Enerji depolamasında gelişmeler ve kandırılan Bakanlar…

Enerji alanında teknolojik gelişmeler büyük sıçramalar evresinde. Sözünü ettiğimiz geçiş süreci (fosil yakıtlardan yenilenebilire geçiş) tahminimizden de kısa olacak gibi. Bu süreçte önce nükleer sonra da kömür santralleri yerlerini rüzgâr ve güneşe bırakacak. Yeni tasarımla artık direkt güneş ışığını %44,5 verimle elektriğe dönüştürmek mümkün. Henüz istenen fiyatta olmasa da yakın gelecekte bu da olacak.

Fosil kaynaklar ve özellikle nükleer için çokça dile getirilen baz yük olmaları avantajı da elektriğin depolanması çalışmalarının hız kazanması ile birlikte önemini yitirme sürecinde. Enerjide depolama teknolojilerinin önemi hızla artıyor. 2030’lu yıllarda dünya güneş ve rüzgâr enerjisinde 6.000 Gw. Kurulu güce erişecek ve elektrik depolama kapasitesi de eş zamanlı olarak yaklaşık 2.000 Gw.ı bulacak. Elektrikli araçlarda bu sistemde büyük yer tutacaklar.

Enerji depolama pek çok avantajı beraberinde getirmekte; kaynak verimliliği, iletim hatlarına ihtiyaç duymama, enerji kontrolü, tasarruf, dizel jeneratörlere alternatif olabilme dolayısıyla daha az fosil yakıt kullanımı, iklim değişikliğine olumlu yönde katkı vb…

Arizona’da Punkin kasabası projesi kaynakları verimli kullanma açısında önemli bir örnek. Yılda % 20-30 pik talep gücüne ihtiyaç duyan ve her yıl % 1-2 talep artışı gösteren ancak oldukça engebeli bir arazide yer alan kasaba için enerji depolama en ekonomik çözüm olmuştur.

Artık ülkeler ve çok uluslu şirketler gözlerini bu yöne çevirmiş durumdalar. Tesla’nın, Neoen’in rüzgar çiftliklerinde inşa ettiği 129 MWh’lık tesis tamamlandığında, en az bir süre en büyük lityum-iyon pil tesisi olacaktır. Yine daha minimal uygulamalara yönelik Tesla, dört odalı bir evin tüm elektrik ihtiyacı kadar depolama yapabilecek yeni nesil elektrik depolama ünitesi olan Powerwall 2.0’yi geçtiğimiz günlerde tanıttı. LG Corp.’un yan kuruluşu LG CNS, Guam’da iki enerji depolama tesisi için 43 milyon dolarlık bir sözleşme imzaladı. Öte yandan; Alman Enerji Depolama Derneği Başkanı Profesör Eicke Weber, güneş enerjisi ile elde edilmiş elektriğin kilovat saatinin 10 cent’e geldiğini, prizden çıkan elektriğin ise 29 cent olduğunu hatırlatıyor.

Weber, “Bekleyip görün, önümüzdeki birkaç yılda enerji depolama teknolojilerinde bir devrim olacak ve bu da bazı alanlardaki gelişmeleri hayal bile edemeyeceğimiz oranda hızlandıracak” demekte. Amerika merkezli GTM araştırma şirketi tarafından ortaya konulan rakamlara göre, ABD’de şebekeye bağlı enerji depolama pazarı hızlı bir büyüme gösteriyor. 2015 yılı üçüncü çeyrek sonunda 100 MW’tan fazla enerji depolama kapasitesi hayata geçirildi ve 60 MW’tan fazlası da yolda. Almanya’da 2015’te %35’den fazla PV depolama kurulumu gerçekleştirildi Almanya yenilenebilir enerji uygulamalarında dünya lideri ve 2050 yılına kadar yenilenebilir elektrik hedefini %80’e çıkartmayı planlıyor. Fosil yakıt kullanımı gerilerken rüzgar ve güneş enerjisinin artması dolayısıyla pil depolama, kısa ve uzun vadeli tedarik dalgalanmalarını önleme adına önemli bir seçenek haline geldi. Japonya enerji depolamaya 100 milyon dolarlık destek sağladı Mart 2014’te Japon Ekonomi, Ticaret ve Endüstri Bakanlığı, 100 milyon ABD doları değerinde lityum-iyon pil teşvik programını açıkladı. Verilen fon desteği 10 bin dolar ile 980 bin dolar arasında değişiyordu. Teşvik, 100 MW saat’ten fazla konut tipi depolamanın kurulmasını sağladı. İngiltere hükümeti ve Ofgem tarafından açıklanan sistem yükseltmesi, pil depolama ve elektrikli araçlara yapılan yatırımları içermektedir. Programın amaçları arasında, evlerin ve işyerlerinin enerji kullanımı üzerinde daha fazla kontrol sahibi olması için ülkenin enerji sektörünü daha etkileşimli hale getirmektir.

