Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan: Hayır yetmez, ‘kesinlikle hayır’ diyorum!

MUSTAFA DERMANLI / ÇANAKKALE

Ülgür Gökhan... Çanakkale’nin siyasi arenasında neredeyse 30 yıldır var. Bunun yarısı belediye başkanlığı ile geride kalmış. Sosyal belediyecilik örneklerinin görüldüğü kentte Başkan Gökhan çıkışları ve söylemleriyle de gündemde kalmayı başarıyor. Biz de Çanakkale Belediyesi Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’la 7 Haziran’dan bugüne yaşanan süreci, yaklaşan referandumu, kayyum polemiğini ve sonrasında yaşanan soruşturma sürecini konuştuk.

Çanakkale’nin 15 yıldır Belediye Başkanlığı’nı yapan Ülgür Gökhan ile yaklaşan referandumu, ne yönde oy kullanacağını ve sebeplerini Birgün’e özel yaptığımız röportajda konuştuk. Ayrıca 7 Haziran seçimleri sonrası Çanakkale’de dağıttığı pilav sonrası yaşanan süreci, Çanakkale ile Kardeş Kent olan Diyarbakır’ın Sur ilçesinin belediyesine kayyum atanması sonrasında yaşanan polemikleri de tüm ayrıntısıyla ve içten bir şekilde bizlerle paylaştı Ülgür Gökhan.

7 Haziran sonrası pilav dağıtmanız, Sur Belediyesi ile Kardeş Kent olmanız ve bunu iptal etmemeniz devamlı dile getirildi. Bu noktada hiç geri atmadınız, çizginizi bozmadınız. Bu eleştirilerin sebebi neydi?

Kesinlikle siyasi yıpratma. Niyet, bu halka beni kötü göstermek. Bu yolla yıpratmayı hedeflediler. Vatandaş diyecek ki, “Vay, Başkan HDP’ye pilav dağıtmış” intibası uyandırmaya çabaladılar.

Çok konuşuldu ama pilav dağıtma olayından bahseder misiniz? HDP için pilav dağıttınız mı?

Niye dağıtayım ben HDP için pilav? Ben HDP’li değilim ki. HDP’ye oy da vermedim, propaganda da yapmadım. HDP değil de Saadet Partisi 7 Haziran seçimlerinde meclise girseydi yine pilav dağıtırdım. Cumhuriyet Halk Partisi, Çanakkale’de il bazında ilk defa birinci parti oldu. Ben seçimler öncesi iddiayı koymuştum. Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu iki defa Çanakkale’ye davet ettik. “Biga, Çan, Yenice’de ikinci defa halkla buluşalım, birinci partiyiz” dedim. Risk aldım. Çanakkale gibi küçük kente iki defa gelir mi genel başkan? Geldi. Nitekim birinci parti çıktık. Çok önceden söylediğim sözüm olan hayırı (Yöre halkına ve fakirlere dağıtılan pilava bölgede ‘hayır pilavı’ deniyor) yapacağım dedim ve yaptım.

Sadece bu mu yani?

Bir de iktidar, Siyasi Partiler Yasası’nı ve Seçim Yasası’nı değiştirmedi. Hâlâ değiştirmedi. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da HDP’yi baraj altında bırakıp o bölgedeki tüm oylara sahip olmaktı amacı. O bölgede güçlü ya. Hedefleri de 400 milletvekili, hiç olmazsa 367 milletvekili. Tuzak kuruyorlar. CHP teklif verdi barajın düşürülmesi için, kabul edilmedi. Barajı %7’ye düşürseydi, HDP bu kadar oy alamazdı. İyiniyet göstermediler, tuzak kurdular. Sonra seçimde istediğin olmayınca “Başkan, HDP için pilav dağıttı” diyorsun. 50 kere söyledim, HDP için pilav falan dağıtmadım.

1 Kasım Seçimleri’nde ne oldu?

Onu da söyleyeyim. Bunca laf sonrası, pilav dedin de ne oldu? Millet sana inanmadı. Çünkü ben doğru söylüyorum. Benim HDP için değil demokrasi için bunu kutladığımı herkes biliyor. CHP’nin oyları 7 Haziran – 1 Kasım seçimleri arasında azalmadı, arttı. Ha, 650 oy farkla birinci parti olamadık. Çünkü MHP’nin oylarının bir kısmı AKP’ye kaydı. Ama CHP oy kaybetmedi.

SUR HALKI MI KOYMUŞ BOMBAYI?

Sur Belediyesi’ne kayyum atanması sonrasında AKP milletvekili Bülent Turan’ın açıklamaları vardı. Sonrasında tarafınıza bir mahkeme açıldı. O süreci anlatır mısınız?

