EURO 2016: Favoriler

Fransa: Didier Deschamps’ın takımı turnuvanın ev sahibi olma avantajıyla şampiyonluğu kendisine hedef olarak belirledi. Fransızların tabir-i caizse birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu günlerde tüm ülke kendilerini mutlu edecek bir şampiyonluğu düşlüyor. Aslında gerçekleşmeyecek bir düş değil bu. Fransa’nın müthiş bir orta sahası var. PSG’li Matuidi ve Juventus’lu Pogba yeteri kadar büyük bir güç yaratmışken bunlara bir de Leicester’ın tüm dünyayı şoke eden şampiyonluğunun en büyük sürprizlerinden N’Golo Kanté katıldı. Defans hattı da oldukça güven veriyor. Fransa için kafalarda ufak bir şüphe olmasının sebebi hücum bölgesi. Giroud yıllardır İngiltere’de kendisini her zaman korkulan bir santrafor haline getiremedi. Müthiş bir sezon geçiren Griezmann ve 20 yaşındaki Martial daha ilgi çekici bir tehdit. Meksika Ligi’nde forma giyen Gignac yerine, bu yaz peşinden birçok devi koşturacak olan ve son 2 sezonda Lyon formasıyla resmi maçlarda 54 gol atmış olan Alexandre Lacazette iyi bir seçim olabilirdi. Fransızlar 1998’de ev sahibi oldukları turnuvada nerede ise forvetleri olmadan (akıllara zarar forvet Stéphane Guivarc’h’ı saymıyorum) şampiyon olmuşlardı. Yine aynı mevkiide soru işaretleri var. Ama Bayern’in 19 yaşındaki yıldızı Kingsley Coman unutulmamalı.

Almanya: Almanlar EURO 1972’yi ve 1974 Dünya Kupası’nı peşpeşe kazanmışlardı. Bu sefer aynı başarıyı tersten olacak şekilde tekrarlamak istiyorlar. Joachim Löw dünya şampiyonluğu sonrası kadroda önemli değişiklikler yaptı. Dünya Kupası kadrosundaki 9 isim Fransa’da olmayacak emeklilik ve sakatlık gibi sebeplerle. Onların da hücum bölgesinde nasıl bir performans gösterecekleri merak konusu. Dünya şampiyonu Almanların 3 forvetinin 2 tanesinin Süper Lig’de forma giyiyor olmasıyla övünelim mi, yoksa Almanların hücum hattında sıkıntı çekeceklerini mi düşünelim buna siz karar verin. Şahsi görüşüm Löw’ün Almanya’sının, dünya şampiyonluğuna rağmen Del Bosque’nin İspanya’sının yarattığı hegemonya dönemindeki net üstünlüğünü kabul ettiremediği. 2010 Dünya Kupası’nda gruptan son maçta 1-0’lık galibiyetle çıktılar, EURO 2012’de Prandelli ve Balotelli onları teslim aldı, 2014’te yine gruptaki kaderlerini son maça bıraktılar ve 2. turda Cezayir önünde de oldukça tutuktular. Löw döneminin en net galibiyeti elbette Brezilya’yı 7-1 ile bozguna uğrattıkları maçtı. Yeni kadro, Lahm’ın emekliliği ve eleme grup maçlarında Polonya ile İrlanda maçlarındaki tutukluk Almanların net favori olmasını engelliyor.

İspanya: 2008, 2010 ve 2012’deki turnuva şampiyonlukları sonrası Brezilya’da bozguna uğradı İspanya. Fransa da 1998 ve 2000 şampiyonluklarından sonra 2002 Dünya Kupası’nda gruptan çıkamamış ve bir daha o seviyeleri görememişti. İspanyollar son 3 sezon Avrupa’da kulüp bazında hangi kupa varsa topladılar ve bu gidişlerini ulusal takıma da yansıtacak son bir kupaya ihtiyaçları var. Sergio Ramos, geçtiğimiz cumartesi Şampiyonlar Ligi şampiyonu olan Real Madrid’i temsil eden tek isim. Chelsea ise Azpilicueta, Fabregas ve Pedro ile her mevkiiye bir oyuncu veriyor. Belki çok klişe olacak ama Nolito, Pedro, Morata ve 35’lik Aduriz’den oluşan forvet hattı onlarda da tartışmaya açık olacak. Fernando Torres ve Diego Costa kadroya alınmadılar, ancak Aduriz’in bu sezon tam 34 golün altına imzasını koyduğunu unutmamak gerekiyor. 2014 Dünya Kupası kadrosunda İspanya takımlarından sadece 3 büyüğün futbolcuları yer alıyordu. Şimdi bu takımların dışından tam 5 oyuncu kadroda. Tecrübeli hoca isimden çok performansa önem verdiğini net biçimde gösterdi bu seçimleriyle.

Belçika: Herkesin “artık şampiyonluk zamanı” dediği bir kadro Belçika. Onları 2014 Dünya Kupası favorileri arasında gösterenlerin sayısı da az değildi. Ağız sulandıran bir kadro Kırmızı Şeytanlar’ınki. Tek tek isimleri yan yana yazdığınızda müthiş bir oyuncu potansiyeli. Marc Wilmots’un nasıl bir plan ile sahaya çıkacağı merak konusu, zira açıkladığı kadroda gerçek anlamda 4 orta saha oyuncusu var. Hücum hattında görev alabilecek tam 8 oyuncu yer alıyor kadroda. Gerektiğinde 4-2-4’e kolaylıkla dönebilecek bir 4-4-2 veya Hazard-De Bruyne-Carrasco üçlüsünün Lukaku’nun arkasında oynayacağı bir 4-2-3-1, ideal gibi görünüyor. Grubu lider bitirirlerse, Türkiye’nin bulunduğu grubun ikincisi ile karşılaşacaklar ve o ikincilik de bizim grupta gözümüzü diktiğimiz yer.
Türkiye dedik, şansımız ne? O da gelecek haftanın yazısı.

En Çok Okunan Haberler