Dış ticaret daralıyor, enflasyon ise tam gaz

Ağustos ayının sonlarında açıklanan dış ticaret verisi ve enflasyon oranları önümüzdeki dönem ekonomik daralmayı ortaya koyan veriler arasında. Üstelik yüksek enflasyon eşliğinde bu daralmanın geleceğini gösteriyorlar.

Önce enflasyondan başlayalım. Bilindiği gibi enflasyon tanım gereği genel fiyat düzeyindeki artıştır. Paranın satın alma gücü düşer, ücretler aynı düzeyde artmaz ise, bugün olduğu gibi, hayat pahalılığı anlamına gelir, yaşam kalitesinin düşmesine, yoksullaşmaya neden olur. Yaşadığımız hayat pahalılığında son gelişmeler ise şöyle; (tüm veriler resmi rakamlardır, gerçek dünyadaki pahalılığın çok daha yüksek olduğu unutulmamalıdır)

Ağustos ayı TÜFE’de geçen yılın aynı ayına göre %17,90’lık bir artış oldu. Geçen yılın Ağustos ayında TÜFE’deki aylık artış %0,5 iken bu yıl aynı dönem aylık %2,30 artış gözlendi. Bu ciddi artışın yanında en ürkütücü veri ise üretici fiyatları tarafından geldi. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’nde (Yİ-ÜFE) yıllık artış %32,1 oranında arttı. Üretici fiyatlarındaki artışın yüzde 30’ların üzerine çıkması, kısa vadede tüketici enflasyonunun da bu tarafa sürükleneceğini ifade ediyor. Yani enflasyonda yükselişe devam.

TÜFE’deki artışa en fazla katkıyı, ulaştırmanın yaptığı izlenirken, gıda fiyatlarındaki artışın neredeyse hiç katkı yapmadığı gibi bir veri karşımızda duruyor. Gündelik yaşamda Ağustos boyunca gıda fiyatlarındaki artış %50-%100 aralığında gözlemlenirken nasıl oldu da gıda enflasyonu bu derece düşük çıktı, henüz bunu kimse bilmiyor. TÜİK’n bu konuda bir açıklama yapması şart.

Diğer bir taraftan enflasyondaki gidişatı çekirdek enflasyona bakarak da anlayabiliyoruz. Çekirdek enflasyon, mevsimsel etkilere karşı hassas olan ürünlerin TÜFE’den çıkarılmasıyla hesaplanıyor. Yani bu kalemde tüketici fiyatlarındaki hareketleri, dönemsel-mevsimsel etkilerden arındırarak izliyoruz. Çekirdek enflasyon, karşılaştırma kolaylığı açısından Ağustos aylarını incelersek, uzun bir zamandır yükseliş eğiliminde. Aslında grafik tarihini 2006’ya kadar geriletmek de mümkün, ama genel eğilim bu şekilde gözleniyor. Yaşanılan döviz şokunun ise sadece bu eğilimi hızlandırdığı görülüyor.

Yakın zamanın bir başka verisi de dış ticaret tarafından geldi. Veriye göre, Temmuz ayında ihracat yıllık olarak %11,6 oranında artarken, ithalat %6,7 geriledi. İthalat ile ihracat arasındaki makasın daralmasıyla dış ticaret açığının da 6 milyar dolar düzeyine indiğini izliyoruz. İhracatın ithalatı karşılama oranı da benzer bir eğilimde 2017’deki %58,7 seviyesinden %70’e çıktı. Şimdi bu tablo ilk bakışta olumlu bir tablo. Ama işin detayına bakılınca dramatik bir görüntü ortaya seriyor. İthalattaki daralmanın nedeni Dolar-TL kurundaki hızlı yükselişin devam ediyor olması. İhracattaki yükseliş ise aynı nedenle, Türkiye’de üretilen malların görece ucuzlamasından kaynaklanıyor. Buraya kadar her şey tamam gözüküyor, durumun dramatik tarafı ise ihraç edilen ürünlerin üretiminde ithal ürünlerin kullanılıyor olması. Yani Türkiye ancak ithal ederek ihraç edebiliyor. Bu da enerji dahil ithalat faturasının artmasıyla, TL ne kadar ucuzlarsa ucuzlasın, dış ticaretteki daralmanın olumlu bir haber olarak okunmaması gerektiğini ortaya koyuyor.

En Çok Okunan Haberler