7 Haziran seçimlerinin ardından bölgede yaşananlar sonrası, Sur Belediye Başkanı görevden alındı. Şimdi burada bizi Kardeş Kent olmamız sebebiyle yıpratmaya çalışıyorlar. Sur halkı mı koymuş bombaları? Varsa suçlu yakalarsın, gereğini yaparsın. O halkın içinden AKP’ye, CHP’ye, MHP’ye oy veren insanlar yok mu? Var. Bizim Kardeş Kent ilişkimiz ordaki insanlarla burada yaşayan insanların çeşitli vesileyle tanış olmalarıdır. Nitekim bunların örnekleri oldu ve çok güzel sonuçlar aldık. Çocukların dönüşte röportajları var. “Biz böyle bilmiyorduk, bize ‘gitmeyin’ dediler ama iyi ki gitmişiz” diyor çocuklar. Ben bu kardeşliği kurmaya çalışıyorum. İnsanlar birbirini tanısın. Belediye Başkanı kim olmuş, ben var mıyım, yok muyum hiç önemli değil. Bizim bu Kardeş Şehir ilişkisini iptal etmemiz, orada günahı olmayan insanlara karşı ayıptır, günahtır. Oradaki vatandaş beni arayıp, “Benim neyimi gördün de kardeşlikten beni atıyorsun” dese ne cevap vereceğim o adama?

BÜLENT TURAN ANLAMIYOR YA DA ANLAMAMAZLIKTAN GELİYOR

Milletvekili Bülent Turan’ın da açıklamaları oldu...

Bu olayın ardından başkan vekili atamaları konusu oldu. Burada da AKP milletvekili Bülent Turan “Yeni kardeşiniz kayyumdur” diye bir açıklama yaptı. Sanki ben belediye başkanıyla kardeş olmuşum gibi. Hâlâ anlamıyor ya da anlamamazlıktan geliyor. Ben de “Biz kayyumla kardeş olmayız, kayyumla işimiz olmaz. Kayyum bir zafiyet göstergesidir. Kayyum kelimesi bir belediye yönetimi için söylenmemelidir, söylenemez. Halkların kardeşliği vardır, Sur halkı ile Çanakkale halkının kardeşliği vardır” dedim.

Sonra konu kapanmadı ve müfettiş geldi değil mi?

Evet, sonra müfettiş geldi. “Siz böyle böyle demişsiniz” diye. Evet, dedim. Belediye başkanı görevden alınabilir mi, alınabilir. Belediye meclisi görevden alınabilir mi, o da alınabilir. Belediye başkanını görevden alırsan ve meclis duruyorsa, o meclis üyeleri içerisinden vekil atarsın. Meclisi de görevden aldıysan, o zaman dışardan birisini atayabilirsin. Yasaya bir madde ekleyip, bu görevden almaları kolaylaştırmak istediler. Hatta CHP itiraz edince yasayı geri çektiler, sonra KHK içine soktular. Bu konuşulurken (gazetelerden örnekler göstererek) önce Kılıçdaroğlu, “Belediyeye kayyum facia” dedi. Arkasından “CHP’den kayyum tepkisi” haberi var. Sonra Seferihisar Belediye Başkanı da benzer ifadeler kullanıyor. Bu noktada Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli haberde, “Düzenlemenin kayyum olarak adlandırılmasına karşı çıktı” diyor. Ben de şunu demişim, “Kayyum, halkı temsil edemez. Sur halkı ile kardeşliğimiz devam edecektir”. Çünkü yasanın içinde kayyum kelimesi yok! Böyle bir kavram yok. Bu uydurma. Bülent Turan da, “Yeni kardeşiniz kayyum” diyor. Tekrarlıyorum; Benim kayyum kardeşim olamaz, çünkü kayyum diye bir şey olamaz. Ne var, belediye başkan vekili var. Süreç devam ederken, soruşturma dosyasındaki iddia kısmında şöyle yazıyor: “Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın bazı belediyelerde yapılan başkan vekili görevlendirmelerine basın yoluyla tepki gösterdiği...”. Ben başkan vekili görevlendirmelerine tepki göstermedim. Ben, Başkan Vekili temsil edemez, diyor muyum? Hayır. Kayyum temsil edemez, diyorum.

DEMOKRASİ KURUMLARIYLA YAŞAR

Kayyum kimlere atanır? Aynı şey değil mi?

Kayyum birincisi, yönetim zafiyetini ifade eder. Şirketlerin işi bozulmuştur, ortakların hakkı zayi olmasın, şirket daha sağlıklı yürüsün diye atanır. İkincisi mirasçılara atanır. Üçüncüsü kooperatiflere atanır. Kayyumu idare atamaz, mahkeme atar, hakim atayabilir. Kayyumluk müessesi budur. İdarede kayyum kelimesi kullanılamaz. Hâlâ kayyum yazıyorlar, bu çok yanlış. Bugün, “Ey, kayyum atadığım falanca kent, sen zafiyet içindesin, kendini yönetemezsin, senin içinden seni yönetecek adam yok, o sebeple kayyum atadım” demektir bu. Böyle bir şey olabilir mi? Hiçbir halk zaafiyet içinde olmaz. Kendi içinden temsil edecek birisini seçer. Kayyum ataması ile başkan vekili atamasını karıştırmamak gerekir. Demokrasi kurumlarıyla ve kavramlarıyla yaşar. Bunlardan bir tanesi sapıttırılırsa doğru olmaz.