Birleşik Krallık, gücünün% 25’ini yenilenebilir enerjiden almaktadır. Ülke, yenilenebilir kaynaklara yatırım yapmaya devam ederken, hükümet yetkilileri, grid sistemini yükseltmek için depolama ve diğer kaynaklara yatırım yapma ihtiyacını gündeme getirdi ve Faraday Mücadelesi olarak adlandırılan önemli depolama yatırımıyla sonuçlandı. Depolama yatırımları, dört yıllık sürede dört aşamaya bölünmüştür ve yenilenebilir enerjinin üretilmesi dalgalanmalarının yanı sıra yenilenebilir enerjiyi entegre etme maliyetleri ile uğraşmak üzere tasarlanmıştır.

Öte yandan Kauai adası enerji kooperatifi gibi yapılanmalar da enerji depolama sisteminden yararlanmayı seçerken, Kaliforniya örneğinde olduğu gibi teşvikler de söz konusu olmakta. (Kaliforniya’da küçük ölçekli yenilenebilir santralleri için enerji depolama aygıtlarının yanı sıra çoğunlukla sayaç arkası yöntemlerle çalışan teşvik programı da mevcuttur. Kaliforniya’yı diğer eyaletler takip ederken enerji depolama sektöründe ilk eyalettir.)

Dünya giderek bu yöne evrilirken ülkelerde özellikle depolamanın başatı olan pil teknolojilerinde kullanılan madenlere ve nadir elementlere kolay ulaşımın yollarını aramakta ve arz güvenliği sorununa yönelmekteler. Batarya teknolojilerinde kullanılan önemli madenler, lityum, kobalt, grafit ve nikeldir. Lityum rezervleri sırasıyla Avustralya, Şili, Arjantin ve Çin’de yer almakta. Avustralya ve Şili toplamın %75 ine sahip. Şili rezervleri ise %50’yi bulmakta... Brezilya’da derin deniz petrol rezervlerinin keşfi, Venezuela vd. ile petrol ve doğalgaz giderek önemini artırırken bir de pil teknolojilerinde kullanılan önemli madenlerin güney Amerika’da bulunması Güney Amerika’nın “Yeni Ortadoğu” olacağı görüşünü getirmekte.

Grafit rezervleri ise üç ülkede sıralanmakta; Türkiye (%36), Brezilya ( %29) ve Çin (%22). Çin 3.sırada yer almasına rağmen dünya toplamının %82’sini üretmektedir. Türkiye ise ilk sırada olmasına rağmen üretimde Çin’in % 2 ‘si kadar bir üretim yapabilmektedir. Yakın gelecekte enerji depolaması ve pil üretimi hızla artarken Türkiye eli kolu bağlı rezervlerini, kaynaklarını kullanmamaktadır. Bu bilinçsizlikse fenadır, bilinçli yapılıyorsa ihanettir. Öyle yandaş tv.lere çıkıp “milli enerji ve maden politikaları” sunmakla bu iş olmuyor. Ayrıca yakın geleceğin önemli teknolojik gelişmelerinden biri olarak söz edilen “Grafen teknolojileri” içinde bu önem arz etmektedir.

•••

Bir süre önce LPG konusunda eşitleme uygulamasından bahsetmiş ve tüpgaza zam bu durumda kaçınılmazdır demiştim. İlgili Bakan ise zammın söz konusu olmayacağını söylemişti. Tüpgaza 15 gün önce %4’ün üzerinde zam yapıldı, yakında bir miktar daha yapılması söz konusu. Bakan bu durumda ne diyecek merak etmiyor, biliyoruz; “Beni de kandırdılar.”

En Çok Okunan Haberler