Çocuklarımız için Tamam

YAĞMUR ÖZTÜRK

16 Nisan Referandumunda ‘Hayır’ı örgütlemek üzere kurulan Anneler Platformu, erken seçim kararı alındığından bu yana ‘Tamam’ı örgütlüyor. Büyük bir şevk ve özveriyle çalışan kadınlar, çocuklarının geleceği için elini taşın altına koymak gerektiğini söylüyor.

Referandumun yapılmasının ardından dağılmadıklarını, birçok sosyal yardım projeleri için devamlı toplandıklarını anlatan anneler; çocuk esirgeme kurumlarına gitmiş, okullarda ihtiyaç sahibi çocuklara yardım götürmüş, yaşlı ziyaretleri gerçekleştirmiş. Erken seçim kararı açıklandığından beri de hummalı şekilde ‘Tamam’ı örgütlemek için çalışıyorlar.

Birçok farklı görüşten kadının katılımcı olduğu çalışmada ortak nokta; anne olmaları ve gelecek hakkında duydukları endişe. Aralarında profesör de var ev kadını da. 185 katılımcısı bulunan Platform, her gün 11.00’de çalışmaya başlıyor. Annelerin topladığı verilere göre olumlu görüş bildirenler yüzde 35,4, olumsuz görüş bildirenler yüzde 41,8, kararsız olanlar yüzde 14’lük bir orana sahip. Görüşmeyi reddedenler ise yüzde 8,8.

‘Parti propagandası yapmıyoruz’

Evlerine konuk oldukları insanlara hiçbir zaman bir partinin propagandasını yapmadıklarını, zaten oluşumun içinde de çok farklı siyasi görüşe sahip katılımcı olduğunu anlatan ekip liderlerinden G.K. “Biz hiçbir partinin karşısında değiliz, biz sadece tüm yanlışlıkların karşısındayız” dedi.

‘Çocuklarımız ve ülkemiz için’

Ekip liderlerinden G.Z.K. toplanma amaçlarını şu sözlerle anlattı: “Bir tane kızım bir tane oğlum var. Ülkenin gidişatını iyi görmüyorum. Biz bilinçli anneler olarak bir şey yapmalıyız dedik. Anneler platformuyuz biz. Biz şu anda çocuklarımızın geleceği için alanlardayız. Çocuklarımız için ve ülkemiz için çalışıyoruz.

‘Gücümüz Nene Hatun’lardan’

“Benim en değerli varlığım çocuklarım” diyen ekip lideri G. verdikleri mücadelenin geçmişten geldiğini belirterek, “Bir insanın en büyük değeridir ailesi. Benim çocuklarım için yapmayacağım şey yoktur. Tıpkı Nene Hatun gibi, tıpkı Kurtuluş Savaşı’ndaki kadınlarımız gibi” ifadesini kullandı. Birçok eve girdikleri için gözlemleme ve analiz yapabilme fırsatı bulan ekip lideri, insanların oy potansiyelini yorumlarken, orta yaşlıların kemikleşmiş kesim olduğunu fakat bu kesimin çocuklarının, aileleri gibi düşünmediğini anlattı ve şunları ekledi: “Kendi kızımdan örnek vereyim. Benim siyasi çalışmalarım için bana kızardı ama şimdi platformu destekliyor ve çok ümitli. Genç kesim daha bilinçli.”

‘Güneş hepimizi ısıtacak’

Diğer bir ekip lideri G.K., “Kötülüğü örgütleyenlere inat biz bu platformu kurduk. Burada din, dil, ırk, mezhep ayrımı asla yoktur. Biz barış için, çocuklarımız için, ülkemizin geleceği için yola çıktık. Güneş doğarsa hep birlikte ısınacağız, ama yağmur yağarsa da hep birlikte ıslanacağız” dedi. Tek adam rejimini katiyen kabul etmediğini ifade eden Karaköse, “Parlamenter sistemden vazgeçmek büyük bir hata olur” dedi.

G.K., tercihlerini eşlerinden gizleyen kadınlar olduğunu vurgulayarak şu anısını paylaştı: “Geçen yılki hayır çalışmamızda bir evin kapısını çaldık. Adam bizi kabul etmedi. ‘Hükümeti ıkmaya çalışıyorsunuz, biz gayet memnunuz, defolun gidin’ dedi bize. Sonra aşağı sokağına geçmiştik ki bir kadın telefonda konuşurken bizi kastederek ‘geldiler‘ dedi. İrkildik başta. Sonra kadın bize az önce kovulduğumuz evin, ablasının evi olduğunu söyledi. Ablası ‘söyle onlara kocam ne derse desin ben hayır’a vereceğim oyumu’ demiş”

‘Kadınlar mahalleliden çekiniyor’

Ş., bazı kadınların aile baskısına maruz kaldığını, mahallede onları eve kabul ederken görüleceklerinden çekindikleri için evlerine almayanların olduğunu belirtti. Evlere girdikleri zaman da onlara nelerden memnun olup nelerden memnun olmadıklarını soruyorlar. “En çok rahatsızlık, gözlemlediğimize göre Suriye meselesi üzerine yoğunlaşmış. Çocuklar eğitim sisteminin çok kötü olduğunu, emekliler emeklilik yaşının sıkıntılı olduğunu anlatıyor. Doların yükselişinden de büyük bir rahatsızlık var. “

‘İnsanlar kardeşçe yaşayabiliyordu‘

Platformun 68 yaşındaki üyesi A.A. ise liseden beri aktif siyasetin içinde. İlerici ve aydın Tarih öğretmeninin derste anlattıklarıyla dünya görüşünü çizdiğini söyleyen ve asker çocuğu olduğunu belirten A., Ankara DTCF mezunu. Üniversitedeyken de Türkiye İşçi Partisi’nin gençlik yapılanmasında görev aldığını, devlet memuru olup iş hayatına atıldıktan sonra da siyasi çalışmaları bırakmadığını anlattı. Türkiye’nin demokratikleşmesinin, örgütlenme ve çok çalışma sayesinde olacağını söyleyen A.A. şöyle devam etti: “68 kuşağının üç büyük değeri vardır; barış, demokrasi, özgürlük. Bizim değerlerimiz bu. Motivasyonumuzu sağlayan da bu değerler. Bu değerlere bağlı olmamız. 70’lerin başları 80’in ortalarını kapsayan 10-15 sene boyunca bile ülke böyle kamplara ayrılmış değildi. İnsanlar çeşitli partileri tutabilirlerdi, seçimler olurdu, seçilen seçilirdi. Ondan sonra insanlar yine bir arada, kamplaşmadan, bölünmeden kardeşçe yaşayabiliyordu”

‘Bir şey yapmalı dedim’

Uzun yıllar yurt dışında yaşamış olan B.G. ise hikayesini şöyle aktarıyor: “Ülkedeki bazı yaşananlardan sonra bir hafta evden çıkmadım, bir şeyler yapmamız gerektiğini düşündüm. O zamandan beri sivil toplum kuruluşlarındayım. Anneler Platformu da çok güzel bir çalışma. Biz insanlara bir şeyler öğrettiğimiz gibi biz de onlardan çok şey öğreniyoruz.”

En Çok Okunan Haberler