Che, ABD-Bolivya işbirliğiyle 50 yıl önce katledilmişti : La Higuera köylülerinin ‘aziz’i hâlâ yaşıyor

Teniente Ernesto Guevara. Ya da en bilinen adıyla Ernesto Che Guevara tam elli yıl önce, 9 Ekim 1967’de Bolivya Ordusu tarafından vahşice katledilmişti. Dünya devrimci hareketinin bu en ateşin militanı aradan geçen onca yıla rağmen hâlå devrimciler için muazzam bir esin kaynağı. Bugün bile kararlılık, mücadele azmi, boyun eğmeme, nihayet enternasyonalizm denince akla Che geliyor. Che, “arkadaş”, “dost” anlamına gelen bir sözcük. Bu adı Guevara’ya veren de yoldaşı Antonio Nico Lopez’dir. O kadar çok tutuluyor ki bu takma ad, Guevara’nın neredeyse gerçek adının yerini alıyor.

Ernesto Che Guevara, Küba devriminden sonra, bu ülkede üstlendiği görevlerini de bırakarak “devrimciliğini” bölge ülkelerinde sürdürmek için yola koyulduğunda yolu Bolivya’ya düşer. Enternasyonal bir devrimci olmanın gereği olarak gittiği Bolivya’da 8 Ekim 1967’de bir köylünün ihbarı sonucu yakalanır. Büyük devrimci Bolivya’nın ABD tarafından eğitilmiş özel birliği tarafından yaralı olarak ele geçirildiğinde, yakalandığı bölgeye yakın olan La Higuera adlı köyün okuluna getirilip orada yaralı haldeyken kurşuna dizilerek katledilir.

Che izleniyor muydu?
Che’nin Bolivya’ya gittiği biliniyor muydu? CIA’nın bu ülkede ciddi bir istihbarat ağı vardı. Dönemin ABD Başkanı Lydon Johnson’un, Che’nin Bolivya’da bir kampta devrimcileri eğittiğine dair haberi, dönemin ulusal güvenlik sorumlusu Walt Roastow’dan aldığı da duyulmuştu. Bu nedenle Bolivya’ya CIA’nın iki ajanı yollanmıştır ABD tarafından: İkisi de Kübalı olan Gustavo Villoldo ile Felix Rodriguez.

Che’ye ilk kurşunu kimin sıktığı konusunda farklı görüşler var. Birkaç isim dolaşır yıllardır., Teğmen Mario Teran’ın, Felix Rodriguez’in adı geçer. Rodriguez, Che’yi sorgulayanların arasındadır, hatta askerleri “yüzüne ateş etmeyin” diye uyaran da odur. Üzerinde de Bolivya askeri üniforması vardır tabii. Rodriguez o kadar alçak adamdır ki, Che’nin kolundaki saati de çalmıştır, o saati yıllar sonra gazetecilere gösterecektir de.

Büyük devrimcinin bir ABD-Bolivya işbirliği sonucu ele geçirildiği, yargılanmadan da öldürüldüğü bir gerçektir. Küba devriminden sonra efsaneleşen Ernesto Che Guevara’nın yoksul Bolivya köylüleri arasındaki devrimci çalışmaları bu ülke egemenleri ile sermayedarları için büyük tehlike idi. ABD’nin bölgedeki en iyi müttefiklerinden Bolivya’da bir “komünist ihtilal” olasılığının bertaraf edilmesi için Che’nin ortadan kaldırılması elbette önemliydi. İnfazın dbölgedeki devrimci hareketler üzerindeki moral etkisi de inkar edilecek gibi değildi.

Bolivya hükümetinin öldürme kararını CIA ile görüştükten sonra verdiği söylenir. CIA, Bolivyalı yetkililere öldürmemeleri durumunda Che’nin sorun olacağı uyarısını yapmışlardır. Bir başka mesele de Che’nin gerçekten ölüp ölmediği konusundaki kuşkuları yanıtlamaktır. Bunun yolu da büyük devrmcinin ellerini kesmek olacaktır. Che’nin bir doktor tarafından kesilen ellerinin akıbeti halen bilinmemektedir.

Elleri neden kesildi?
Bunun nedenini yıllar sonra Baltkom adlı Letonya radyosuna açıklamalarda bulunan CIA ajanı Rodriguez açıklıyor: “Bolivya Genelkurmay Başkanı Ovando Candia, Fidel Castro’nun yoldaşı Che’nin öldürdüğüne inanmasının güç olacağını düşünüyordu bu nedenle de çürütülmeyecek bir kanıt göstermeleri gerekiyordu. Burdan yola çıkarak da General, Che’nin kafasını kesmeyi önerdi. Ancak bunu kendisi yapamazdı çünkü konumu gereğince bir insan kellesini tutup da sunum yapması mümkün değildi. Bunun üzerine ben parmaklarını kesmeyi önerdim. Arjantin polisinde Che’nin parmak izi vardı. Bir parmak bile çürütülemez bir kanıt yaratırdı. Ancak General daha somut birşey istiyordu o nedenle ellerini kesmeye karar verdi” dedi.

İntikamını yıllar sonra bir kadın aldı
Ernesto Che Guevara’yı vahşice öldürüp ellerini kesenler belki bu isimlerdi ama olayın asıl sorumlusu Bolivya ordusu generallerinden Roberto Quintanilla Pereira’ydı. Pereira yıllar sonra Monika Ertl adlı bir kadın devrimci tarafından vurularak öldürüldü.

Ertl, 1937 doğumlu bir Alman’dı. 15 yaşındayken Bolivya’ya gelmiş, 1958 yılında Bolivya’ya göçen bir Alman maden mühendisi ile evlenmişti. Kocasından boşandıktan sonra solla tanışan Monika Che’nin çizgisindeki bir gerilla gurubuna katıldı. O da Che gibi “arkadaş” anlamına gelen “İmilla” adını aldı.

Roberto Quintanilla Pereira Che’nin katlinden ötürü hedef olduğunu bildiği için öldürüleceğinden korktuğundan talebi üzerine Almanya’nın Hamburg kentine konsolos olarak gönderilmişti. Pereira’nın Hamburg’da olduğunu öğrenen Monika sahte bir Arjantin pasaportuyla geldiği Hamburg’da kendisini bir Avusturyalı olarak tanıtıp randevu aldığı Pereira’yı 3 kurşunla öldürdü.
Bu yiğit devrimci kadın da 1973 yılında eski bir Nazi savaş suçlusu olan Klaus Barbie tarafından tuzağa düşürülerek öldürüldü. Mezarı Bolivya’dadır ama yerini kimse bilmez.

Che, öleli elli yıl oldu. Onu bir köylü ihbar etti ama oranın tüm köylüleri Che’yi çok sevmişlerdi. İçlerinden bir hain çıkmış da olsa ora yerlileri hâlå Che’den “Aziz Ernesto” diye söz ederler.

En Çok Okunan Haberler