Edebiyat güzelleştirir!

“İzmir’in dağlarında çiçekler açar” diye marş söyleyen öğrencileri “Ben okulumda siyasi marş söyletmem” diye engellemeye çalışan lise müdürünün görevden alındığı rivayet edildi. Diyorlar ki, ‘bu nasıl müdür?’ Nasıl olacak müdür gibi müdür işte! Yerine gelecek olan da müdür gibi müdür…

“Gavur İzmir”den başlamışlardı İzmir güzellemesine. İzmir’de de bir inat bir inat, “laikliğin başkenti” oldu çıktı kafir! Ee yakıştı da! Güzele ne yakışmaz, laiklik de yakışır! Aslında ‘gavur mavur’ derken artık farkına vararak mı yoksa varmadan mı, günahı söyleyenlerin boynuna, ‘güzel’ demek istiyorlar sanki. Sankisi fazla, İzmir de gittikçe güzelleşiyor. Yok kabak çiçeği gibi değil, başka bir şey de, hatırlayamadım, hatırlayanınız benim yerime yazıversin şuraya…

İzmir’in dağlarında çiçekler açıyor, İzmir’in güneşi parlıyor, yıldızı yüksek, mavisi süt gibi, İzmir’de güzel şeyler oluyor. Bir güzellik de edebiyattan geliyor İzmir’e. İzmir edebiyatı güzelleştiriyor, edebiyat da İzmir’i güzelleştiriyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve onun ‘Aziz’ başkanının desteği, katkısı ve girişimiyle üçüncü yılına giren İzmir Uluslararası Edebiyat Festivali bu kez de baharı güzelleştiriyor. İlk yıl “edebiyat özgürleştirir” isteği ve coşkusunun yansıdığı festival, geçen yıl en çok gereksinimimiz olan şeyde odaklanmış, ‘edebiyat barıştırır’ demiştik. Şimdi bazıları diyecek ki, tabii İzmirli’ye barışmak kolay! Kolay olsun tabii, zor olacak ne var ki? Yahu zoru beceriyorsunuz, savaş çıkarıyorsunuz da, kolay olanı, barışı nasıl başaramıyorsunuz, anlaşılır gibi değil! Aslında anlamayacak ne var, çünkü niyetiniz yok, çünkü istemiyorsunuz, çünkü sürekli savaş hali işinize geliyor, malum politika, düşmanın yoksa, yarat!
Güzellikten çıkıp özgürlüğe, barışa geliyoruz, ama ne yazık ki sonunda yine savaştan, düşmandan kurtulamıyoruz. Ama mücadele de bunun için değil mi zaten? Sözle, eylemle, direnişle, isyanla, şiirle, şarkıyla, dansla, edebiyatla, sinemayla, resimle, tiyatroyla, masalla… Özgürlük, barış, adalet, eşitlik, kardeşlik, iyilik, güzellik, sağlık.

Güzellik aslında her şey. Yani özgürlük güzel, barış pek güzel, eşitlik daha güzel, adalet hepsinden güzel. Eh bunlar güzel olunca da dünya güzel, yaşamak güzel, insan güzel, doğa güzel, güzel güzel. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İzmirlilere ve çevre illere, Ege’ye yaptığı güzellik, şahane romancı Hasan Ali Toptaş ile başlıyor. Festivalin onur konuğu Toptaş usul usul anlatacak, bizse kendi romanlarından çıkmış gibi duran bu büyüleyici anlatıcı ya da büyücüyü sözcüklerin ayinindeymişiz gibi dinleyeceğiz.

