Bir hükümetin yönü ya da ‘geçen hafta!’

Geçen hafta önce Rus uçağını düşürdük. Önce; “Sınırlarımızı ihlal edene, sabrımızı test edene yapacağımız budur!” edasıyla hamasi nutuklar attık. Hatta RTE adeta yarışarak Başbakan’dan önce kahramanlığını ilan etti. Ardından Başbakan “Emri ben verdim” diyerek rol kapmaya çalıştı.

Yandaş gazeteler müthiş manşetler attılar. Durumu “Yeni bir zafer” olarak ilan ettiler. Gözünü seveyim AKP’liler, memlekete ne hoş anlar yaşattılar!..

• • •

Sonra; Putin sözü aldı. “Türkiye, Rusya’nın ABD ile bu tür olayların önlenmesi konusunda anlaşma imzalamış olmasına karşın Rus uçağını vurmuştur” dedi.

Ve ekledi “Sırtımızdan bıçaklandık.”

Sonra devam etti “Bu olay Rusya-Türkiye ilişkilerinde çok ciddi sonuçlar yaratacak!..”

Hemen arkasından Rus Dışişleri Bakanı Lavrov Türkiye gezisini iptal etti.

Başbakan Medvedev, “Türkiye ile ortak projelerin rafa kaldırıldığını, Türkiye’den ithal edilen tarım ve gıda ürünlerinin kısıtlanmasına gidileceğini” açıkladı.

Rusların Türkiye’ye gitmemesi istendi. Turizm için Türkiye’den başka bir yer bulunması istendi. Ayrıca “Seyahat acentelerinin tüm yükümlülüklerini Rusya devletinin karşılayacağı” ilan edildi.

Yani kısa bir süre içinde AKP hamaseti çöktü!..

• • •

Gerçeklere dönüldü!..

Peşi sıra gelen bu kararlar Türkiye’nin bir anda dengesini bozdu. RTE ve de Başbakan hemen ağız değiştirdi. Ama iş işten geçmişti. Kriz başladı.

İlk olarak dolar yükseldi. Türk Lirası yüzde 6 değer kaybetti. Borsa düştü. Sert satışlarla ekonomi yeni bir krize girdi. Sonra tarım ürünleri ithalatının kesilmesi nedeniyle sebze ve meyve fiyatları altüst oldu. Üreticiden alımlar durdu. Zaten perişan olan çiftçi tam ürününü satacağı bu zamanda bir darbe daha aldı.

Daha büyük Rus yaptırımı da kapıda.

Haftaya kar başlayacak. Doğalgaz vanasını kapama ihtimalleri hayli fazla. Soğuk ve karanlıkta kalan Türkiye’ye RTE ve Davutoğlu ne diyecek? Göreceğiz!

• • •

Buraya kadar ülkenin ekonomik kaybına değindim. Asıl bundan sonrası yani, yurtiçinde ve güney sınırlarımızda yaşanacak kaos bizi tedirgin etmelidir. Bu olayın siyasi yaptırımı daha acı olabilir. Türkiye işi germeden çözmelidir. Ancak Putin eline geçen bu fırsatı değerlendirmek isteyecektir. Nitekim RTE ile Paris’te görüşmek istemediğini açıkladı. Hatta bırakın aynı masa ya da yakın bir yerde bulunmayı, İklim Zirvesi’ne katılma koşulunun Türkiye ile karşı karşıya getirilmemesi olduğunu yetkililere iletti.

• • •

Lazkiye ve Tartus’taki üslerin Rusya için ne denli önemli olduğunu hâlâ Türkiye anlamış değildir.

Suriye ile Rusya’nın 2008’deki anlaşma çerçevesinde 2012’den beri Rus savaş gemilerinin konuşlandığı Tartus Deniz üssü, Rusya dışında en modern ve en sofistike deniz üssüdür. Bu üs sadece 4 denizi (Atlantik, Hint Okyanusu, Akdeniz, Kızıldeniz) kontrol etmiyor, aynı zamanda Ortadoğu petrollerinin Akdeniz ağzını tutmak ve de Batı Akdeniz’de bulunan doğalgaz ve petrole de ortak olma stratejisini güçlendiriyor. Rusya’nın bu kritik üs karşılığında Suriye’ye dünyanın en gelişmiş hava savunma sistemi olan S300 füzelerini verdiği biliniyor.

Baştan beri sakin bir bekleyişle Suriye krizini takip eden Rusya, savaşın çıkarlarına ters düşen bir konuma geldiğini gördüğü anda fiilen Suriye’nin yanında hareket etmeye başladı. Artık Rusya Suriye’yi açıktan koruyacaktır. “Uçak düşürülmesi” olayıyla bölgede daha saldırgan konuma gireceği açıktır.

Şu iyice anlaşılmalı ki Rusya Suriye’yi Türkiye’ye tercih eder.

• • •

Putin’in G20 Zirvesi’nde Antalya’da IŞİD’e destek veren ülke olarak ihsasta bulunduğu Türkiye’nin içeriden ve dışarıdan sıkıştırıldığı bellidir. Kısa süre sonra yurttaşın tepkisinin dayanılmaz bir hale geleceği açıktır. İktidarını sıkıştığı bu durumdan çıkış yolu aradığı malum.

1 Kasım seçimi terörle, kanla ve toplumda infial uyandıran olaylarla, hâlâ oy alınabileceğini iktidara göstermişti. Bu bilgiden hareketle Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesi olayını dikkatle irdelemeliyiz.

İlk bakışta, Türkiye’yi savaşa sürükleyebilecek bir kumpasın içinde olanların toplumun dikkatini başka bir yöne çekme operasyonu gibi görülüyor.

Üst üste gelen eylemlerle ülke üzerinde can korkusu baskısı yaratmak arzusu öne çıkıyor.

Tahir Elçi olayı, 1993’te Batman’da Mardin Milletvekili Mehmet Sincar’ın katledilmesine çok benziyor.

Tahir Elçi ile ilgili süreç Hrant Dink’in yaşadıklarının adeta kopyası. Uyuyan derin ilişkilerin uyandırıldığı belli. Yeni ‘Yeşil’lerin devreye sokulduğu izlenimi var. Derin devletin harekete geçtiğini söylemek yanlış olmaz.

• • •

Silah götürdükleri kesinleşen ve bu silahların Türkmenlere değil de IŞİD’e gittiği şüphesi yoğunlaşan MİT TIR’ları olayını kamuya mal eden Can Dündar ve Erdem Gül’ün hemen tutuklanması da bu açıdan değerlendirilmeli.

• • •

Kısaca Türkiye adım adım hukuk devleti olmaktan çıkıyor. Haklar, eşitlik, özgürlük gibi kavramlar yok ediliyor. Yeni can ve mal korkusu yerleştiriliyor. Böylece AKP hükümetinin yönü bugünden belli oluyor.

En Çok Okunan Haberler