Federasyon Kupası’nda Şubat gezintisi

Kuzey Denizi’ne 49 kilometre uzaklıkta, adını kıyısına kurulduğu nehirden alan, 256.100 nüfuslu, köklü bir üniversiteye sahip eskinin sanayi şehri Hull, şimdilerde eskiye dönmeye çalışan. Bilir misiniz, Daniel Defoe’nun hayali kahramanı Robinson Crusoe’nun gemisi 1 Eylül 1651 tarihinde şehrin Queen’s limanından açılmış açık denizlere ve macera orada başlamış. İşte o tarihi şehrin 1904 senesinde kurulmuş sarı siyahlı takımı Hull City AFC (Association Football Club), nam-ı diğer ‘Kaplanlar’. Takıma ev sahipliği yapan 25.400 kapasiteli KC Stadı, adını sponsoru olan telekomünikasyon şirketinin (Kingston Communications) baş harflerinden almış. 2002 senesinde 44 milyon Sterlin maliyetle tamamlanmış o futbol mabedi. Aynı zamanda şehrin rugby takımı Hull Rugby League FC de o güzel statta oynuyor maçlarını...

Mazisinde büyük başarıları yok; kentin iki büyük rugby takımının gölgesinde geçip gitmiş seneler. 1930 senesinde Federasyon Kupasında yarı final oynamışlıkları var. 1959 ve 1966’da 3. Lig şampiyonlukları bulunsa da parasal sorunlarla boğuştukları 80’li senelerde 4. Lig’e kadar düşmüşler. Sonrası alt liglerde geçen gözden uzak zamanlar, ta ki 2008 senesine kadar… O senenin mayıs ayında, Wembley’de oynanan play-off finalinde Bristol City’i yenip Premier Lig’e terfi etmişler. Başarması güç ama beş sezonda ülke futbolunun en alt liginden en üst ligine yükselmeyi başarmış “Kaplanlar”. Ancak futbolun içinde yükselmek kadar düşmek de var! 2010 senesinin baharında Wigan Athletic’le berabere kaldıkları son maçtan sonra düşmüşler Premier Lig’den. Ancak uzun sürmemiş ayrılık. 2013 senesinin mayıs ayında yeniden dönmüşler ülke futbolunun en üst ligine…
2014-2015 sezonunda Premier Lig’den düşerken sıklıkla isim değişikliği ile gündeme gelmişlerdi. Kulübün 74 yaşındaki Mısırlı başkanı Assem Allam kendi anlatımıyla futbol taraftarı değil, hiçbir dönemde futbolla yakından ilgilenmemiş. Şehrini seviyormuş aslında, kulüp şehir sevgisine vesile olmuş. Gelişen futbol âleminde kulübün profilini yükselterek cazibesini artırmak için adını “Hull Tigers” (Hull Kaplanları) olarak değiştirmek istemiş ama taraftarın tepkisi ile karşılaşmış. Adı değişmediği sürece kulübe 5 kuruş bile vermeyeceğini söylüyor yakın geçmişte BBC için yaptığı söyleşisinde…

Güzel bir şubat cumartesinde, Federasyon Kupasının son sekize kalma mücadelesinde Hull City, 59.830 taraftarın doldurduğu Emirates Stadı’nda Arsenal’in konuğu. Championship lideri, deplasmana yaklaşık 8 bin taraftarı ile gelmiş. Arsenal cephesinde ise akıllar birkaç gün sonra oynanacak Barça maçında. O maçı düşünerek önemli futbolcularını dinlendirmeyi tercih etmiş Wenger, sahada ne Mesut, ne Sanchez! İlk 11’den tam 9 futbolcu sahada yer almıyor. Takımlar sahaya çıkarken en çok alkışı 10 ay sahalardan uzak kaldıktan sonra dönüşü muhteşem olan Welbeck alıyor. İlk 15 dakikada kapanan Hull City ve saldıran ama son vuruşları etkisiz Arsenal var sahada. Altyapıdan yetişmiş 19 yaşındaki forvet Alex Iwobi, Arsenal fabrikasının yeni ürünü, kupa maçlarında yeni yetmelere fırsat vermeyi seviyor Wenger. Antrenman maçı havasında geçen ilk yarı golsüz kapanıyor. Yoğun maç trafiğinde bir maç daha oynamak istemeyen ev sahibi yüklenerek başlıyor 2. yarıya. Ama iyi kapanıyor Championship takımı. Bu sessizliğe daha fazla dayanamamış olmalı ki Wenger, 65’te Welbeck ve Campbell’ın yerine Giroud ve Sanchez giriyor oyuna. Ama Mesut’un yokluğunda kilidi açacak yaratıcı çıkmıyor. Daha önce de yazmıştım, Arsenal o olmayınca kapıyı zorlayan ama açmayan acemi çilingir misali! Golsüz biten maçın sonrasında düzenlenen basın toplantısında Hull City teknik direktörü Steve Bruce sonuçtan memnun olduğunu ancak yoğun maç trafiğinde bir maç daha fazla oynayacak olmanın sıkıntısını dile getiriyor.
O maçtan bir gün sonra, Batı Londra’nın Stamford Bridge Stadı’nda, 41.594 taraftarın önünde Chelsea, Manchester City karşısında. Her iki takım da bu sezon beklenenin altında ve her ikisinin de teknik direktörü kalıcı olmayacağının farkında. Pellegrini’nin sezon sonu görevden ayrılıp yerini Guardiola’ya bırakacağı bir süredir biliniyor ama bu durumun takıma yaramadığı aşikâr. Evlerinde oynadıkları son iki maçı rakipleri Leicester ve Tottenham’a kaybettiler. Önündeki Şampiyonlar Ligi maçını düşünerek alt yapısından takviye kuvvet, beş genç ile başlıyor maça City. Anlayacağınız, adamlara karşı çocuklar sahada! 35. dakikada Diego Costa’nın golüyle öne geçiyor Chelsea. Hemen akabinde City beraberliği sağlasa da bebelerin ev sahibini alt etmesi zor sanki. Willian (48) ve Cahill’in (53) attığı iki golden sonra tek kaleye dönüyor maç, Chelsea penaltı kaçırdığı maçta Manchester City’i beş golle uğurluyor evine. Hazard (67), Traore (89)... City’nin tek golün kaydeden Faupala (37) henüz 19 yaşında, Lens takımından transfer olmuş mavili takıma. Maçın adamı müthiş serbest vuruş golünün sahibi eden Hazard! Kupa maçlarında kalesinde en son 2000 senesinde beş gol görmüş City’de, arka arkaya kaybedilen üç maçtan sonra hüsran devam ediyor.

En Çok Okunan Haberler