KILIÇDAROĞLU ADAY OLSA, YİNE HAYIR!

Referanduma gelelim. Hayır mı diyorsunuz referandumda?

Hayır demiyorum, “kesinlikle hayır” diyorum.

Bu konuda herkes birşeyler söylüyor. Herkesin bir gerekçesi var. Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığa aday olsa da hayır mı?

Hayır! Kendim aday olsam yine hayır!

NEDEN HAYIR DEDİĞİME DAİR 3 NEDENİM VAR

Neden “hayır” dediğinizi sebepleriyle açıklayabilir misiniz?

Benim takıntı yaptığım, “kesinlikle” sözcüğüne tırnak koyduran üç temel madde var.

1- Cumhurbaşkanının aynı zamanda bir partinin genel başkanı olması. Bakın partili olması demiyorum, Cumhurbaşkanı Adalet ve Kalkınma Partisi üyesi olabilir. Ama genel başkanı olamaz, olmamalı. Çünkü genel başkan olduğu zaman tarafsız olabilme şansı sıfır. Parti üyesi olup tarafsız davranılabilir. Ben de parti üyesiyim, tarafsız davranabilirim. Ama genel başkan olduğu zaman yemin edecek Cumhurbaşkanı sıfatıyla, tarafsız olacağıma namusum ve şerefim üzerine and içerim, diyecek. Olmaz, tarafsız olamazsın. Tarafsız nasıl olabilirsin, sen Genel Başkansın yaa! Çanakkale'de il başkanı var AKP'nin. Bizim de var, CHP'nin. Bunlar direkt Çanakkale'de genel başkanın temsilcileridir. Onlar temsil eder. Bir de vali var. Vali de Cumhurbaşkanını temsil ediyor. Peki, şimdi burada kim Recep Tayyip Erdoğan'ı veya o zamanki kim başkan olacaksa onun temsilcisi olacak? AKP il başkanı elbette siyasi iktidarın başı olarak birçok kurumda siyaset yapıyor, etkinlik yapmaya çalışıyor. Valinin de devleti temsil etmesi lazım. Şimdi hangisi hangisine burada hükmedecek? Ortalık karışacak. Meclisi, adayları kim listesine yazacak? Partinin genel başkanı. Partinin genel başkanı kim? Cumhurbaşkanı.

2- Bu meclis, cumhurbaşkanının atadığı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yarısı ile sadece üç tanecik anayasa mahkemesi üyesini seçecek. Kimi seçecek? Belli ki Cumhurbaşkanı’nın önerdiği isimleri seçecek. Cumhurbaşkanı kaç tane üye tespit etmiş olacak? Yüzde yüz. Önemli birkonu bu. Esas fren mekanizması olması gereken yargı. Yargı, bir partinin genel başkanı tarafından tesis edilecektir, cumhurbaşkanı tarafından değil. O meclisi de öneren, o listeyi yapan bu listeyi yapan kişidir. Cumhurbaşkanı değildir. Dolayısıyla bu çok büyük bir sıkıntıdır.

3- Burada temel konulardan bir tanesi de her türlü konuda, devletin temel işleyişi ile ilgili konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi var. Dedik ya mecliste güvenoyu yok, soruşturmanın zorluğundan bahsettik. Bu noktaya geldiğimizde bir yasa yapması için teklif gelecek. Cumhurbaşkanına rağmen herhangi bir teklif verebilir mi? Veremez. Buna karşılık meclis dediğini yapmamaya eğilim gösterirse buna daha yasalar eklenecek. Bütün bunlar bugünü gösteriyor. Bugünün durumu bu. Yetki aşımı, aşırı yetki verilmesi son derece tehlikelidir ve demokratik değildir. Çok partili döneme geçilirken 1945'te Demokrat Parti kurulurken, tüzüğünde parti genel başkanı cumhurbaşkanı seçilirse istifa edeceğine dair hüküm var. Aynı dönemde CHP kurultayında da bu kabul görüyor ve İnönü üç sene istifa ediyor genel başkanlıktan. Bu durum açık oturumlarda tartışılıyor. O zaman da tek adam vardı, sizin zamanınızda da böyleydi, hepsi hikaye. O bir geçiş sürecidir. Onu kavrayanlar yine Cumhuriyet Halk Partisi’dir.

Başkan son olarak Çanakkale'de referandum sonucu ne olur?

Çanakkale'de en az %60 hayır çıkacağına inanıyorum. Hava onu gösteriyor. Çanakkale'nin insanı aydındır, inceler, bakar. Sözlerimizi can kulağıyla dinler, biat eder anlamında değil, anlamaya çalışır. Anlayacağına inanıyorum. En az %60 buradan “hayır” çıkacaktır.

En Çok Okunan Haberler