Sait Faik’in “Bir insanı sevmekle başlar her şey” dediğini, “bir şehri sevmekle başlar her şey”e dönüştürüp “güzellik kurtaracak dünyayı” diyeceğiz. Öyle ya güzel bir mevsimde güzel bir şehirde güzel insanların arasındayız, “dostların arasındayız/güneşin sofrasındayız” dizelerine Nazım Hikmet’in, bundan güzel mekan bulunamaz! Nilüfer Açıkalın’dan Meltem Cumbul’a, Kaan Murat Yanık’tan Irmak Zileli’ye, Barış İnce’den Tuğçe Isıyel’e, Hülya Deniz Ünal’dan Gülşah Elikbank’a, Habib Bektaş’a, Melih Ergen, Duygu Kankaytsın, Ünal Ersözlü, Turgay Kantürk ve Tuna Kiremitçi’ye pek çok isim, edebiyatın da bir coğrafyayı nasıl güzelleştirdiğini, dünyayı güzelleştirdiğini anlatacaklar. Edebiyatın da bir güzel İzmir’i var, olmaz mı? Edebiyat kentleri güzelleştirdiği kadar ruhu da güzelleştirir elbette, bunu da yazarlarımızdan dinleyeceğiz.

İzmir’i güzelleştirmek için vargücüyle çalışan Aziz Kocaoğlu festival için yazdığı mektupta şöyle diyor: “İzmir güzeldir, İzmirli özeldir, bu kent için, çevresi, ilçeleri, köyleri, mahalleleri için ne yapsak azdır, çünkü İzmir hepsini hak eder, daha fazlasını da hak eder…Güzellik hiç kuşkusuz yalnızca görünüşte değildir. İçten gelir, dışa yansır. İyiliği, güzelliği yüzüne yansımış bir kent olarak İzmir, yer aldığı Ege bölgesiyle ve deniziyle, antik dönemden beri demokrasiyi, ileriyi, aydınlığı, özgürlüğü temsil eder.”

İzmir, hem laikliğin hem de güzelliğin başkenti olarak güzelliğe tutkun bir şairi, her zaman genç bir şairi, İlhan Berk’i 100. yaşında, Engin Turgut ve Mahmut Temizyürek’in sunumlarıyla ağırlıyor. Resmi ve şiiri konuşulacak. 18-27 Mayıs 2018’de Kültürpark’ta gerçekleştirilecek edebiyat, şiir, panel, konser ve tiyatro etkinliklerinin tümü ücretsiz ve herkese açık. Finlandiya şiirinin konuşulacağı bir panelin yanı sıra şiir akşamlarında Finlandiya, ABD, Çin, Romanya, Tunus, İtalya, Belçika ve Almanya’dan konuk şairlerin yanı sıra, İzmir’den ve ülkemizden pek çok şair de şiirler okuyacaklar. Şiir Kürsüsünde isteyen herkes şiir okuyabilecek.

Bunca güzelliğin ortasında o güzellikleri yaratanlara yönelik saldırıların, kıyımların, katliamların sık sık yaşandığı bir ülkedeyiz. 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamının 25. yılı. Orada yakılarak öldürülen 35 canımızı hiç unutmuyoruz, onların anısını artan bir öfkeyle yaşatmaya çalışıyoruz. Madımak için düzenlenen anmada şairler İsmail Mert Başat, Zeynep Uzunbay, Altay Ömer Erdoğan, Gülce Başer ve yangından zor kurtulan arkadaşımız Hidayet Karakuş Madımak’ı konuşacak, orada yitirdiğimiz şairlerden ve kendilerinden şiirler okuyacaklar.

Masal kürsüsünde iki masalcı farklı masallar anlatacaklar ve anlatmak isteyenleri de ağırlayacaklar. Hüsnü Arkan konseri, şiirimizin büyüklerinden, benim de değerli büyüğüm Şükrü Erbaş ve Metin Karausta’nın saz, söz ve şiirden oluşan “ellerin elime değdiği zaman” dinletisi de bu güzel festivalin unutulmaz anlarından olacak. Festival “Hayvan Çiftliği” oyunuyla sona erecek.

Sona ermeyen, yeni başlayan şeyler de var, önümüzde güzel bir Haziran var, laiklik, özgürlük, dayanışma, kardeşlik, barış için 24 Haziran’da kullanacağımız oylarımız var, yeniden parlamenter demokrasiye dönme, tek adam rejimine son verme umudumuz var. Gülten Akın’ın dediği “senin sular gibi umudun var”.

Edebiyat güzelleştirir, şiir güzelleştirir, özgürlük güzelleştirir, barış güzelleştirir, demokrasi güzelleştirir, Haziran güzelleştirir, İzmir güzelleştirir!

En Çok Okunan Haberler