Gazetecinin fıtratı

Gazeteciler Cem Emir ve Sebahattin Yılmaz, Van depremini haberleştirmek için çalışırken 9 Kasım 2011’de meydana gelen ikinci depremle çöken Bayram Otel’in enkazında, 22 kişiyle birlikte hayatlarını kaybetti. Aileleri ve meslektaşları hâlâ adalet arıyor.

Her iş cinayetinde olduğu gibi bu davada da kamu görevlileri her suçlamadan muaf şekilde görevlerine devam ediyorlar. Yargılanmalarını bırakın soruşturulmalarına dahi izin verilmiyor, bir sonraki depremde de görev başında olacaklarına emin olabilirsiniz.

CEZAYA 'İYİ HAL' İNDİRİMİ 
Sebahattin Yılmaz ile Cem Emir, gün boyu deprem bölgesinde bakanların temaslarını ve diğer gelişmeleri izleyip haberlerini geçmiş, saat 20.30 sıralarında döndükleri Bayram Otel’de günün son haberini yazıp görüntüleri iletmeye çalışırken depreme yakalanmışlardı. Gazeteci arkadaşları iki gün boyunca Bayram Otel enkazının önünde meslektaşlarını bekledi ancak ikinci günün sonunda cesetlerine ulaşıldı. Meslektaşları bu kez onların ölüm haberini geçti gazetelerine.

“Yargı süreci” üç yıl sürdü. Ancak bu üç yılda, oteli denetlemeyerek ve bu şekilde yapılmasına izin vererek cinayetin asıl sorumluları olan kamu görevlilerinin yargılanmasına izin çıkmadı. Sadece otel sahibi Tevfik Bayram yargılandı. 7 Ekim 2013’te sonuçlanan davada Bayram’a (iyi hali de göz önüne alınarak) 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası verildi. Ailelerin davayı temyize götürmesinin ardından Yargıtay bu cezanın yetersiz olduğuna hükmederek kararı bozdu. Şimdi dava tekrar başlayacak.

İddianamede yine “tek sorumlu” otel sahibi görünüyor.

FITRAT DEĞİL İŞ CİNAYETİ
İçişleri Bakanlığı ve Başbakanlık, ilk depremin ardından otelde hasar tespiti yapmayan AFAD yetkilileri ile hasar tespiti yapılmayan otel binalarında insanların konaklamasına izin veren dönemin Van Valisi hakkında, Anayasa Mahkemesi’nin aksi yöndeki kararına rağmen soruşturma izni vermiyor. Son kararı Danıştay verecek.

Türkiye Gazeteciler Sendikası ölümlerinin üçüncü yıldönümünde yaptığı açıklamayla, Bayram Otel’in çökmesinin tek sorumlusunun otel sahibi olmadığını tekrarladı: “Bir kez daha söylüyoruz. Meslektaşlarımızın ölümü kaza/doğal afet/fıtrat/kader değil, iş cinayetidir. Kamu görevlileri de dahil, bu cinayetin tüm sorumluları hesap vermeli, yargılanmalı.”

‘NEDEN ÖLDÜĞÜ BİLİNMELİ’
Dersimli gazeteci Cem Emir’in kardeşi Kemal Emir, ağabeyini anlatan “Zemo” adlı bir belgesel çekti, şöyle anlatmıştı filmini: “Depremde Vanlıların yaşadıkları ağabeyimi çok etkiledi. Depremzedeler için yapabileceği en iyi şeyin orada yaşananları tüm çıplaklığı ile Türkiye’ye ve dünyaya duyurmak olduğunu düşünüyordu. Ben oradaki depremde hayatını kaybedenler adına ağabeyimi bir sembol olarak görüp hayatını ve hayatını kaybetmesine neden olan ihmali göstermeye çalıştım. Cem’in neden öldüğünün bilinmesi gerek. Cem ile birlikte orada onlarca insan aslında bazı yetkililerin ihmalkârlığı nedeniyle öldü.”

Yapabileceği en iyi şeyi yapmak için, Gazze’de, Ortadoğu’da ölen tüm gazeteciler gibi Cem Emir ve Sebahattin Yılmaz da insanların acılarını dünyaya duyurmak istemişti. Şimdi onların adalet mücadelesini duyurma, yeniden görülecek davayı takip etme sırası meslektaşlarında.

En Çok Okunan Haberler