Doğu Akdeniz’de enerji satrancı…

Doğalgaz varlığı tespit edildiğinden bu yana günbegün ısınan Doğu Akdeniz’den yeni çatışma sinyalleri geliyor. 9 Şubat’ta İtalyan ENİ Firması’nın sondaj gemisi Saipem 12000’i bölgeye sokmayan Türk savaş gemileri fiili durum yarattı. TSK, 6 Şubat’ta bölgede bir askeri tatbikat yapacağını ve bunun 22 Şubat’a kadar süreceğini duyurdu. Bu duyuru kapsamında 9 Şubat’taki olay gündeme geldi. Daha sonra tatbikat durumunun 10 Mart’a kadar uzatıldığı beyan edildi. Saipem 12000 bir süre siyasi kanalın açılmasını bekledi, ancak bu bekleyiş günlük 930 bin TL.’ye mal oluyordu ki bu da geri çekilmeyi beraberinde getirdi.

Türkiye ile Kıbrıs arasına yaşanan bu gerilime aynı günlerde İsrail ile Lübnan gerilimi eklendi. Lübnan’ın İsrail ile sorun yaşadığı bölgede arama ruhsatı vermesi üzerine zaten var olan gerilim daha da arttı.

Tepkiler
Türkiye’nin Saipem12000’i durdurmasına anında tepkiler geldi. İlk tepki birer AB ülkesi olarak Kıbrıs ve Yunanistan’dan geldi. AB Komisyon Başkanı Jean Claude Juncker, “Bölgede gerilimi arttıran her hareket ve söylemi tasvip etmiyoruz” açıklamasında bulundu. Yine AB Konsey Başkanı Donald Tusk Ankara’yı ”Kıbrıs’ın toprak egemenliğine saygılı olamaya “ çağırırken Kıbrıs’ın AB hukuku ve uluslararası hukuk çerçevesinde kendi doğal zenginliklerini araştırıp işletme hakkı olduğunu da vurguladı. Diğer yandan Kıbrıs BM Daimi Temsilcisi Kornilios Korniliu’da BM Siyasi Konular Sorumlusu Jeffery Feltman ve Genel Sekreterlik Ofisi Başkanı Maria Luiza Vioti ile görüşerek konuyu BM gündemine taşıdı. ABD, Almanya ve Fransa Kıbrıs’a destek mesajları verirken İtalyanlar şimdilik beklemeyi tercih ediyor. Rusya ise sözcü Zaharova ile Ada’da bir an önce çözüme gidilmesi çağrısında bulundu.

Bütün bu tepkilerden de görüleceği üzere Türkiye’ye yine yalnızları oynamakta. Katar bile Exxon Mobil ile ortaklık kurup Kıbrıs’ta yeni lisans anlaşmaları peşinde.

Doğalgaz açısından 3.Bölge çok mu önemli?
Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölge olarak adlandırdığı güney ve doğu kesiminde ayrılmış 13 bölge bulunmakta. Bu bölgelerin kimi İtalyan ENİ ile Fransız TOTAL Firmalarına lisanslanmış durumda ( 3. Bölgede bunlardan biri). Bazıları için de Exxon Mobil ve Qatar Petroleum devrede. Afrodit olarak adlandırılan bölgede doğalgaz varlığı tespit edildi diğerlerinde de aramalar devam ediyor. Arama çalışmaları yapılabilecek 11 bölge dururken neden ihtilaflı olan birkaç bölgeden biri olan 3.Bölge’de arama başlatıldı?

Siyasi arenada rakipleri yalnızlaştırmak, zor duruma sokup sıkıştırmak ve gelecekte masaya eli kuvvetli oturmak üzere pek çok atraksiyon gerçekleştirilir. Dolayısıyla 26 Mart’ta Varna’da yapılacak Türkiye AB görüşmelerinin iptali olmadı Türkiye ile ilişkilerin Kıbrıs konusu nedeniyle dondurulması bu atraksiyonlardan biri gibi görünmekte.

