Furuğ Ferruhzad’ı anlatan ilk oyun bu akşam sahneniyor

DERYA AYDOĞAN / deryaaydogan6@gmail.com

İranlı şair Furuğ Ferruhzad’ın hayatından ve şiirlerinden yola çıkılarak oyunlaştırılan ‘Furuğ Ferruhzad’ adlı oyun, Harun Güzeloğlu tarafından yazıldı ve yönetildi. Oyun Sandalı ekibinin oyunu Furuğ Ferruhzad, bu akşam Kadıköy Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde dünya prömiyerini yapacak. Oyun Sandalı’ndan Derya Günaydın, Cansu Fırıncı ve Harun Güzeloğlu ile konuştuk.

»Neden Furuğ Ferruhzad’ı seçtiniz?

Cansu Fırıncı: İranlı şair ve Türkiye’de son dönemde en çok şiirleri paylaşılan kadın aydınlardan biri. Ülkelerimizin belli anlamda kaderleri birbirine çok benziyor ve Furuğ, yaşadığı dönemin en güçlü karakterlerinden biri. Türkiye’de kadınların sahneden indirildiği bu dönemde güçlü bir kadın figürünü tiyatro sahnesine çıkartıyor olmanın anlamlı olacağını düşünüyoruz. Bütün bunların dışında Furuğ, çok iyi bir şair. Şiirlerini severek okuyoruz. Tüm bu saydıklarımın birleşkesi olarak bu oyun ortaya çıktı.

»Hangi yönünü göreceğiz?

C.F.: Tabii, ilk beklenilen şey feminist bir bakış açısı ile sahneye taşınması olacaktır ama oyuna gelenler o bakış açışı ile sahneye konmadığını görecekler. Bir insanın sahnede dönüşümünü görüyor olacağız. O insanın hayatına giren başka insanlarla birlikte nasıl farklı bir bireye dönüştüğünü göreceğiz.

Derya Günaydın: Bizim acı diye tanımladığımız şeyi belki tam olarak bizim algıladığımız gibi bir ‘acı’ olarak görmemesi gibi bir şey var. Çünkü bu aslında onu besleyen şey. Duyguların ve isyanlarının arasında bir geçiş var. Ne zaman acı çekiyordu da şimdi umut doldu? Her şeyin içinden o kadar kolay geçiyor ki, aslında ne tutsak kalınmış bir acı alanı ne de her şeyin harika olduğu bir alan gibi olduğunu gösteriyor. Önce bir okuyucu olarak bunu görüyor ve yaşıyorum. Oyunun yapılışı da bence sahnelerin birbirine bağlanışı da bu geçişlilikte ve yumuşaklıkta. Onu oynuyor olmak acayip bir duygu. Çok uzun zamandır çalışıyoruz ve artık sonuna geldik. Artık kendi mesafemi de kaybettim açıkçası. Furuğ’un okuyucusu muyum yoksa o sözcükleri ben mi yazmıştım?

Derya Günaydın: Şiir yaşam oldu

»Buna sebep olan çok güçlü bir fügür olması ve saygı duyma durumu mu?

D.G.: Saygı aslında biraz araya mesafe koyan bir şey. Saygı zaten cepte ama bazen hakikaten aynı dönemde olsaydık çok güzel arkadaş olurduk gibi geliyor bana. Birçok ortalık var. Bir can ortaklığı... Furuğ, “Şiirin yaşama dönüşmesi yani yaşamı şiirden bağımsız düşünmemek gerek” gibi bir şey söylüyor. Kitap okumak ya da sanatsal şeyler ayrı bir yerde ve bizim yaşam şeklimiz ayrı bir yerde değil. Gerçekten aynı şey olabildiğinde yaptığın ettiğinle, konuştuğunla, okuduğun, ürettiğin şey iç içe geçtiği zaman bir şey seni etkilemişse ona nüfuz ediyor. Furuğ böyle olsun istiyordu ya, bu oyunun çıkışı sahnede yaşam oldu işte...

“Kadınların daha iyi anladığı doğru”

»Sende nasıl bir Furuğ var?

