Brezilya’da neler oluyor?

Latin Amerika’nın en büyük ülkesi Brezilya yol ayrımında. Ülke çalkantılı günlerden geçiyor. Lava Jato (Araba yıkama) adı verilen yolsuzluk soruşturması marifetiyle Başkan Dilma Rousseff azledilmeye çalışılıyor. Muhalefet, ülkenin ilk kadın başkanı Rousseff'in görevinden azlinin ilk aşamasını kazandı. Kongre, Rousseff'in görevden alınması talebiyle hakkında soruşturma açılmasına karar verdi. Gözler artık Senato’da. Buradan da benzer bir karar çıkarsa Rousseff resmen azledilecek.

Rousseff, yeniden seçilebilmek için hükümetin bütçe hesaplarını manipüle ederek bütçe açığını gizlemek ve Petrobras'ın başkanlığını yürüttüğü sırada yolsuzluk yapmakla suçlanıyor. Geçen yıl başlatılan soruşturma kapsamında eski Devlet Başkanı Lula da soruşturmaya dahil edilmişti. Lula gözaltına alınmış, bunun üzerine Roussef selefi Lula’yı dokunulmazlık zırhına kavuşması için hükümet sekreteri olarak atamıştı.

•••

İktidardaki İşçi Partisi’ne göre yaşananlar bir darbe. İşçi Partisi’ni düşürmeye dönük ABD’nin ve Brezilya burjuvazisinin de içinde olduğu bir “kirli” operasyon yürütülüyor. Muhaliflerin iddiası ise yolsuzlukla mücadele ve ‘temiz toplum’ arayışı! Ülke adeta ikiye bölünmüş durumda. Uluslararası toplum da! Rousseff cumartesi günü Kongre’deki konuşmasında “Masum birini mahkum edip rüşvetçileri kurtarmak istiyorlar” demiş, başkan yardımcısı Michel Temer ve Parlamento Başkanı Eduardo Cunha'yı kendisine karşı yasal darbe yapmakla suçlamıştı.

Haksız da değil. Temer de, Cunha da fena halde yolsuzluğa batmış isimler. Ancak buna rağmen Rousseff karşıtı azledilme kampanyanın liderliğini sürdürebiliyorlar. Bu da görevden alma kampanyasını sürdüren egemenlerin ikiyüzlülüğünün göstergesi. Kampanyanın hedefindeki isimler Lula ve Rousseff'in eleştirilecek çok noktaları var. Ancak her şeye rağmen uyguladıkları politikalar ortada. Karşı cephedeki uluslararası sermayeye bağlı finans oligarşisini, sanayi ve ticaret burjuvazisini, tacirlerleri ve servetine servet katan asalak sınıfları görünce tablonun bize sunulmak istenilenden farklı olduğunu görebiliyoruz.

•••

İşçi Partisi'nin yolsuzluklara bulaştığı sır değil! Fakat operasyonu yöneten ABD ve Brezilya sermayesinin “temiz toplum” arayışı içinde olmadığı da malum. Ortada yolsuzluk gibi kimselerin itiraz edemeyeceği bir gerekçe var gibi gözükse de, Brezilya'da Hayri Kozanoğlu Hoca’nın da vurguladığı üzere rahatlıkla bir sınıf savaşı olduğunu söyleyebiliriz. Sağ partiler, sermaye örgütleri, üst orta sınıflar, hep darbelere destek olmuş Brezilya Barosu, ABD’li sağ düşünce kuruluşları, medyanın yüzde 50’sinden fazlasını kontrolünde bulunduran Global Network, Sorosçu eski Maliye Bakanı Arminio Fraga, hepsi İşçi Partisi’ni devirmeye soyunmuşlar.

Buna karşın en büyük sendika CUT, topraksız köylüler hareketi MST ve Ulusal Talebe Birliği hükümetten yana. Ülkenin dört bir tarafında sokağa dökülen yoksul Brezilyalılar da bu cephede.Kısaca sermaye ile emeği karşı karşıya getiren bir konumlanma söz konusu.

•••

Bir zamanlar erken kalkanın darbe yaptığı ABD’nin “Arka Bahçesi”nde geçmiştekilerin aksine bu sefer silahlı değil, anayasal ve yargısal bir darbe söz konusu. Brezilya’da yaşananlar Latin Amerika’nın diğer ülkelerindekilerle benzerlikler arz ediyor. 2002’de Chavez’e karşı Venezuela’da denenmiş başarısız oldular. 2009’da Honduras’ta ABD’nin desteğiyle popülist başkan Zelaya devrildi. 2012’de Paraguay’da solcu başkan Fernando Lugo’ya karşı bu yöntem uygulandı.

Brezilya’da da benzer bir model için düğmeye basılmış durumda. İşçi Partisi on dört yıldan beri iktidarda. Korkut Boratav Hoca’dan alıntılarsak İşçi Partisi'nin hedef alınmasının arka planında “Petrobras aracılığıyla Exxon ve Chevron’un Brezilya’daki faaliyetlerini kösteklemesi, Unasur ve Mecrosur’un liderliğini üstlenmesi, başta Venezuela olmak üzere diğer sol iktidarlarla dayanışmaya öncelik vermeleri, emek lehine politika izlemeleri ve emperyalizmden bağımsız bir dış politika izlemeleri" bulunuyor. Toplumun sınıflar arası güç dengesinde emekçiler lehine önemli değişiklikler gerçekleştirdiler. Bütün bunlar da iktidar ile burjuvazi arasındaki ipleri kopma noktasına getirdi.

Evet, Lula ve Rousseff yozlaşmadan sorumludur. Ancak her şeye karşın bu sağcı "anayasal darbe"nin başarıya ulaşmasına, Brezilya’da sermayenin mutlak hakimiyetinin tesisine gönül el vermiyor..

En Çok Okunan Haberler