Demokrasinin tadı kaçtı

Arap ülkelerinde birbiri ardına başlayan halk ayaklanmalarında, öncü rolü üstlenen Tunus’taki gösterilerde, İsveç yapımı silahlar kullanıldığından beri, İsveç hükümetinden, bu sıcak gelişmelere dair hiç bir resmi ya da yarı resmi açıklama gelmedi. Tunus’ta 23 yıllık bir diktatörlüğü deviren halk ayaklanmaları, diğer bölge ülkelerine sıçradıkça, bölgeden haber akışı arttı. Ama bu yeni gelişmeler bile hükümet ya da dışişleri yetkililerini açıklama yapma, şöyle ya da böyle tavır alma, Arap halkının demokratik isteklerini destekleme noktasına taşımadı. İsveç devlet yetkilileri, diğer batılı ülkeler gibi, bölgede süre gelen iktidarlarla ilişkilerini bozmamak için suskun kalmayı tercih etti. Zamanından bölge ordularına satılmış silahların hatırına üç maymun oynandı.

Suskunluk, hafta sonuna doğru, en yetkin ağızdan olmasa da yetkili bir ağız tarafından bozuldu. Dışişleri Bakanlığı Basın Sözcüsü Joakim Larsson, İsveç’in Mısır’daki gelişmeler karşısında “tedirgin” olduğunu duyurdu. İsveç devlet televizyonu muhabiri Bert Sundström, Mısır’ın başkenti Kahire’deki ayaklanmaları takip ederken uğradığı bıçaklı saldırı, İsveç Dışişleri Bakanlığı’nın tedirginliğinin nedeni oldu. Saldırının doğrulanmasından kısa sürü sonra, bakanlığın Basın Sözcüsü Larsson’dan nihayet, gelişmelerden tedirgin oldukları ve “Eğer gazetecilere yapılan saldırılarda bir sistematik varsa bu çok korkutucudur” açıklaması geldi.

Mısır’daki olayları İsveç Devlet Televizyonu için takip eden Bert Sundstörm, perşembe günü öğleden sonra 2 sularında Kahire’de kaldığı otelden, gösterilerin yapıldığı Tahrir Meydanına gitmek için yola çıktı. Bir süre sonra çalışma arkadaşlarınca telefonla ulaşılmaya çalışılan muhabirin cep telefonunu Arapça konuşan biri cevapladı. “Adamınız, Mısır hükümetinde, orduda, ... Onu istiyorsanız gelin ve alın” dendi ve telefon hattı kesildi. Muhabirin sonrasında bıçaklandığı, ağır yaralı olarak başkentteki bir hastanede ameliyata alındığı ortaya çıktı. Hayati tehlikeyi atlatan Sundnstörm’in ne koşullarda saldıra uğradığı henüz kesinlik kazanmadı.

İsveç’te anadili Arapça olan 200 bin göçmen yaşıyor. Bu durum, hükümetin temkinli bozduğu sessizliğine rağmen, ülkede, basını, olayların takibini yakından sürdürmeye yönlendiriyor. İsveç Devlet Televizyonu ve özel televizyonlar, olayları başından itibaren, bölgeye muhabirlerini göndererek izledi. Yazılı basında gün ve gün haber takibi yapıldı. 2005 yılında Nobel Barış Ödüllü alan, Mısırlı, Mohammed El Baradei’nin ülkesinde ayaklanmacıların yanında, halkla kol kola tutumu, İsveç’te dikkatlerden kaçmadı. Baradei’nin açıklamaları Mısır’da neler olduğunun el haritası gibi takip edildi. Olayların yaşandığı bölgeyle bağı olan Arap kökenli göçmenler, gelişmeleri hem İsveç televizyonlarından hem de kocaman çanak antenleriyle kendi dillerinden takip ettiler.

Şimdiye kadar, ülkelerindeki gösterilere destek olmak için İsveç’in her hangi bir meydanında toplanıp da İsveç hükümetini, bölgede daha fazla demokrasi için harekete geçmeye çağıran Arap çıkmadı. Ayaklanmaların ardından, batının, demokrasi için yönlendirici rol alması isteği, televizyon kanallarına konuk olan Arap kökenli göçmen vatandaşlarca dile getirilmekle kaldı. Türkiye için yazılan demokrasi reçetelerinin hiç biri, Arap dünyasının liderleri için, resmi ağızlarca dillendirilmedi. Her şey bir yana, bıçaklanan İsveçli televizyoncuyu bile, Sınır Tanımayan Muhabirler organizasyonu, Dışişleri’ne göre daha bir sahiplendi. Kurumun Genel Sekreteri Jean-Françoiz Julliard “Bu artık sansürden daha öteye gitti. Şimdi Kahire’yi, dış medyalar için çalışan gazetecilerden temizleme çalışması başladı” dedi. Saldırı kabul edilemez olarak nitelendirildi.

İsveç’i harekete geçiremeyen Arap dünyasındaki sıcak gelişmeler, şu istatistiğe takıldı. İsveç, nüfusuna oranla, silah tedarikçiliğinde dünyada ikinci sıraya oturmaktadır. Yılda 13,6 milyar kron, yaklaşık 3,3 milyar TL, silah satışından gelir elde edilmektedir. İsveç’in silah sattığı Arap ülkeleri arasında Tunus dışında, Mısır da bulunmaktadır. Afiyet olsun.
En Çok Okunan Haberler
  • Atıf Yılmaz’ın Osman Şahin öyküsünden uyarladığı Adak’ın (1979) başında, köylü karakterlerden birinin röportaj sırasında
  • Biraz da dilden konuşalım... Bıkkınlık veren “siyasal gündem”den başımızı kaldırıp “Dil
  • Geçenlerde bir gazetede DEHB tedavisinde kullanılan ilaçların bir yılda yüzbinlerce kutu yazıldığına (aşırı kullanıldığına)
  • Okullarda zorunlu ve seçmeli diye iki tür ders vardır. Zorunlusu, devlet tarafından belirlenmiş, öğrencinin