DİSK’in OHAL’in bilançosu: Bin 959 DİSK üyesi işten atıldı

YAĞMUR ÖZTÜRK

Devrimci İşçi sendikaları Konfederasyonu (DİSK), OHAL sürecinde yaşanan hak ihlallerini, kamu çalışanları üzerindeki artan baskıyı ve hukuksuz işleyen yargı süreçlerini, dün düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. DİSK Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu’nun yaptığı basın açıklamasında en fazla ve kapsamlı ihlal edilen hakkın, çalışma hakkı olduğu belirtildi.

Çerkezoğlu, bu süreçte 135 binden fazla kamu görevlisinin somut bir delile ve haklı bir gerekçeye dayanmadan, savunma hakkı tanınmadan ve adil yargılanma yolları tıkanarak kamu görevinden çıkarıldığını söyleyerek bin 959 DİSK üyesinin de KHK ve kayyum marifeti ile işten çıkarıldığını belirtti. Bu kişilerin aynı zamanda fişlendiğini ve özel sektörde de iş bulmalarının engellendiğini, pasaportlarına el konularak seyahat özgürlükleri ve başka ülkede çalışma haklarının da ortadan kaldırıldığını ekledi.

Çerkezoğlu, OHAL Komisyonu’nun göstermelik olduğunu da şu sözlerle açıkladı: “22 Aralık 2017 tarihinden itibaren karar verme sürecine başlamış olan OHAL Komisyonu, 108 bin 905 başvuru almış, sadece 19 bin 500 başvuruyu incelemiş ve bunlardan 18 bin 200’ü için ret ve bin 300’ü için kabul kararı vermiştir.”

‘Grev hakkı ortadan kalktı’
Grev hakkının en çok ihlal edilen işçi haklarından olduğunu belirten Çerkezoğlu; “Bu süreçte yedi grev, erteleme adı altında yasaklanmış, 150 binin üzerinde işçinin ekmeği işverenlerin insafına bırakılmıştır. Yasaklanan grevler arasında Birleşik Metal-İş sendikamızın da üç grevi vardır. Grev ertelemelerinin OHAL uygulamasının bir parçası olduğu bizzat Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından defalarca vurgulanmıştır. Şurası açıktır ki grev hakkının fiilen ortadan kaldırılması sadece 150 bin işçiyi ve ailelerini değil, tüm işçilerin ekmeğini tehdit etmektedir” dedi.

‘OHAL bahanesi’
OHAL bahane edilerek birçok sendikal faaliyet ve işçi eylemi yasaklandığı ya da engellendiği vurgulanan açıklama şöyle devam etti: “OHAL, işçilerin haklarının hukuk dışı biçimde gasp edilmesinin bahanesi haline getirilmiş, “OHAL’in millete karşı ilan edilmediği” iddiası bizzat hükümet tarafından çürütülmüştür.”

Yeni başkanlık sisteminin de temel özelliklerine zaten OHAL’de tanık olduğumuzu, fiilen var olduğunu sadece 24 Haziran 2018’de yasal olarak da uygulanmaya başlandığını söyleyen Çerkezoğlu, yeni rejimin çalışma hayatına etkilerini şöyle özetledi:

»Yeni rejimde cumhurbaşkanı çalışma hayatı dahil pek çok konuda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, CB Yönetmeliği ve CB Kararı ile tek başına düzenleme yapabilecek.

»TBMM’nin bazı yetkilerini CBK ile kullanabilecek olan Cumhurbaşkanı çalışma hayatını ilgilendiren konularda da düzenleme yapabilecek ve karar alabilecek.

»Cumhurbaşkanı temel hak ve özgürlükler, kişisel ve siyasal haklar dışında kalan çok sayıda konuda geniş yetkilere sahip. Ayrıca tek başına OHAL ilan edebilecek.

»Cumhurbaşkanı asgari ücret tespit komisyonunun yapısını istediği gibi değiştirebilecek,

»İşsizlik sigortası kaynaklarının kullanımında geniş yetkilere sahip olacak,

»Bugün işçilerin sırtına yüklenen vergi ve harçların kanunlarda öngörülen alt ve üst sınırlar arasında artırılması konusunda yetkili olacak.

»Cumhurbaşkanı grev yasaklarına karar verebilecek ve grevleri tek başına erteleyebilecek.

»Doğrudan cumhurbaşkanına bağlı ve onun talimatıyla çalışacak olan Devlet Denetleme Kurulu’na sendikaları, meslek odaları ve dernekleri inceleme, soruşturma ve yöneticilerini görevden uzaklaştırma yetkisi verilmiştir.

»Bütçesi işçilerden ve onlar adına kesilen primlerden oluşan Sosyal Güvenlik Kurumu’nu Sayıştay denetiminden çıkarmayı hedefleyen düzenleme yapılmıştır.

‘Bu rejim zararlı’
Çerkezoğlu yeni rejime ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Bu rejim, Türkiye nüfusunun dörtte üçüne ulaşan ve ücretiyle yaşamaya çalışan büyük bir kesime, yani ‘Cumhur’un çok büyük bir çoğunluğuna zararlıdır! Böylesi bir rejimde işçilerin haklarını, çalışma ve yaşam koşullarını savunmak ve geliştirmek daha da zorlu bir mücadeleyi gerekli kılmaktadır.
Biz DİSK olarak, birlik-mücadele ve dayanışma bilinciyle böylesi bir mücadeleyi örgütlemeyi tarihsel bir görev olarak görüyoruz.

Kurulduğu günden bugüne kadar, devletten, sermayeden ve siyasi partilerden bağımsız olarak işçilerin haklarını savunmayı ilke edinen DİSK, emek ve demokrasi mücadelesinden asla geri durmayacaktır.”

En Çok Okunan Haberler