazıyor. İlk dilekçe 2013, son dilekçe 18 Haziran 2015 tarihli. Valilik, 4 yıl sonra 18 Ağustos 2017 tarihinde “Koyunbaba Türbesi mescittir ve mescide de imam atanmıştır” diyerek, devrinin mümkün olmadığını bildiriyor. İlginç olan; dilekçelere cevap verilmeyen süre içinde, 2014’te düzenlenen bir dilekçeye istinaden Koyunbaba Dergâhı’nın Osmancık Müftülüğü’ne devrediliyor. Yani 2013 tarihli Alevi dilekçesine 2017’de olumsuz cevap verenler, 2014 tarihli Sünni dilekçeyi, 2014’te olumlu cevaplıyor.

Özetle, AKP’nin “Alevi Açılımı”ndan cemevi yerine “Koyunbaba Camisi” çıktı! Aleviler iade beklerken, dergâh camiye çevrilip imam atandı. Orası artık cami, Sünniler namaz kılıyor, kuran kurslarına gidiyorlar. Dergâhı camiye çevirmek, sadece bir inanç özgürlüğü ihlali değil, aynı zamanda toplumsal barışın yok edilmesidir. Kamu gücüyle ideolojik ve mezhepçi işgalidir. Çünkü karar ile inkar edilen Aleviliktir!

Diyanet hukuki değil, ideolojik

Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) karara ilişkin, “milletçe dayanışma ve bütünleşme ilkelerine de uygun düşmemektedir” diye savunma yapıyor. Alevilere ait dergâha el koymak, 139 caminin olduğu ilçede, tek Alevi-Bektaşi dergâhına tahammül göstermemek, ‘milletçe dayanışma ve bütünleşme’ değil, kutuplaştırmadır. DİB’in savunması hukuki değil, ideolojiktir.

Alevilik bu ülkenin gerçeğidir ve yok sayılamaz. İnançların, ibadet yerlerinin ve kutsal değerlerin ne olup olmadığına, karar vermek ya da belirlemek, devletin görevleri arasında değildir. DİB gibi laiklik karşıtı bir kurumun hiç değildir.

Bu dava karşısında, devlet ve yargı, laiklik ilkesi gereği tarafsız kalmamıştır. Yargı ve DİB mezhepçi karar vermiştir. Tüm resmi belgelere, kaynaklara ve Koyunbaba Dergâhı hakkında yazılmış tüm kitaplara göre, bu mekân Alevi-Bektaşi dergâhıdır. Aksini iddia eden ya da gösteren tek bir delil yoktur. Yüz yıllarca cem yapılan ve Alevi-Bektaşi erkânlarının sürdürüldüğü bu tarihi, kutsal ve kültürel mekân, DİB’den alınıp asli sahibi Alevilere verilmelidir.

DİB, Sünni/Hanefi mezhebinin örgütüdür. Alevi inancına dair bu kurumdan görüş sorulması ya da bu kurumun tanım yapma hakkı, hukuka, laikliğe ve ahlaka aykırıdır.

Koyunbaba Dergâhı, Alevi-Bektaşi toplumunun haklı ve meşru hakkıdır ve bu hukuki talep yargı tarafından kabul edilmelidir. Yargı güçlü ve çoğunluk olanın değil, haklı ve meşru olanın lehine karar vermek zorundadır.

Aleviler eşit hak, eşit yurttaşlık ve eşit hukuk istiyor. Çorumlu Aleviler haklı olarak; “Bu davada hepimiz gerçekten öz kardeş miyiz yoksa üvey kardeş miyiz bu soruya cevap bulunacaktır” diyor!

Dergâha el konulması, Alevilere yönelik doğrudan dinsel ve hukuksal ayrımcılıktır. Bu haksızlık ve hukuksuzluk karşısında, sanırım önce Sünni vatandaşlar, insan hakları örgütleri Aleviler lehine ses çıkarmalıdır. Herkes olan Aleviler için, herkesin Alevi olma zamanı değil mi?

En Çok Okunan Haberler