Bir zamanlar Cumhurbaşkanı ya da Başbakandılar: Hırsız ekselanslar

Pakistan her anlamda büyük sorunlarla boğuşuyor. Mezhep ya da din çatışmaları, artık neredeyse hemen her gün yaşanan şiddet ülkeyi perişan etmiş durumda. Bir zamanlar “çökmekte olan 20 ülke” diye bir liste vardı (hâlâ vardır belki), o listenin üst sıralarındaydı bu yüzden.

Pakistan’ın bunca derdi arasında bir belası daha var ki o da yolsuzluk. Başbakandan en küçük memuruna kadar yolsuzluk yapmayan, rüşvet almayan yok neredeyse. Birkaç gün önce eski Başbakan Navaz Şerif örneğin, “rüşvet aldığı gerekçesiyle” 10 yıl hapse, 10.5 milyon dolar da para cezasına mahkûm edildi. Aynı gerekçeyle geçen temmuzda Başbakanlık görevinden alınmıştı. Londra’da sahibi olduğu dört apartman dairesini rüşvetle almakla suçlanıyordu. Kararı temyize götürdü, bakalım ne olacak.

Şerif yaptı mı yapmadı mı bilemeyiz ama bu tür işler yapanın yanına kâr kalmıyor pek. Bazen bir toplumsal kalkışma oluyor, kendini devrilmez sanan güç sahibi tepetaklak gidiveriyor. 2011’de Mısır’daki halk ayaklanmasını gasp edip darbe yapan askeri cunta, ilk iş olarak Hüsnü Mübarek rejiminin Başbakanı olan Ahmed Nazif’i, o büyük kalkışma sonrası hem görevden almak zorunda kaldı hem de yolsuzluk yaptığı için hapse attı. Mübarek’le iki oğlu da adalet önüne çıkarıldılar aynı gerekçeyle. Yani bir zamanlar Cumhurbaşkanlığı ya da Başbakanlık yapmak, durumu sağlama almak anlamına gelmiyor.

Moğolistan’da bilinen anlamıyla bir demokrasi var diyen bulunmaz herhalde. Bu küçük ülkede, demokrasi yoksa da adalet varmış demek ki, iki eski Başbakanı, Bayar Şanjaa ile Saikhanbileg Chimed’i 2011’de “konumlarını rüşvet amaçlı olarak kötüye kullandıkları için” kodese tıktılar.

Başbakan mısın, hesabına bir yerlerden para geliyor da kaynağı kuşkulu, ama görevdesin, iktidardasın diye belki kimi zorluklara yol açacağından o anda sana dokunulmuyor, ama adaletin sabrı var, halkın güvenini de, seçimi de kaybediyorsun bir süre sonra, o zaman “sizi şöyle alalım” deyip mahkemeye çıkarıyorlar seni. Dört yıl önce böyle oldu Portekiz’de. 2005-2011 arası Başbakanlık yapmış olan José Sócrates’i tutukladılar. “Bilinmeyen bir kaynaktan para transferleri”ni de içeren, vergi kaçakçılığı, kara para aklama şüphesi gibi suçlamalarla hem de.

“Sosyalistti”, dediğimde sağcılar çok sevinecek ama “sol”la falan ilgisi yoktu adamın. Şöyle açıklayayım; ülkede tekeller yararına uygulamaya kalktığı bir kemer sıkma politikası Meclis’te Komünist Parti ile sosyal demokrat muhalefet tarafından reddedilince istif etmek zorunda kaldı.

Üç yıl önce Moldova’da ülkenin Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu, eski Başbakan Vlad Filat’ı, üç Moldova bankasında bir milyar doların üzerinde paranın kaybolmasıyla ilgili olarak gözaltına aldı. Meğer kirli biri olarak tanınan bir işadamından da 250 milyon dolardan fazla para almış.

Eski Bangladeş Başbakanı Halide Ziya yolsuzluk nedeniyle beş yıl hapis cezasına çarptırıldı şubatta. Yetimler için kurulu bir vakfa yurt dışından yapılan bağışları oğlu ve yardımcılarıyla birlikte zimmetine geçirdiği için. Kırgızistan Devlet Ulusal Güvenlik Komitesi 18 Haziran’da ülkenin eski Başbakanı Jantoro Satybaldiev’i yolsuzluk suçlamalarıyla tutukladı.