Kıbrıs doğalgaz faaliyetlerini tam gaz sürdürüyor
Eski Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas ve eski Kıbrıs Türk Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın konuyla ilgili bir anlaşmaya varıldığı söylemi mevcut. Anlaşma, deniz bölgesi, kıta sahanlığı ve MEB ile ilgili kararların federe hükümet sonrası birleşme sonrası ele alınmasını önermişti. Bu, son tur müzakerelerde de doğrulandığı ve Türk tarafı tarafından tartışılmadığı iddiası da var. Bunun üzerine Kıbrıs Hükümeti, hidrokarbon gelirlerini “mevcut ve gelecek nesillerin tüm Kıbrıslıların çıkarlarını güvenceye almak” için Norveç egemen fonu gibi bir fon yaratılmasını öngören bir tasarıyı parlamentoya sundu.

Diğer yandan doğalgaz arama ve çıkartma faaliyetlerini de bütün hızıyla sürdürmekte. İtalyan ENİ ve Fransız TOTAL dışında Exxon Mobil ile yapılan anlaşma gereği 10. parselde doğalgaz sondajı için keşif yapmak üzere Exxon tarafından kiralanan Ocean Investigator ve Med Surveyor adlı iki geminin bölgeye geldiği biliniyor.

Ayrıca çıkacak olan gazın pazarlanması konusunda İsrail ve Mısır ile görüşmeler sürmekte. Mısır ile yapılan anlaşmalar Türk hükümetini bir hayli kızdırdı. Çavuşoğlu, 4 Şubat’ta yayımlanan bir mülakatta Mısır ve Kıbrıs arasında Aralık 2013’te imzalanan ve iki ülkenin doğu Akdeniz’deki münhasıran ekonomik bölgeleri (MEB) arasında kalan hatta hidrokarbon arama çalışmalarının ortaklaşa yürütülmesini öngören anlaşmanın “yok hükmünde” olduğunu söylüyor ve “Anlaşmanın Türkiye’nin kıta sahanlığını ihlal ettiğini açıkça beyan ettik.” diyordu. Buna karşılık Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Ebu Zeid ise, 7 Şubat’ta yaptığı açıklamada Mısır’la Kıbrıs arasında deniz sınırını belirleyen anlaşmaya itiraz edilmesine tepki gösterdi. Sözcü, Mısır’ın buradaki egemenlik haklarının ihlaline karşı uyarıda bulundu, bu yöndeki girişimlerin kabul edilmez olduğunu ve bunlara karşı konulacağını vurguladı.

Sıcak çatışma ve barış ihtimali…
Suriye’nin kuzeyinde Türkiye ile ABD arasında bir sıcak çatışma olasılığından söz edilirken benzer bir durum Akdeniz içinde söz konusu olabilir mi? Kıbrıs Postası’nda konuyu gündeme taşıyan Prof. Dr. Ata Atun, Exxon gemilerinin çalışmalarına başlayacağını ve mesainin 6. Filo’nun Doğu Akdeniz’e geldiği tarihle çakıştığını iddia etti. ABD’nin gerçekte vermek istediği mesajın “Rumların tek yanlı MEB ilanını ve bu bölge üzerindeki egemenlik haklarını tanımak” olduğunu savunan yazar, 6. Filo’ya ait gemilerin bölgede bulunma gerekçesinin “Suriye’ye olası müdahale” gibi görünse de gerçekte Exxon’un gemilerine “muhafızlık etmek ve olası bir Türk müdahalesine mani olmakla” görevli olduklarını öne sürdü. Ayrıca Fransız gemilerinin de TOTAL’den dolayı bölgede olduğu biliniyor…

Enerjiden kaynaklanan zenginliğin paylaşımı şu an için anlaşmadan çok çatışmaya götürdüğü açık. Enerjinin yer kürede genellikle çatışmalara neden olduğu gerçeği ortada olmasına rağmen ben Kıbrıs özelinde hala barışı getireceğine inanmaktayım. Nedense Kıbrıslıların sorunlarını kendi iradeleri ile çözeceğine inanmışım bir kere. Zamanına gelince; Ana vatan / yavru vatan söyleminin bittiği gün çözüm günüdür derim.

En Çok Okunan Haberler