Diskalifiye olmaya övgü

Bizi yoracaklar bu hayatta Fuat. Söylemedi deme. Ve hatta bak şuraya yazıyorum. Kaç yaşındasın diye başlayacaklar önce. Hiç şüphelenmeyeceksin. Kaç yıldır burada yaşıyorsun, kaç kardeşsiniz diye devam edecekler, sonrası gelecek ve ardı arkası kesilmeyecek; kaç senedir berabersiniz, kaç kilometre yol gittin, kaç yıllık deneyiminiz var, kaç kuruş verdin buna, kaç para alıyorsun bu yaptığın işten, kaç dil biliyorsun, kaç kilo verdin, kaç, kaç, kaç…??? Bu “kaç” ile başlayan cümleleri duyduğun zaman kaç Fuat. Yoksa hayatını çoğu zaman hiçbir şey ifade etmeyen sayılar üzerine kurarsın. Rakamlar büyüdükçe büyüdüğüne inandırdılar seni. Oysa bize kelimeler lazım.

Hayatın hep bir şeyleri kanıtlamakla geçecek zaten. Sağlıklı olduğunu, başarılı olduğunu, suçsuz olduğunu kanıtlama çabaları seni giderek daha az sağlıklı, daha az başarılı ve daha suça eğilimli bir insan yapabilir. Mesela alnındaki bir çizgi de belki şu doldurulması imzalanması, damgalanması bir yerden alıp da başka bir yere götürülmesi gerekilen formlar yüzünden belirebilir. Alnındaki o çizginin bürokrasi izi olmadığını kimse iddia edemez Fuat. Ama ben, bunca formlar doldurmuş imzalar atmış, kan testlerinden, yeterlilik sınavlarından, zorlu iş görüşmelerinden geçmiş biri olarak ahkâm kesmek için bir teste daha ihtiyaç duymam. Şimdi bizim öfkemiz mi daha güçlü hayal kırıklığımız mı bilmiyoruz. Başka bir coğrafyada doğsaydık, insanların birbirlerine güvendikleri, insanların insan gibi yaşayıp yine insan gibi çekip gittikleri bir dünyada… diye başka ihtimalleri, farklı hayatları hayal etmeden duramıyoruz. Öyle yerler de var haritalarda Fuat, haberin olsun.

Televizyonun sadece bir ses olsun diye açık kaldığı bütün bu yalnız akşamlardan güneşli sabahlara uyanacağını sana inandırabilen birini bulursan sakın onu bırakma Fuat. Eskitip değersizleştirdiklerimize intihar süsü verdik biz ama biliyoruz ki katilleri biziz onların. İçimizde darmadağın olan şeylerin yerleri bomboş şimdi. O boşlukların içini rakılarla dolduruyoruz. Sonbahar çalarken kapıyı, evde yokmuşuz gibi yapıp, “bekler bekler, sonra gider” diye düşünüp, sus pus olup oturacağız yazı kucaklayıp. Sayılarla değil kelimelerle anlatacağın bir hayat kur kendine Fuat. Hayat bir yarışsa ve rakiplerini ezmekle geliyorsa başarı sen diskalifiye ol. Bırak ödülleri başkası alsın. Ama hayata kafa tut. Göz yumma. Başkalarını boş ver. Sen sevmene bak.
 

En Çok Okunan Haberler
  • “Negri,Agnoli ve Anti-Parlamentarizm” başlıklı yazımda (BirGün, 13 Eylül 2011) çok kısa da olsa Agnoli’nin devlet ve
  • Habertürk kanalının Genel Yayın Yönetmeni, TV programcısı ve Habertürk gazetesi köşe yazarı Yiğit Bulut’un kovulmasıyla...
  • Biraz da dilden konuşalım... Bıkkınlık veren “siyasal gündem”den başımızı kaldırıp “Dil
  • Faşist Almanya’da rektörlere “Üniversite Führer’i’ yetkisi ve unvanı verilmişti...