Malezya eski Başbakanı Necip Rezak’ı biliyoruz, şunun şurasında bir aylık bir mesele. Evinden kutularda (ayakkabı kutuları değildi) paralar çıkınca gözaltına alındı hemen. Kefaletle serbest ama.

Hırvatistan’da 2003-2009 yılları arasında Başbakanlık yapan Ivo Sanader zimmete para geçirme, konumunu kötüye kullanma gibi suçlardan tutuklandı. Dokuz yıl yattı. Başbakanlığından uzun mahpusluğu oldu yani. 2000- 2004 yılları arasında Romanya Başbakanı olan Adrian Nastase, 2012’de yolsuzluk suçlamasıyla dört buçuk yıla mahkûm edildi. 2013’te erken tahliye oldu, huylu huyundan vazgeçmez derler ya, yine bir rüşvet suçlamasıyla 2014’de tekrar içeri attılar Nastase’yi.

Svetozar Marovic 2003-2006 yılları arasında Karadağ Cumhurbaşkanlığı yaptı. Yolsuzlukta “uzmanlık” alanı, şüpheli arazi alımları, büyük inşaat anlaşmalarına katılma gibi “çalışmaları” nedeniyle 46 ay hapis cezasna mahkûm oldu. Hâlâ dinleniyor hapishanede.

Guatemala da, Peru da eski cumhurbaşkanlarını içeri tıkma konusunda diğer ülkelere fark attılar. İki ülke de eski iki cumhurbaşkanını hapse yolladı. Guatemala yolsuzluk suçlamasıyla 2000- 04 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı yapan Alfonso Portillo’ya 2010 yılında kara para aklama suçundan beş yıl 10 ay hapis cezası verdi, sonra da ABD’ye (orada da suçları varmış) iade etti. 2015 yılında yeniden ülkesine döndü Portillo.

Otto Peres de 2012’de Guatemala Cumhurbaşkanı oldu, 300 bin dolarlık bir rüşvet aldığı suçlamasıyla 2015’de istifaya zorlandı, sonra da gözaltına alındı. 2017’de yasadışı yollardan zenginleşme, dolandırıcılık gibi suçlardan yargılanmasına karar verildi.

Peru’da bir de Alberto Fujimori vardı, 1990’dan 2000 yılına kadar Peru Cumhurbaşkanıydı. Japon asıllıdır aslında. Çok sayıda katliamdan sorumlu tutuldu ama dolandırıcılık, haksız kazanç gibi suçlamalardan 25 yıl hapse mahkûm edildi. 2009’da hapse attılar Fujimori’yi. 2015’de, yani hâlâ içerdeyken, zimmetine para geçirme suçundan bir sekiz yıl daha ceza yedi. 2017’de affettiler, çıktı şimdi, 2018 Şubat’ında sorumlu tutulduğu katliamlar nedeniyle hakkında açılan yeni bir davayla uğraşıyor.

Peru’da hapse atılan ikinci eski Cumhurbaşkanı Ollanta Humala’ydı. 2011’den 2016’ya kadar kaldı görevde. Temmuz 2017’de 18 aylık bir tutukluğu var. Brezilya inşaat devi Odebrecht’ten 3 milyon dolar değerinde yasadışı kampanya bağışı kabul etmekle suçlanıyor.

İsral’in eski Başbakanı Ehud Olmert de hapishane yüzü görmüş devletlulardan. 2006-2009 yılları arası Başbakan’dı. Şubat 2016’da rüşvet, dolandırıcılık, yolsuzluk, adaleti engelleme gibi suçlardan 27 ay hapse mahkûm edildi. Suçlamalar esaslı ama Temmuz 2017’de şartlı tahliye ile serbest bırakıldı.

Politikanın kimi zorlukları tabii ki var. Bu mahkûm edilen devlet figürlerinin, belki bir bölümüne (sanırım Halide Ziya bunlardan biri) sahte suçlamalar yapılmış olabilir. Bilemeyiz. Ama toplumda hırsızın, yalancının devletlu da olsa yargılanabileceğini göstermesi açısından iyi örnekler bunlar.

Zamanında yargılanmalılar, hapse atılmalılar belki ama iktidardayken olamıyor demek ki. Yargının da bu kadar kusuru olsun artık.

Zaman önemli, kıymetini bilelim yine de. Rüşvet mi hediye mi diye “zamanında” karar verip, kulağından tutup hapse atalım devletluları.

Bu arada saat kaç Zafer Bey.

En Çok Okunan Haberler