Boğaziçili öğrenciler tahliye edildi

ZEYNEP KURAY zeynokuray@gmail.com @zeynokuray

TSK’nin Afrin harekâtı kapsamında Afrin merkezine girmesini lokum dağıtarak kutlayan öğrencileri protesto ettikleri için gözaltına alınan ve sonrasında 14’ü tutuklanan 22 öğrencinin yargılandığı davanın ilk duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Öğrencilerin aileleri, akademisyenler, ve yabancı heyetlerin yanı sıra CHP’li ve HDP’li vekiller de duruşmayı izledi. Öğrenciler ilk duruşmalarında adli kontrol şartıyla tahliye oldu. Duruşma 3 Ekim 2018 tarihine ertelendi.

Çağlayan’daki Adalet Sarayı’nda yapılan duruşmada tutuklu öğrencilere, “Slogan attın mı?”, “Pankartı tuttun mu?”, “Pankartın arkasında yürüdün mü?” gibi sorular soruldu. Öğrenciler mahkemeye gözaltında darp edildiklerini, tehdit edildiklerini anlattı.

Duruşmada ilk olarak tutuklu öğrenciler savunma yaptı. Tutuklu Agah Suat Atay suçlamaları kabul etmediğini dile getirerek, eyleme katılmadığını, seyrettiğini ifade etti. Ardından savunma yapan Berke Aydoğan da suçlamaları kabul etmedi. Şükran Yaren Tuncer, “Evime yapılan baskında 9 yaşındaki kardeşim yere yatırıldı” dedi. Öğrencilerden Zülküf İbrahim Erkol da gözaltında işkence gördüğünü vurguladı. Yusuf Noyan Öztürk ise savunmasında, şiddetin her türlüsüne karşı olduğunu vurgulayarak, “Darp edildim, işkence gördüm. Ailem ve ben tehdit ve baskılara maruz kaldık” dedi.

‘Dünyanın her yerinde savaşa karşıyım’
Öğleden sonra da süren duruşma, tutuklu öğrenci Sevde Öztürk’ün savunması ile devam etti. Olay günü kütüphanede ders çalıştığını belirten Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Olay sırasında savaşa ve ölümlere karşı slogan atıldı. Atılan sloganlar siyasi düşünce kapsamında ele alınmalıdır; örgüt propagandası değildir. Bu iddialara nedeni ile “terörist” olarak yaftalamayı kabul etmiyorum. Dünyanın her yerindeki savaşa karşıyım” dedi.

Sevde Öztürk’ün ardından söz alan öğrencilerden Kübra Sağır da “ Ben de barışa vurgu yapan sloganlara dâhil oldum. Herhangi bir örgütle bağım yok. 3 aydır tutukluyum. Bu süreç hayatımı olumsuz etkiledi. Bir dönem kaybettim. Kamuoyunda “terörist” diye lanse edildim. Beraatımı talep ediyorum” dedi. Savunmanın ardında hakim Sağır’a “Kürtçe biliyor musun?” diye sordu. Sağır’ın “Benim anadilim” diye yanıt vermesi üzerine hakim “Benim de anadilim” dedi.
Tutuklu öğrencilerden İsmail Gürler ise savunmasında, Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde çıplak arama işkencesine maruz kaldığına dikkat çekti. Güner de üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi.

Daha sonra sırasıyla savunma yapan Muhammed Bilgin, Deniz Yılmaz, Enes Karakaş ve Mete Ulutaş da suçlamaları kabul etmeyerek beraatlarını istedi.

Öğrencilerden sonra avukatların savunmasına geçildi. Söz alan tutuklu öğrencilerden Muhammed Bilgin’in avukatı Tora Pekin, müvekkilinin savunmasında belirtmese de İsmail Gürler gibi İstanbul Emniyeti’nde çıplak aramaya maruz kalarak darp edildiğine dikkat çekti.


Duruşmaya verilen aranın ardından karar verildi. Tutuklu bulunan 14 öğrenci adli kontrol şartıyla tahliye edilirken, tutuksuz yargılanan 22 öğrencinin karakola imza verme şartı kaldırılarak, yurt dışına çıkış yasağı verildi. Büyük sevinç ve alkışlarla karşılanan karardan sonra adliye önünde gelen izleyiciler hep bir ağızdan, “ Direne direne kazanacağız” sloganlarını attı. Duruşma 3 Ekim 2018’e ertelendi.

En Çok Okunan Haberler