Bu yola ehliyetsiz çıkılıyor

Kayıtlar, sene başından bu yana 2 bin 497 çocuğun İsveç’e iltica ettiğini gösteriyor. Bu rakam yıldan yıla daha da katlanarak artıyor. Onlar yanlarında anne babaları olmadan evlerinden ayrılıp insan tacirlerinin ellerine teslim ediliyorlar. İsveç tüm Avrupa’da tek başına göç eden çocukların en fazla sığınma talebinde bulunduğu ülke. 2005 yılında 400 çocuk, 2006 yılında 820 çocuk, 2008 yılında 1500 çocuk, ülkenin her hangi bir yerinde bulunarak yetkililer tarafından koruma altına alınmış. Çoğunluğu 15 yaşının altında, çocuk olarak, tek başlarına göç etmişler. Anne babalar, “Kendini kurtarsın” diye evlatlarını insan tacirlerine veriyor. Çocukların, Avrupa’nın bir yerinde, daha iyi hayat koşullarına kavuşması için yapılan bu yolculuğa, aileler, 2 bin ila 15 bin Avro arasında değişen paralar ödeyerek evlatlarını çıkartıyorlar ve onların bir daha hiç eve geri dönmeyeceklerini biliyorlar.

Çocuklardan şanslı olup bir Avrupa ülkesine kadar gelebilenler bulundukları ülkelerden oturma izni talep ediyor. İsveç, son yıllarda en çok Somali ve Afganistan’dan çocuk göçmen karşılıyor. Çoğunluğu savaştan ve fakirlikten dolayı göç etmiş, başka bir ülkede ebeveynsiz olarak büyüyorlar. İsveç ve Avrupa Birliği polis teşkilatları çocukların önce Türkiye’ye getirildiklerini oradan Yunanistan üzerinden Avrupa’ya dağıldıklarını rapor ediyor. Çocuklar ise öyle şartlandırılmış ki başlarından geçenleri kolay kolay kimseye anlatmıyorlar.

İsveç’in en çok okunan gazetelerden biri Dagens Nyheter, salı günkü manşetini bu çocuklara ayırdı. Gazete, 2006’da İsveç’e gelen 820 çocuktan, Göçmenlik Bakanlığı’nca İsveç’te kalması kabul edilen 316 çocuk göçmenin bu günkü durumunu mercek altına aldı. İsveç’e geldiklerinde çocuk olan bugünün genç nesil 316 göçmen İsveçlisi haberde detaylı olarak incelenmiş. Araştırma birkaç ölçülebilir kıstastan oluşmuş. Belirlenen grubun gelir, eğitim durumu ve suç oranlarına bakılmış. Göçmenlik Bakanlığı, vergi dairesinin kayıtları, Merkezi Eğitim Burs Kurumu ve Adalet Bakanlığı’ndan bu kişilerle ilgili bilgiler toplanıp bir resim ortaya çıkartılmış. Gazete bu çalışmayı ünik bir araştırma olarak duyurmuş ki bu da ilginç. Her şeyin sayılıp kaydının tutulduğu, araştırıldığı bir ülkede, annesiz babasız göçmen çocuklar üzerine bir araştırma yapmak daha önce kimselerin aklına gelmemiş.

Daha haberin spotunda öne çıkan sonuç üzüntü verici ve yıkıcı. Anne babasız göçmen çocuklardan sadece küçük bir grup İsveç’te “tutunmayı” başarmış ve bir yetişkin olarak kendi geçimini sağlıyor veya okumaya devam ediyor. İsveç ortalamasıyla karşılaştırıldığında birçoğu erken yaşta evleniyor. D.N’ya konuşan Stockholm Üniversitesi Çocuk ve Gençlik Bilimi Profesörü Nihad Bunar, “Göç etmiş çocuklar, Afganistan ve Somali gibi okul sistemi çalışmayan ülkelerden geliyorlar. Bagajlarında yeterli bilgi yok. Çok kısa bir sürede yaşıtlarına yetişip lise diploması almaları gerekiyor ve bu grup çok zorlanıyor” diyor.

2006 yılında İsveç’in sığınma talebini kabul ettiği 189’sı erkek, 119’u kız çocuktan bugün 18 yaşının üstünde olan 268 kişi içinde sadece 30’u lise sonrası bir eğitime; mesleki eğitim veya üniversite eğitimine devam edebilmiş. Dünün göçmen çocuklarından, 15 yaşının üstünde olan 287 kişiden sekizi ağır almak üzere 37’si bir suçtan hüküm giymiş. 18’i çeşitli suçlardan dolayı şüpheli bulunup sonrasında serbest bırakılmış. 18 yaş üstünde olan 286 kişilik grup içerisinde sadece 12 kişinin yıllık geliri, 200 bin kronunun üstünde.

Gazetenin araştırmasına göre anne babasız göçmen çocukların birer yetişkin olma yolunda geçer not aldıkları nerdeyse tek konu sürücü ehliyeti olarak gösterilmiş. 2006 yılının yalnız göçmen çocuklarından 18 yaşından gün alan 275 gençten 100’ü, ehliyetini çoktan almış. Bu da onların gelecekte iş bulmalarını kolalaştıracak bir nokta olarak not edilmiş. İsveç’teki pek çok belediye, annesi babası olmadan ülkeye göç eden çocukların topluma uyum sağlamalırını kolaylaştırmak için ehliyet almalarına yardımcı oluyor. Umarız daha fazla konuda genç göçmen Avrupalıların yolları açık olur.

En Çok Okunan Haberler
  • 1986 yılında biz lisedeydik. Varşova Paktı ayaktaydı. Gülünün Solduğu Akşam'ı okudum. Kitabın kapağını
  • “Negri,Agnoli ve Anti-Parlamentarizm” başlıklı yazımda (BirGün, 13 Eylül 2011) çok kısa da olsa Agnoli’nin devlet ve
  • Biraz da dilden konuşalım... Bıkkınlık veren “siyasal gündem”den başımızı kaldırıp “Dil
  • Osmanlı'da "paşa" mebzuldür. Yani pek çoktur. Bize okullarda anlatılan Osmanlı tarihi bir "askeri tarih" olduğu için ben, sözü