Daha

Eylül geldi de kurtulduk yaz sersemliğimizden, “Beni burada bırak, hayatım boyunca yaşarım” dediğimiz ve genelde en fazla iki haftadan fazla kalmadığımız, bize hayatı sorgulatan cennet mekânlardan, sosyal medyada modası hâlâ geçmeyen plajda ayak fotoğraflarından, ünlülerin selülitli fotoğraflarının haber diye yayınlandığı aylardan. Şimdi bütün bir yıl kış bitse de gitsek diye bekler dururuz. Güzeldi ama yaz sersemliğimiz bizi terk etti. Eylül bizi kendimize getirdi.

Kişisel gelişim kitaplarını okuduktan sonra gerçekten gelişeceğine inanan insanlar var. Bu eylülde sakinleşir belki biraz ortalık. Gerçi ne yalan söyleyeyim ben de bu insanlardan biri olmayı isterdim. Sırf “mutluluğu yakalamak için 10 adım” ya da “başarılı olmak için 21 ipucu” gibi bir kitabı okuyunca hayatımın değişeceğine mutlu ve başarılı olacağıma inanabilmek hiç de fena olmazdı. Bize güç ve mutluluk pazarlayan “yazarlar”, “bu kitabı bitirdiğinizde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” gibi büyük iddialarda bulunmayı ihmal etmez ve daha da ileri gidip mesela 152 sayfa boyunca “Sahip olmak istediğiniz güç içinizde” cümlesini değiştire değiştire bize sunarlar.

Bizi bu “bir ayda 6 kilo verin”, “6 ayda 4 dil öğrenin” gibi yalanlara inandırmaya çalışan, hep daha güzel, daha akıllı, daha başarılı, daha zengin, daha daha ve dahanın da dahası olmamız gerektiğini eline geçen her fırsatta bilinçaltımıza işleyen sistemin yarattığı bu yalanlar artık fazlasıyla can sıkıcı bir hal almaya başladı. İlk başlarda tatlı tatlı yalanlar söylerken artık bizi iyice gerizekalı yerine koymaktan hiç çekinmiyor.

Az güzel, az başarılı, az zengin olmamanın verdiği o orta hallinin sıkıcılığını, huzurunu yaşamayan nerden bilebilir ? “Göbek yağlarınızdan kurtulmak için tıklayın” haberini hazırlayan gazeteci adam “Göbek yapmışız abi” diyen arkadaşlarına şirin bir gülümsemeyle “Sevgilim seviyor oğlum, yastık bu” demiyor mudur?! Hayatın sırrını verdiğini iddia edebilen, çaresiz insanlara yalan pazarlayan o şuursuz insanlar lütfen artık kendilerine başka eğlenceler bulsun. Tüm bireysel ve toplumsal sefaletin çalışma tutkusundan doğduğunu düşünen Lafargue’ın tam tersine bize sürekli daha fazla çalışmamız gerektiğini öğütleyen bu sistem cılkımızı çıkartmak üzere. Ama artık eylül geldi. Sonbahar bize kilo aldıracak, daha fazla yemek yiyip daha fazla kitap okuyacağız, daha fazla çikolata yiyip daha fazla şarap içip daha çok düşünüp eski sevgilimizi daha mantıklı saçmalayacağız. Daha fazla film izleyip daha çok uyuyakalacağız koltuklarda. Daha çok trafiğe takılıp daha çok sigara içeceğiz. Bizden bir halt olmayacağı gibi bizden daha mutlusu da olmayacak.

En Çok Okunan Haberler