Bir ‘baklava’ hikâyesi

Üç çocuk, bundan 12 yıl önce bir ‘lise çıkışı kavgasına’ karıştı. İçlerinden birine, yaşının yarısına yakın hapis cezası verildi. Bu yanlış düzeltilsin diye başvurulan Anayasa Mahkemesi ise delilleri ve çelişkili ifadeleri bir yana bırakıp yanlışa bir mühür daha bastı.

24 Ekim 2006’da, o dönem 18 yaşından küçük olan Mehmet* ve iki arkadaşı, Emre’yi* okul çıkışı sıkıştırdı. Emre, olay sırasında 30 lirasının cebinden alındığını söyleyerek polise şikâyetçi oldu. Üç çocuk olayın ertesi günü gözaltına alındı. Emre kendisini gasp ettiğini söylediği Mehmet ile Ahmet’i* teşhis etti. İkisi hakkında ‘yağma’ suçlamasıyla dava açıldı.

Emre, dava sırasında mahkemede verdiği ifadesinde ise, 30 lirasının çalınmadığını, annesi pantolonunu yıkarken parayı cebinde bulduğunu söyledi ve şikâyetçi olmadığını belirtti. Mehmet de mahkemedeki ifadesinde, “Emre’yi dövdüklerini ama parasını almadıklarını” söyledi.

Ama Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi bu ikinci ifadeyi dikkate almadı (nedenini bilmiyoruz çünkü kararında açıklamadı) ve Mehmet’e yağma suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezası verdi.

Mahkeme, Mehmet’in “kesici ve yaralayıcı aletleri Emre’ye göstererek cebinden 30 lira parasını aldığını, bu eylemden kurtulmak isteyen mağduru yaraladığını” ileri sürdüğü gibi bir de aslında çalınmamış olan paranın Emre’ye geri verilmediği için, cezada indirime de gitmediğini belirtti: “Sanığın, mağdurun zararını tazmin etmediği anlaşıldığından dolayı, TCK’nın 168. maddenin şartları oluşmadığı için sanığın cezasında indirim yapılmadığı…”

Yargıtay da 6 yıl 8 aylık cezayı onadı.

Ahmet ise Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Emre burada da parasının çalınmamış olduğunu tekrarladı. Bu mahkeme ikinci ifadeyi bir derecede ciddiye aldı ve Ahmet ‘yağma’ değil, ‘yağmaya teşebbüsten’ cezalandırıldı, 2 yıl 6 ay hapse mahkûm edildi.

Mehmet, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu, mahkeme geçen hafta açıkladığı kararıyla, Mehmet’in adil yargılandığına hükmetti, başvurusunu ‘kabul edilemez’ buldu.

AYM üyeleri Osman Paksüt ile Celal Mümtaz Akıncı, oyçokluğuyla alınan bu karara katılmadı ve karşıoy yazdı.

Paksüt ile Akıncı da, Mehmet’i mahkûm eden mahkemenin kararının klişe ifadelere dayandığını ve bu kadar hapis cezasına hükmetme gerekçelerini açıklamadığını, 6 yıl 8 ay hapis cezasının sadece mağdurun polisteki ifadesinin ‘samimi görülmesine dayandığını’ belirttiler. Ayrıca, mahkemedeki ifadenin neden mahkemece ‘samimi bulunmadığını’ ve dikkate alınmadığını da sorguladılar.

Hapis cezasının fazlalığıyla ilgili de şu değerlendirmeyi yaptılar: “Başvurucu [Mehmet], sırf çocuk mahkemesinde yargılandığı için, yetişkin sıfatıyla aynı yer ağır ceza mahkemesinde yargılansaydı alacağı cezanın iki katından fazla ceza almıştır.”

Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini söyleyen iki üye, Emre’nin parasının çalınmadığını söylemesine rağmen “çalındığı iddia edilen paranın mağdura ödenmemesi gerekçesiyle cezada indirim yapılmamasını” da çelişki olarak değerlendirdi.

Değerlendirdi de ne oldu? Hiç. AYM kararından dönmedi, Mehmet olaydan 12 yıl sonra bir kez daha mahkûm edilmiş oldu.

Anayasa Mahkemesi’nin kararını okuyunca ben de herkes gibi, Antep’te 21 yıl önce ‘baklava çaldıkları için’ 6’şar yıl hapse mahkûm edilen çocukları hatırladım. Bazı şeyler hiç değişmiyor.

* Yazdığım isimlerin
hepsi müstear.

En Çok Okunan Haberler