Elektro Sosyalist 2: Hammers Günlükleri

Türkiye’den arkasında önemli bir iz bırakarak ayrılan Slaven Bilic, İngiltere’de sezonun en umut verici başlangıcına imza atmış durumda. Hırvat hoca değerini bilemediğimiz hocaların arasına mı katılacak, yoksa bu başlangıç onun Türkiye’deki ilk aylarında yarattığı atmosfer gibi, elle tutulur bir başarıya sadece yaklaşmakla mı yetinecek göreceğiz.

5 Eylül 2013 tarihinde, Uçan Hollandalı köşesinde, Beşiktaş’ın yeni teknik direktörü Slaven Bilic için şunları yazmıştık. “Elektro gitarı tıngırdatmayı seven, kulağında küpesi, avukatlık diploması ve sol cenahta bulunan hayat felsefesi ile Bilic kulüp tarihinin kendisinden en az şey beklenen kadrolarından birisini mutlu sona ulaştırabilir”. Ulaştıramadı Bilic takımını mutlu sona. Sosyalist bir takım kurmaya uğraşmıştı ve kimilerine göre romantik hülyaları satarak, kimilerine göre şov yaparak ülkeden ayrıldı. Türkiye Ligi ne büyük hocaları kovalamıştı, Bilic adeta bir çerez niteliğindeydi. Hoş, Beşiktaşlılar da onun gidişi karşısında ikiye bölünmüşlerdi. Kimileri onun özellikle derbilerdeki başarısızlığını sürekli dile getirip Hırvat’ın asla büyük takım hocası olamayacağını düşünürken hatırı sayılır bir grup da bu karardan dolayı Fikret Orman yönetiminin pişman olacağını ileri sürüyordu.

West Ham 16 Temmuzda 2015-16 sezonuna resmi olarak başladı, Avrupa Ligi ön elemesindeki Birkirkara maçıyla. Ama Slaven Bilic’in bu kupayı, bu sezon için gereksiz bir yük olarak gördüğü ve bir an önce başından savmaya çalıştığı belliydi. Hatta, Malta temsilcisi ile oynanan turun ilk maçında yedek kulübesine bile inmedi ve rakibinin hocası Giovanni Tedesco’dan da saygı konusunda bir eleştiri aldı. Premier Lig’in başlamasına 3 gün kala Romanya temsilcisi Astra Giurgiu onları bu yükten kurtardı ve Avrupa Ligi’nin dışına itti. Bilic’in Avrupa Ligi’ni önemsemediği o kadar belliydi ki, Romenlere elendikleri maçta sahaya çıkan ilk 11’den hiçbir oyuncu, 3 gün sonraki Arsenal deplasmanında maça başlayamamıştı. Bu bir tesadüf değil ya da zorunlu sebeplerden kaynaklanmıyor. Hammers, geçtiğimiz hafta sonu Manchester City’i deplasmanda 2-1 mağlup ederken de o maçın ilk 11’inden sadece 3 oyuncu sahadaydı. Bu da onun Premier Lig hesaplarının yanında, bu sezonki Avrupa macerasını tamamen bilinçli olarak çöpe attığını gösteriyor. Doğu Londra kulübü, Eylül 2007’den beri ilk kez deplasmanda üst üste 3 maç kazandı. Üstelik kazandıkları bu 3 maç sırasıyla Arsenal, Liverpool ve Manchester City’e karşı. 24 Ekimdeki Chelsea maçına kadar Norwich City, Sunderland ve Crystal Palace ile karşılaşacaklar. Ligde kaybettikleri iki maçın kendi evlerinde Leicester City (1-2) ve Bournemouth’a (3-4) karşı olduğu düşünülürse net bir tahmin yapmak zor. Zira kazandıkları maçlara göre çok daha kolay görünen bu 2 maçtan da 3 puan çıkarabilselerdi 6’da 6 ile lige başlayarak Avrupa futbolunun bu sezonki en sansasyonel başlangıcına imza atacaklardı.

Ancak bu başlangıcın ardından, Bilic’in Türkiye’de büyük maçları kazanamadığı yönündeki görüşün artık geçersiz olduğunu ileri sürenlerin bir yanılgıya düştüğünü de söylemek gerekiyor. Bilic, Beşiktaş’ın başında ülkenin 3 büyük takımından birisini yönetiyordu. Yani büyük maç onun için Fenerbahçe ve Galatasaray ile oynadığı maçlardı. West Ham’da ise, Manchester City veya Arsenal ile oynadığı maçların profili farklı. Artık ortalama bir takımın başında büyüklere karşı mücadele ediyor. Yani Beşiktaş-Galatasaray değil Konyaspor-Galatasaray maçını oynuyor. Dolayısıyla onun büyük maçları kazanamadığını ileri sürenler aslında kendi seviyesindeki takımlara üstünlük sağlayamadığından şikayet edenlerdi. Leicester ve Bournemouth’a karşı mağlup olduğu maçlara bakılırsa, ne ilginçtir ki bunu hala başaramıyor.

En Çok Okunan Haberler