Biraz fazla komik: Ölümlü Dünya

Ölümlü Dünya filmini geçtiğimiz Ocak ayında vizyonda izlemiştik, yoğun istek üzerine tekrardan gösterime girdi. İyi de oldu, bana kalırsa izlememiş olanlar için bir fırsat. Ana akım yerli komedi sinemasının böyle kaliteli bir çıkışa ihtiyacı vardı.

Ölümlü Dünya filminin, modern yerli komedi sinemasının iyi filmlerinden biri olarak anılacağını düşünüyorum. Bu film ile festivallere başvuru yapılıp yapılmadığını bilmiyorum ama keşke yapılsaymış. Belki bu sayede absürt kara komedi ve festival filmi arasındaki adı konulmamış soğukluk ortadan kalkardı. Festival seyircisinin de gülmeye hakkı var.
Filmin çekimi öncesinde çok ciddi bir masa başı mesaisi harcandığı, filmi oluşturan unsurlar adına özenildiği hissediliyor. İlk filmi Limonata ardından gelen bu ikinci filmden sonra Ali Atay’ın iyi bir yönetmen olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Prodüksiyon kalitesi Limonata'ya göre yükselmiş olan filmde, kurgusundan, müziklerine kadar yönetmen eli kendini iyiden iyiye belli ediyor. Yönetmen senarist Ali Atay'ın ve filmin diğer senaristlerinin içine biraz Ben Wheatley biraz Coen hatta biraz Edgar Wright kaçmış ve iyi bir kara komedi ortaya çıkmış. Seyirci neyi beğenir düşüncesinin esiri olmadan, ben seyirci olsam neye gülerdim diye kafa patlatmış zeki bir ekibin varlığı ile popüler ve alternatif mizah arasında güzel bir yerde durmuş film. Açıkçası ne tür bir film izleyeceğimi fragmanlarından tam kestirememiştim ama filmin başında yer alan av kulübesi sahnesi ile bunun cevabını hemen veren film, bunu istikrarlı bir şekilde sonuna kadar sürdürdü. Bazı sarkan sahneler kurguda tıraşlansaymış ve bazı tekrarlar atılsaymış çok daha iyi olurmuş.

Sarp Apak'ın filmdeki karakterini, eksik bir karikatüre dönüştürmüş olması ve İrem Sak'ın kabiliyeti ile filmdeki karakteri arasındaki kimya uyuşmazlığı dışında oyunculuklar genel anlamda başarılı. Özellikle Feyyaz Yiğit Çakmak'ın kendi üslubunca parlattığı karakteri diğer karakterlere nazaran biraz daha ön plana çıkmış.

Komedi kraliçesi olduğunu düşündüğüm Melissa McCarthy'yi anımsatan Meltem Kaplan'ın yapabileceklerini ise daha çok görmek isterdim. Şahsen daha önce bir yerli komedi filminde bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum. Hele ki bazı espriler üzerinden o kadar geçmiş olmasına rağmen aklıma geldikçe gülüyorum. Mesela, sol ile ilgili yapılan espri hem zamanlama hem nitelik bakımından gerçekten muazzamdı. Filmin finalinin oldubittiye getirildiğine ise katılmıyorum hatta devam filmi geleceğini hissettirdi bana. Kim bilir!

***

Onur Ünlü’nün Dört Köşeli Üçgeni


2017-2018 yılının Onur Ünlü filmleri; Put Şeylere, Kırık Kalpler Bankası, Manyak ve Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok filmlerinin, birbirine yakın –saçma‘nın- dışavurum motivasyonuyla çekildiğini düşünebiliriz. Bu dört filmin arasında en beğendiğim, bu hafta vizyona giren, Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok oldu. Ünlü ‘nün ne yapmak istediğini anlıyoruz ama işte o –dört köşeli üçgen- harcı sinema ile iyice harmanlanmayınca yapı tutmuyor. Ha yapıya da karşıysak o zaman belki de başka bir enstrüman denemek gerek... Aslında Onur Ünlü’ nün kendi sinemasını da seyirciyi de pek ciddiye almadığını her fırsatta söylediğini düşünürsek, bu ‘Sal kendini, rahatla! Yönetmeni kasar, seyircisi ayrı kasar… Bu ne kasmak yahu! Rahat olun biraz.’ yaklaşımını temel alırsak, filmlerinin eleştirilerini de hiç umursamadığını tahmin etmemiz yanlış olmaz. O halde lafı biz de uzatmayalım ve ‘fazla şey etmemek gerek’ demekle yetinelim.

En Çok Okunan Haberler