Erdoğan Filistin’den rol çaldı

Türkiye bu hafta, ayın son üç günü, ayrı ayrı haberlerle İsveç basınındaydı. İlk olarak Karaman’nın Ermenek ilçesinde  18 maden işçisinin mahsur kaldığı haberi duyuruldu. Soma’da yaşanan maden faciasının da hatırlatıldığı haberlerde; Dagens Nyheter gazetesi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na atfen “Modern Türkiye’nin Milli Günü’nde, Osmanlı İmparotorluğu’nun doğduğu topraklardan acı haber” ifadelerini kullandı. Peşmergelerin Türkiye üzerinden Kobane’ye geçişi hem yazılı hem görsel basında yer aldı. Gazeteler ağırlıklı olarak 31 Ekim tarihli haberlerde geçiş koridoruna yer verdi.

İsveç için tarihi bir açıklama geldi. İsveç, Filistin’i devlet olarak tanıdığını resmen duyurdu. 30 Ekim’de İsrail, İsveç elçisini geri çağırdı ve İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman İsveç elçisini süresiz olarak geri çekmeyi planladığı haberi duyuldu. Süreç üzerine İsveç’in Dışişleri Bakan’ı Margot Wallström’den yazılı bir açıklama geldi. İsrail’in bu tepkisini beklediklerini ve saygı duyduğunu ileten Wallström açıklamada, “Durmuş bir barış süreci için yeni bir dinamik gerekiyordu. Bunu yapmak erken değil, daha geç kalmak riskli” cümlelerine yer verdi. Dagens Nyheter gazetesi açıklamayı önce gazetenin internet sitesinden duyurdu.

Bakan Wallström’ün açıklaması ve İsrail’in büyükelçisini çektiği haberi DN’nin internet sitesinde ikinci haberdi. İsveçli okuyuculara 30 Ekim’de, siteden duyurulan ilk haber Türkiye’dendi. “Erdoğan’ın yeni sarayı” manşetteydi. Haberde “Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çarşamba günü yeni Cumhurbaşkanlığı sarayını törenle açtı. Yapı, yaklaşık 2,5 milyar krona mal edildi. Hem çevrecileri hem de muhalefeti çileden çıkardı” ifadelerine yer verildi. 200 bin metrekare ve bin oda diye duyurulan kompleks için “Gösteriş binası birçok insanı kızdırdı. Özellikle çevreciler, sarayın şehrin en iyi korunmuş yeşil alanının üzerine yapılmasını çok eleştirdi. Erdoğan’ın saray kompleksinin inşa edebilmek için yüzlerce ağaç kesildi” diye yazıldı.

Sarayı, Erdoğan’ın otoriter rejiminin eğilimi olarak değerlendiren muhaliflerin, açılış törenin Cumhuriyet Bayramı’nda yapılmasını “Türkiye’nin laik tarihiyle alay etmek” olarak algılandığı vurgulandı. “Muhalefet, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devleti ve toplumu İslamlaştırmakla itham ediyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923’te kurduğu cumhuriyette din ve devlet net bir şekilde ayrılmıştı” ifadeleri kullanıldı.

İsveç dış politikasında böyle önemli gelişmelerin yaşandığı bir günde, bir “dış haberin” İsveçli editörler tarafından bu kadar ilgi çekici bulunmasının bir açıklaması olmalı. İşi bir sıralamaya dayandıralım, İsveç’te insan hayatından sonra kutsal olan ikinci bir başlık varsa o da “vergi paraları” olabilir. Bu ülkede, istisnasız herkesin göz kulak olması gereken tek bir ortak mesele var. “Vergi paraları nereye gidiyor?” Böyle bir başlığın medya tarafından sorulması adamı koltuğundan indirir. 350 milyon dolara, vergi parasıyla ağaç kesmek kimseyi cumhurbaşkanı bırakmaz.

İsveç’in ikinci sıraya attığı Liberman ve Wallström’ün Filistin çatışması sonraki tarihlerde IKEA üzerinden devam etti. İsrail Dışişleri Bakanı, “İsveç Ortadoğu’daki ilişkilerin IKEA’da montajını kendinizin yaptığınız mobilyalardan daha karmaşık olduğunu anlamalı” yorumunu yaptı. Bu sözler üzerine uluslararası medya İsveç Dışişleri Bakanı’na konuyla ilgili olarak yorumunu sordu. Margot Wallström;  “Mizah duygusu taşıdığını gösteriyor” dediği meslektaşı için “Ona, IKEA mobilyası göndermekten memnun olurum. O da gerekenin bir ortak, işbirliği gereksinimi ve iyi bir kullanım kılavuzu olduğunu görür” yanıtını verdi.

En Çok Okunan Haberler