Evrim yasak, genetik karşı-devrim serbest!

Evrim teorisi müfredattan kaldırıldı. Niye kaldırıldı? Çünkü cihat geldi. Denklem böylesine basit. Ardından imam nikâhı resmi nikâh oldu. Şu oldu bu oldu, ara nağmeler olarak şeyhinin dizinin dibindeki Merve’den türbanlı büyükelçi, Ensar-MEB izdivacı oldu, BirGün dünkü manşetinde tekmilini sıraladı ve nihayet komuta kademesi de tam tekmil camiye gitti. Başta Genelkurmay, Kara, Hava, Deniz Kuvvet Komutanları olarak Saray’daki Millet Camisi’nde namaz kıldı. YAŞ öncesi toplu namaz da denilebilir.

Yani? Şeriat “selamünaleyküm ben geldim” diye gelmeyecekti ki zaten. Peki, asker selamı çakarak? Yani işte böyle önce parça parça ve sonra tekmili birden secdeye vararak mı? Yoksa evrim sürecinde değişen bir gen daha mı vardı?

Bu hafta müsaadenizle fikri sabit olmadan bir fikri takip yapayım, sekiz yıl önce burada yazdıklarımın güncel sonuçlarını hatırlatayım:

2015 Ocak ayında o vakit içişlerine bakmayan ama AKP mühimlerinden olan Süleyman Soylu, soyadı henüz Erdoğan olan Sümeyye Hanım’ın seçimlerde aday olmasının ‘hoş’ olacağını belirterek, “Siyaset gen işidir. Babadan, ailesinden insana iletilebilir” demişti. Yani Süleyman Bey, Evrim teorisi kitabının gen faslından konuşmuştu.

Böyle güzel pasımızı almışken topun gelişine voleyi çakmadan olmazdı ki! Bu yüzden o vakitler şunu demiştim: Madem siyaset gen işidir, o halde mutasyon, DNA, GDO falan filan da siyasidir. Peki, ama mesela ‘mutasyon’ ne demektir? DNA diziliminde ortaya çıkan ve kalıtımla aktarılabilen değişiklik demektir. Bu değişim bir ‘hata’ olarak bir kuşaktan diğerine, genetik olarak babadan çocuğuna geçer ve bu durum, bazı hastalıkların da sebebini oluşturur. Yani “babadan, ailesinden insana iletilebilir.” Ama bu son cümleyi ben dememiştim Süleyman Bey demişti. Her neyse…

Lakin dediğim gibi genetik meselesini siyaset diline ondan çok önce 2009 yılında zaten tercüme etmiştim. Çünkü mesela Genetiği Değiştirilmiş Organizma, yani GDO pekâlâ siyasette olup bitenlere de ışık tutabilirdi. Hani, fare geni katılmış domates… Cemaat geni kakalanmış demokrasi… DNA’sındaki sınıf geni bastırılmış bir toplum… Yani? Toplumumuzun doğal evrimi siyasi bakımdan bir nevi mutasyona uğratılmıştı. Böylece ‘değişim’ dedikleri de değişinimdi, yani mutasyondu. Ortaya çıkan ucube mutant ise mezhepçi bir faşizm.

Hep Genetik Devrim olacak değil ya, Genetikte de karşı-devrim yaptılar!

Sekiz yıl önceki ‘Genetiği Değiştirilmiş Ordu’ ya da “Genetiği Değiştirilmiş Osmanlı’ tespitimin öngördüğü süreç doğal ve siyasal evrimini mutasyon yaşayarak tamamlamak üzere.

Bizim toplumumuz da aslında her normal toplum gibi DNA diziliminde sınıf genlerine sahipti. Lakin iki başat toplumsal gen, Ordu ve Din, ülke bünyesinde tarihsel bir mutasyon yaratmıştı. Ordu geninin taşıdığı İttihatçılık ve Din geninin yapıştığı İtilafçılık sarmalındaki mutasyonla bilumum hastalıklar bünyede epey yer etmişti. Vurgulamak gerekiyor: Yer etmiş İDİ!

Çünkü 15 Temmuz 2016 tarihinde ispatlandı ki Ordu da epeydir başka bir mutasyona uğramış, ama dikkate alınmamış, FETÖ’nün eline geçmiş, ‘İttihatçı/Kemalist’ değil düpedüz İtilafçı/İslamcı darbe yapacak bir noktaya bile gelmiş. Vay canına! Ordu da mutasyonla İtilafçı olmuş.

Ama tarihten biliyoruz: İttihatçılık ve İtilafçılık, ezenler ve ezilenler arasındaki iki sınıfsal karşıtlık olarak ortaya çıkmamıştı. Yani evrensel düzlemdeki Sağcılık-Solculuk ayrımından farklı, özgül özelliklere sahiptiler. Daha ziyade hâkim sınıfların farklı siyasi, ekonomik tercihleri olarak tecelli ettiler. Konjonktürel olarak bazen İttihatçılık ‘ilericilik’, İtilafçılık ‘gericilik’ etiketiyle anılır oldu.

Emperyalist faktörlerin de etkisiyle, İttihatçılık baskın gen olmaktan çıkarıldı, İtilafçılık baskın gen haline getirildi. Artık devlette de toplumda da İtilafçılık siyaset dininin iki mezhebi olarak AKP ile FETÖ adını aldı ve geçen yıl bu siyasi mezhep çatışması ayyuka çıktı.

Önce ‘ılımlı İslam’ hattına yerleşmişlerdi; ABD Büyük Ortadoğu Projesinde revizyona gidince, bu kez de Yeni Osmanlıcılık zuhur etti. Yeni Osmanlıcılık, yani İttihatçı değil İtilafçı Osmanlıcılık! İşte bu yüzden, diyebiliriz ki, siyasetteki GDO, şimdi ‘Genetiği Değiştirilmiş Osmanlı’dır. Ama bunun mümkün olması için bir başka GDO gerekiyordu: ‘Genetiği Değiştirilmiş Ordu!’ Bunu da hallettiklerini yaşayarak gördük.

Ordu? Ordu’nun bir diğer adı da ‘rejimin bekçisi’dir… Kendisi de bu adı pek seviyor. Haliyle rejimin niteliği Ordu’nun iradesi dışında değiştirilince rejimin bekçisinin de misyonu değişiyor… Çünkü şimdi statüko, yani müesses nizam (kurulu düzen) yeniden tesis edilecek emri verildi ve Ordu da şak diye gereğini yaptı.

Demek ki neymiş? Mutasyon sayesinde canlılarda olduğu gibi rejimlerde de işte böyle kalıtsal özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlayan genetik şifre, ‘herhangi bir nedenden dolayı’ (ama bunun nedenlerini biliyoruz) değişebiliyor ve bozulabiliyor. Şunu da biliyoruz: Bu mutasyon yaşandıktan sonra kalıcı hale gelecek ve tekrar eski haline dönmek kolay olmayacak. Ve dahi bazı ‘hastalıkların’ nedeni olarak anılacak.

Lakin yirmi birinci yüzyıl (en azından) Genetik Devrimi çağıdır. Bilim diyor ki: Mutasyonun sebebi olan bu iki gen, ancak sınıf geninin baskın hale gelmesiyle etkisizleşebilir. İnanmayan Das Kapital’e bakabilir! Biz evrimimizi tamamlamış devrimciler olarak, sadece zalimlerin genetik kodlarını deşifre ediyoruz: DNA dizilimleri, hırsızlıktır, zulümdür, sömürüdür. Ve bizim kitabımızda ise bir yerde “evrim-devrim aşamaları iç içedir” diye de yazar.

En Çok Okunan Haberler