Bu ara Ankara havaları: “Ancak bir benzerim...”

Türkiye’de iktidarın kimden ne kadar tedirgin olduğunu anlamanın çok kısa bir yolu var. “Yavuz” medyası, kime hangi dozda saldırıyorsa, anlayın ki SHA’nın (Saray Haber Ajansı) bültenleri malum yazı işleri masalarına ulaşmış. Bir dönem FETÖ’cü polislerin “haber tadında” kaleme aldıkları ve malum gazetelerde tıpkı basım yayımlanan propaganda metinleri, bugünlerde “yavuz” medyasını süslemeye devam ediyor. Şaşırmamak gerek, uzun yıllar “beraber yürüdükleri” eski ortaklarından çok şey öğrenmişler belli ki.

Referandumdan sonra hayır cephesini bir arada tutmaya çalışan, Adalet Yürüyüşü ile pastayı yüzde ‘50+’nın üzerine çıkarmayı hedefleyen Kılıçdaroğlu, çok yakın zamana kadar yavuz medyasının 1 numaralı hedefiydi. Malum kalemşorların maaş-performans kriteri, Kılıçdaroğlu’na hakaret yazıları olarak belirlenmişti sanki. CHP’ye saldırının dozu, tutuklu milletvekili Enis Berberoğlu’nun kızını bile bu meselelere karıştıracak rezilliğe gelmişti hatırlarsanız...

Kâğıt üzerinde 2019’da yapılması beklenen Türk tipi başkanlık sistemi seçimi öncesinde Kılıçdaroğlu özelinde CHP’ye bu kadar saldırılması anlaşılıyordu. Çünkü 2019, Saray için oldukça hayati bir seçim. Hayır blokunun yüzde 48.6’sına eklenecek konacak her oy, Saray’ın hayallerini daha da zora sokacak.

Ama 696 No’lu KHK, Kılıçdaroğlu’nun yavuz medyasındaki reytingini epey söndürdü. Belli ki, Kılıçdaroğlu’ndan daha tedirgin edici bir şey vardı bu ara. Abdullah Gül, sivillere yargı zırhı maddesi konusundaki tweet’iyle, birkaç gün içinde malum medyanın dart tahtasına çevrildi. Kılıçdaroğlu’nun AKP tabanını ikna gücünün sınırlı olduğunu bilenler, aynı gelenekten gelen Gül’ün çıkışıyla daha tedirgin olmuşlar gibi.

Belli ki “Ancak bir benzerim öldürebilir beni” cümlesi; sadece Cezmi Ersöz’ün kaleme aldığı kitabın değil, bazı mahfillerdeki tedirginliğin adıymış aynı zamanda.

*****

Ankara anahtarı verdi “evet”çileri tedirgin etti

Avrupa’da “tamamen duygusal” sebeplerle sola, Türkiye’de sağa oy veren Avrupalı Türklerin kucağına bomba bıraktı Ankara…

AKP hükümeti, Avrupa’da yaşayan Türklerin kendi memleketlerindeki her türlü parasını, pulunu, malını, mülkünü Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü’ne üye ülkelerle paylaşmaya başlayacak.

Yıllardır Türk hükümetlerinin kapısını bu taleple aşındıran Avrupa, sonunda Ankara’ya imza attırmayı başarmış.

Bunun çok açık bir sonucu olacak, Avrupa’nın yıllardır beklediği gibi: Türkiye’de herhangi bir varlığı olanlar, Avrupa’da sosyal yardım alamayacak. Köyünde tarlası, şehirde evi-barkı olduğu halde Avrupa’da yoksulluk yardımı alanların sadece ödemeleri kesilmeyecek. Milyonlarca Türk, vergi kaçakçısı konumuna düşecek. Vergi kaçırmadan dolayı ceza yiyecek, Avrupa’dan aldıkları emeklilik maaşları bile kesilebilecek.

16 Nisan referandumunda Almanya yüzde 63, Hollanda yüzde 68, Belçika yüzde 77, Avusturya yüzde 71, Danimarka yüzde 59 “evet” demişti. Korktukları başına gelen Avrupalı Türkler, 16 Nisan referandumu bugün olsaydı aynı oyu verirler miydi dersiniz? Bakalım bu düzenleme, AKP’yi önümüzdeki seçimlerde nasıl etkileyecek…

*****

Medya niye şirketleri koruyor?

Gazetelerin halk sağlığını, kamu düzenini yakından ilgilendiren meselelerde bilgi gizlemelerinin cılkı çıktı artık. İzmir Dikili’de çocuklara tecavüz edilen yurdun adını ve bağlı olduğu cemaati sansürlemişlerdi en son hatırlarsanız… Yargının “yayın yasağı”nı beklemeden oto-yasak koymuşlardı kendi kendilerine.

Bu hastalık tüm hızıyla devam ediyor, kaçak içki verilen restoranın haberini yapıp adını yazmadılar. Fare çıkan pastanenin adını gizlediler. Bazı sansürlerde politik, bazılarında ise maddi kaygılar olduğu çok açık. Önceki gün İstanbul Beyoğlu’nda bir binadan İsrailli bir turistin kafasına tahta parçası düştü. Şans eseri yaralı kurtuldu. Konuya dair haberlerde tüm detaylar vardı, binanın adresine kadar (İstiklal Caddesi Numara:50) her türlü bilgi verilmişti.

İyi de kimin binasıydı bu? Üzerinde nal gibi şirket logosu olan binanın kime ait olduğunu niye gizliyorlardı? Tanınmasın diye fotoğraf basmayanlar da vardı, logoyu yazıyla kapatanlar da… Büyük reklamveren “Turkcell”in bir ihmalinin çıkmasından mı korkuyorlar acaba?

*****

Yandaş köşeden, Aydınlık ise manşetten

Yavuz medyasının, çalınan bir düdükle Abdullah Gül’e saldırması şaşırtıcı değil. Ancak organik olarak bu gazetelerle bağı olmayan Perinçek’in Aydınlık gazetesinin performansı, yavuz medyasını kıskandıracak cinsten. Hani AKP susarken, Gül ve Arınç’a Bahçeli yanıt veriyordu ya. Tam o hesap…

KHK tweetinden önce Gül’e “aşiretlerle toplantı” üzerinden saldırmaya başlayan Aydınlık, yavuz medyasının köşe yazılarıyla sürdürdüğü eleştirileri manşetine taşıyan tek gazete. Belli ki Perinçekgillere göre, memlekette Gül’ün bir düzenlemeye muğlak demesinden daha önemli bir şey olmuyor.

En Çok Okunan Haberler