Cemaat Cuntası

Soru: Olup bitenlere dair her sorunun cevabı var mı?
Cevap: Hayır. Cevapsız bazı sorular hâlâ duruyor elbette, ama cevaplarını zaten bildiğimiz sorular da önemli.
Soru: Darbe kötü müdür?
Cevap: Elbette.
Soru: Darbe girişimini demokratik bir halk direnişi mi engellemiştir?
Cevap: Ne yazık ki hayır. Hakikaten demokrasiden yana olan güçler elbette darbeye karşı tavır almışlardır ama orta yerde demokratik bir halk direnişi yoktur.
Soru: Öyleyse sokaklardakiler kimlerdi?
Cevap: Kimler olduğunu gördük. Korkutucu yanı var ama o gücü de abartmamalı. AKP’nin her çağrısına uyacak hazır kalabalıklarıydılar. Camilerden yapılan salalarla ve polisin silahlı koruması altında çıktılar sokağa… Mesela Gezi’deki kadar milyonlarca ve her şeyi göze almış değildiler. Militanlıklarını, polis takviyesiyle gırtlak keserek gösterdiler. Zaten teslim olmuş tankların üzerinde bol bol fotoğraf çektirdiler. Darbenin başarısızlığı kesinleşince cengâver kesildiler.
Soru: Darbe girişimi neden başarısız olmuştur?
Cevap: Belli ki baştan beri ABD’nin, NATO’nun desteği yoktu. Genelkurmay devre dışıydı. Zaten her istediği yapılan Genelkurmay neden darbe yapsın? Yani herkesin hemfikir olduğu üzere, başarı şansı tesadüflere bağlı bir Cemaat Cuntasıydı. Televizyondan naklen darbeye soyundular, beceremediler. Cehenneme kaçtılar.
Soru: Darbe girişimi başlamadan önlenebilir miydi?
Cevap: Bu soruya yine sorularla cevap verilebilir. MİT’in haberi hakikaten olmadı mı? Veya haberi olduğu için mi darbe girişimi hazırlıklar tamamlanmadan başladı? Darbe girişimi sabahında Habertürk televizyonunda Anayasal düzen başsavcı vekili Necip İşçimen anlattı, TSK içerisindeki o yapılanmayı açığa çıkarmışlar, bu yüzden tutuklamaların başlayacağını bildiklerinden böyle aceleye gelmiş bir darbeye girişmişler. Cemaatten zaten bekleniyordu. Geçen hafta bu köşede sadece acizlerin mucize beklediğini yazmış, “ABD’nin Suriye kızgınlığıyla mesela NATO ordusuna (Mısır benzeri) darbe yaptırması olabilir mi?” diye sormuştum. Cemaat YAŞ öncesindeki ve Savcının açıklamalarındaki acizliğini gördüğünde darbe mucizesine (!) sığındı, beceremeyince beklediği ABD desteği de gelmedi, Sisi karikatürü olabildi.
Soru: Darbe girişimi sürerken manidar tepkisizlikler nelerdi?
Cevap: Her ne kadar Genelkurmay esir alınmış olsa da darbeye katılmayan TSK birlikleri tepkisini hemen ezici şekilde ortaya koymadı. Keza polis de öyle… Darbe girişiminin çuvalladığı açığa çıkana kadar polisin de kahramanca direndiğini göremedik. AKP bile ABD’ye karşı sitemkâr. Tolga Tanış’ın yazdığına göre ABD de “hele bir bakalım başarırlarsa bizim çocuklar başaramazlarsa Fethullah’ın” diye düşünmüş olsa gerek. Beyaz Saray ve ABD Dışişleri gece saat ikiye, yani girişim tamamen çuvallayana dek “İzliyoruz” demekle yetinmişler, hemen kınamamışlar. Ayrıca birçok spekülasyon da var, yok iltica talep edilmiş de reddedilmiş filan…
Soru: Darbe başarılı olsaydı ne olurdu?
Cevap: Bir başka cehennem... Zaten birkaç saat içinde Meclis’i bombalayarak, sivillere ateş açarak vahşetlerini hemen gösterdiler. Fethullah’ın Copları’nın yerini Fethullah’ın Tankları alacaktı. Bu arada gözden kaçmayan bir ironi de yaşattılar. Malum, cuntanın başındakiler Ergenekon sürecinin de kumpasçıları. Tam da davalarında kendilerinin suçlama konusu yaptıkları her şeyden (meclisi, devlet binalarını bombalamak, sivillere ateş açmak) yararlandıklarını ispatladılar.

Soru: Kürt sorunu geçici olarak gündemden mi kalktı?
Cevap: Sahi iki gündür çatışma yok! PKK fair play mi yaptı? İmralı Heyeti açıkladı: Darbe girişimi sırasında “Öcalan’ın koşulları iyiymiş, bir şey olmamış.”
Soru: Sokağa çıkanların tıyneti belli ama bundan sonraki sürece etkileri?
Cevap: Yukarıda abartmayalım dedim ama karşımızda nasıl bir vahşet güruhu olduğunu çok açık gördük. Kafası kesilen asker bir simge haline geldi. Camilerden verilen salalarla sağlanan seferberlik de… Geçenlerde gümbürtüye giden bir araştırma yayınlandı, toplumda yüzde 20 IŞİD yanlısı yüzde 43 sempatizanı var diye, abartılı değilmiş yani.

Soru: Darbe girişimi sonrası tablo nasıl olacak?
Cevap: Cemaatçi subaylar tasfiye edilince Ordu laiklere kalmadı elbette. Yıllardır sivil diktatörlük inşasında yaşattıkları sivil darbe sürecinde, bu sefer askeri darbe girişimi bahanesiyle sivil darbe ötesinde topyekûn sivillere darbe var; cemaatçi diye tasfiye edilenlerin hepsinin öyle olmadığını tahmin edebiliyoruz. Döktükleri kanla birlikte rejimin meşrulaştırıcı suçlusu olan cemaatçilik etiketine tüm muhalifler maruz kalabilecek. Cemaat yıkmak istediği iktidarı daha da güçlendirerek sahneden çekildi. Böylece Cemaat suçu karşısında “haklı çıkmış” edasıyla bir süre IŞİD ilişkileri, Panama belgeleri, Reza Zarrab filan unutturulacak. Ama belli ki paranoya daha da artacak, nihayetinde bir darbe girişimine maruz kaldılar ve kırılgan olduklarını gördüler.
Soru: Darbe girişiminin asıl mağdurları kim olacak?
Cevap: İşte cevabı en açık soru budur. Bu darbenin de faturasını bizlere ödetecekler.
Son soru: Bizler ne yapacağız?
Cevap: İki kat daha karanlık günler gelecek olabilir. Ne yapalım? Öyleyse iki misli daha kararlı olacağız.

En Çok Okunan Haberler