Cumhuriyet yazarları…

Birkaç hafta önce, Cumhuriyet gazetesinin “duayen” köşe yazarı Cüneyt Arcayürek’in dil ve yazım yanlışlarına değinmiştik. Hadi, Arcayürek’in durumu biraz özel diyelim. Onun son dönemde artan yazım yanlışlarını, ilerlemiş yaşına verip hoş görebiliriz belki… Ama gazetenin genç kuşak yazarlarında da görüyoruz benzer özensizlikleri…
Bu yazımızda, adlarını yazın alanında da duyurmuş Cumhuriyet yazarlarından örnekler vereceğiz.
 
CAN DÜNDAR’DAN
Aşağıdaki alıntılar, Can Dündar’ın, “Arkadaş’ın Babası” adlı yazı dizisinin ilk bölümünden (Cumhuriyet, 3 Ağustos 2014):
-“25 Aralık operasyonuna ilişkin dosya, resmi evrak niteliği kazandığı halde sümenaltı edildi.”
(Fransızca “sumen”den türetilmiş bir deyim bu. Ancak “sümenaltı” değil “sumen altı” diye yazılıyor. Yani sözcük, hem noktasız hem ayrı yazılmalı.)
-“Ama algı operasyonu sonuç verdi; bunu bir ‘darbe teşebbüsü’ olarak lanse eden Başbakan, bunu ‘Paralel yapı’nın kendisine yönelik bir darbe teşebbüsü olarak lanse etti…”
(Çok karışık bir tümce. Üstelik yinelenmiş söz öbekleri içeriyor. Aceleye gelmiş herhalde.)
-“Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde, yarışan adaylardan birine ilişkin son derece ciddi iddiaları içeren bu ‘hasıraltı edilmiş dosya’yı okurlarla paylaşmayı, halkın bilme hakkının ve habercilik sorumluluğunun bir gereği sayıyoruz.”
(Tıpkı “sumen altı” gibi, “hasır altı” da bitişik değil ayrı yazılır.)
 
METİN CELÂL’DEN
Cumhuriyet Kitap’ın yanı sıra ana gazetenin de sürekli yazarlarından olan Metin Celâl’in geçmişte redaktörlük yaptığını biliyoruz. 25 Haziran 2014 günlü Cumhuriyet’te yayımlanan “İstanbul’un En İyi 100 Lokantası” başlıklı yazısı, ne yazık ki şaşırtıcı anlatım bozukluklarıyla doluydu. İşte o yazıdan altını çizdiğim satırlar:
-“Onun Milliyet’in Pazar Eki’ndeki yazılarından, NTV’deki ‘Tadı Damağımda’ adlı programlarından öğrendikleri lokantaların peşine düşenlere sıkça rastlanmaya başladı.”
(Hayli çetrefil bir anlatım… Okuru bu denli zorlamaya ne gerek var? Ayrıca bu tümcenin yüklemi “başladı” mı olmalı, “başlandı” mı? Edilgen bir yüklem gerekmiyor mu burada?)
-“Bir lokantanın dekoruna, manzarasına, kimlerin müşterisi olduğundan önce yemeğinin kalitesine bakıyor.”
(Yine sorunlu bir tümce. İki değişik biçimde yazılarak anlatım bozukluğu giderilebilir: 1- “Bir lokantanın dekorundan, manzarasından, kimlerin müşterisi olduğundan önce yemeğinin kalitesine bakıyor.” 2- “Bir lokantanın dekoruna, manzarasına, kimlerin müşterisi olduğuna değil, önce yemeğinin kalitesine bakıyor.”)
-“Vedat Milor, ‘İstanbul 100 Lokanta’da sokaktaki kelleci de var, Michelin adayı nadir lokanta da.”
(Düzeltilmesi güç bir tümce! Şöyle dersek belki biraz anlaşılabilir: “Vedat Milor’un ‘İstanbul’un 100 Lokantası’nda, sokaktaki kelleci de var, Michelin adayı nadir lokanta da...”
 