Harun Güzeloğlu:

Benim aslında Furuğ ile tanışmam aslında çok tesadüfen oldu. Bir arkadaşımın Furuğ okudun mu? deyişi ile başladı. Şiirlerini okumaya başladım sonra internete bakmaya başladım. Furuğ'u kadınların daha iyi anladığı savı bence doğru... Çünkü çok özdeş duygular. Özellikle tepedeki şey eril ve gerici ise ilk zorbalığı önce kadınlar üzerinde kuruyor. O yüzden de kadınların daha çok Furuğ ile duygudaşlık kurması çok normal. Beni etkileyen tarafı, tek başına sadece acı ve eril baskının altındaki eziklik duygusu değil, gerçekten sürekli kendi acısından bir çıkış arayan aydın tavrı olmasıydı. Bu tavrı şiir yazarken geliştirmek o kadar kolay bir şey değil. Ben çok etkilendim. Hatta beni etkileyen o kadar çok cümlesi oldu ki, aslında onun aradığı yerleri biz de arıyoruz bugün bu ülkede.

Daha önce hiç oynanmış mı Furuğ ile ilgili bir oyun?

H. G.:Hayır daha önce hiç oynanmadı. Türkiye'de olmadığını biliyoruz. Biraz araştırdık, dünyada da örneği yok. Bu akşam oynanacak oyun için dünya prömiyeri diyebiliriz. En çok FUruğ'un o kısacık ömründe, 32 yıl 1 aylık ömründe, onu insanlık adına konuşturan yönlere bakmaya çalıştım. Çünkü Furuğ, gerçekten topyekün bir insan. Çok öngörülü, gerçek bir insan. Ve bu coğrafyada o kadar insanlaşabilmek çok da kolay değil. Ve ben en çok orasından etkilendim. Aylardır prova yapıyoruz ama o sözcüklerden hiç bıkmadım.

»Nasıl oyunlaştırıldı?

H.G.:Haşim Hüsrevşahi'nin çevirilerinden yararlanıldı. Furuğ'u anlamak konusunda gerçekten bize çok faydası oldu. Özellikle ‘Yaralarım Aşktandır’ kitabı, bence müthiş bir araştırma. Cansu bana bütün çevirilerini buldu ama Haşim hocayı tercih ettik. Oyun izlendiğinde anlaşılabilecek bir dil farkı var. Çok hoş bir çeviri.

C.F.: Normalde başka bir dilden çevirilen şiirlerin çevirileri hep bir yerinde çeviri kokar. O şiirin yabancı bir şairin kaleminden çıktığını anlarsınız. Haşim Hüsrevşahi'nin çevirilerinde bunu anlamak mümkün değil.

»Bir sonraki oyun yine bir şairle mi ilgili olacak?

C.F.: İki şairin hayatı yani eserlerini sahneye taşıdık. Biri Türkiyeli bir şair Nâzım Hikmet diğeri İranlı şair Furuğ Ferruhzad. Ben Tatanta Babu'yu oynuyorum. Bu
iki oyunun ortak bir tarihi var. 1935 yılı iki oyunda da ortak. Nâzım Hikmet'in Taranta Babu'su 5 Ağustos 1935 şiiri ile başlıyor. Furuğ'un ilk repliği de 1935 yılı. Şairlerden gidiyoruz ama şiir taşımıyoruz sahneye. Biz oyunlaştırmaları taşıyoruz sahneye. Önümüzdeki sezon da oyunumuz yine şiir gibi yazılmış bir metinden yola çıkarak sahneye taşınacak. Kominist Manifesto'yu sahneye taşıyacağız. Komünist Manifesto, yazıldığı günden bu yana en çok basılan ve okunan kitap. Komünizmin de aslında teorik alfabesi. Onu oyunlaştırıyoruz ve sahneye taşıyoruz.Tek kişilik bir oyun olacak ve ben oynayacağım.

Oyun Sandalı programı;

Füruğ Ferruhzad

*18 Mayıs Cuma 20.30 Kadıköy Nâzım Hikmet Kültür Merkezi
* 23 Mayıs Çarşamba 20.30 Kadıköy Küçük Salon
* 6 Haziran Çarşamba 20.30 İzmir Konak Halk Sahnesi
* 8 Haziran Cuma 20.30 Kadiköy Nâzım Hikmet Kültür Merkezi

Taranta Babu

* 22 Mayıs Salı 20.30 Baba Sahne

* 28 Mayıs Pazartesi 20.30 Oyun Atölyesi

En Çok Okunan Haberler