VE BAŞKA YAZARLARDAN
Aşağıda alıntılanan tümcelerdeki yazım yanlışları, yazarlardan çok düzeltmenlerin kusuru. Çünkü gazetedeki dizgi yanlışlarından yazarların sorumlu tutulması haksızlık olur.
-“Hakkın hukukun asıl sahibi kamuoyudur, halktır; gazeteci bir vesiledir, kullandığı hak da veâaleten kullanılmaktadır.” (Ali Sirmen, “Hani Bunun İlk Sahibi?”, Cumhuriyet, 28 Ağustos 2014). (Altı çizilen anlamsız sözcük, “vekâleten” olacak.)
-“Türkiye’nin ana standı, üzeri minare âlemli, yan yana yerleştirilmiş otağlar biçimindeydi.” (Aslı Uluşahin, “Pekin’de otağ kurduk…”, Cumhuriyet, 28 Ağustos 2014, “Kültür” sayfası).
(Burada “evren, acun” anlamındaki “âlem”den değil, minarelerin tepesindeki “alem”den söz ediliyor. O yüzden, a’nın üzerinde düzeltme imi olmamalı.)
-“Söz salataları, giyim kuşam cakaları, şahsiyet savaşları, iktidar çekişmeleri, allamo-i cihan edâları içre bir sürekli festival.” (Enis Batur, “Bir Cücenin İçine Girmek”, Cumhuriyet Kitap, 28 Ağustos 2014, Sayı: 1280).
(Enis Batur’un karizmasına gölge düşüren bir düzeltme yanlışı! Doğrusu “allame-i cihan” olacak.)
-“Herhalde asıl neden, Başbakan’ın ve siyasi başdanışmanın ağızlarından kaçan bir sözlüktür: Hesaplaşma.” (Mümtaz Soysal, “Deyim Hatası”, Cumhuriyet, 7 Ağustos 2013).
(Ağızlarından kaçan, herhalde “sözlük” değil “sözcük” olmalı!)
 
CUMHURİYET’İN TURİZM EKİ
Cumhuriyet gazetesinin “Turizm” ekini uzun yıllar, gazetenin emektarlarından Abdülkadir Yücelman, “Gezi” adıyla ve de dergi formatında çıkarmıştı. Gazete, eklerini yeniden yapılandırınca, Gezi dergisi “Turizm” adıyla dört sayfalık bir eke dönüştü. Artık belirsiz sürelerde yayımlanıyor. İçeriği de hayli değişti. Çoğu gazete ekleri gibi, o da şimdilerde “reklam” ağırlıklı bir yayın görünümünde...
Öyle gezip tozan biri olmadığımdan, gazetelerin turizm ekleri benim öncelikli ilgi alanıma girmiyor. Belki de yaz yorgunluğunun uyandırdığı dinlence özlemiyle, geçen gün gözüm Cumhuriyet’in “Turizm” ekindeki yazılara kaydı. 25 Haziran 2014 tarihli ekte, okuma keyfimi kaçıran çok sayıda dizgi ve yazım yanlışı gördüm. Özellikle Hatice Kumalar’ın, Hatay Medeniyetler Sofrası’nı tanıttığı “Kültürün lezzetle buluşması” başlıklı yazıda, hoşgörü sınırlarını zorlayan özensizlikler, anlatım bozuklukları ve yazım yanlışları vardı. İşte o yazıdan anlaşılmaz birkaç tümce:
-“Mutfakta çalışan ustaların hepsi Hatay’dan gelmiş ve her birinin birinin uzmanlık ayrı, işinin ehli kişiler.”
-“Günde 150 çeşit yemeğin hazırlandığı Hatay Medeniyetler Sofrasında kullanılan etlerde; işletmeye ait Hatay, Maraş ve Çanakkale’de kurulan çiftliklerden temine ediliyor.”
-“Ayrım yapmak çok zor olsa da ateş şov içinde masaya getirilen tuzda kuzu yada tavuğu ve özel peynirli künefeyi denemeden geçmemenizi tavsiye ediyorum.”
Belli ki bu yazılar hiç “tashih” görmeden yayımlanmış. Cumhuriyet’in “Turizm” eki, Abdülkadir Yücelman’ın adı ile özdeşleşmiş bir yayındır. Kendisi artık aramızda değil. “Turizm” ekinin yeni editörü Hayri Arslan’dan, ustasının anısına yaraşır bir özen bekliyoruz… 
En Çok Okunan Haberler