Göze batanlar…

Tahliye olunmaz, tahliye edilir

Prof. Dr. Rennan Pekünlü’nün cezaevinden salıverilmesi, gazetelerde şu tümcelerle yer aldı:

-“Anayasa Mahkemesi’nin türbanla ilgili yasaklama kararını uyguladığı için 2 yıl 1 aylık hapis cezası 4 ay 16 güne indirilen Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri’nden emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Rennan Pekünlü, dün Foça Açık Cezaevi’nden tahliye oldu.” (“Pekünlü’ye yılın direnen bilim insanı ödülü”, Cumhuriyet, 17 Nisan 2015, s. 7)

-“Anayasa Mahkemesi’nin türban kararını uyguladığı için 27 Kasım’dan bu yana cezaevinde tutulan uzaybilimci Prof. Dr. Rennan Pekünlü tahliye oldu.” ( “Rennan Pekünlü’ye Tahliye Oyunu”, Aydınlık, 17 Nisan 2015, s. 3)

-“Ege Üniversitesi’nde türbanlı öğrencilerin şikâyeti üzerine ‘öğrenim özgürlüğünü engellediği’ gerekçesiyle aldığı 2 yıl 1 aylık ceza nedeniyle geçen yıl 27 Kasım’da cezaevine giren Prof. Dr. Rennan Pekünlü, dün tahliye oldu.” (“Rennan Pekünlü tahliye oldu”, BirGün, 17 Nisan 2015, s. 6)

Görüldüğü üzere, BirGün de içinde olmak üzere, neredeyse tüm gazeteler, “tahliye oldu” yüklemiyle vermiş haberi.

Arapça kökenli “tahliye” sözcüğünün iki anlamı var: 1. Boşaltma. 2. Salıverme.

Daha önce Cumhuriyet gazetesinin bir haberi dolayısıyla değinmiştim bu konuya,

Tahliye oldu” kalıbı yanlıştır. Çünkü “cezaevinden tahliye”, istemli (iradi) bir eylem değildir. Kimse kendi kendine cezaevinden çıkamaz. Tahliye işlemi ancak başka bir erk aracılığıyla gerçekleştirilir. Yani ortada “edilgen” bir durum vardır. O nedenle yüklemin doğru kullanım kalıbı, “tahliye edilmek”tir.

YERLEŞKE BAŞKA, YERLEŞİM BAŞKA

“Anadolu pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış, en eski yerleşkelerden biridir.” (Anadolu Jet Magazin, Ekim 2014, Sayı. 62, s. 2)

Türkçede “yerleşke” sözcüğü, İngilizce “kampus”un karşılığı olarak kullanılıyor. Anlamı, üniversitenin bulunduğu alan demektir. Yukarıdaki tümcede anlatılmak istenen ise “yerleşke” değil “yerleşim”dir. Nitekim yazının İngilizce çevirisinde de “campus” yerine “settlement regions”, yani “yerleşim bölgesi” tanımlaması kullanılmış: “Anatolia is one of the oldest settlement regions in the world…”

Artık Kazakistan’dan “profesörlük” sanı da almış bulunan “dünya lideri Tayyip Erdoğan”, her ne kadar engin dil bilgisiyle “yerleşke”yi “külliye” yapmaya çalışsa da, bizim bilimdışı dayatmalara aldırmayıp doğru kullanımdan vazgeçmememiz gerekiyor. Tabii, “yerleşim”le “yerleşke”yi karıştırmadan…

"MEDYA" KAVRAMI BASINI DA İÇERİR

“Türkiye’de (…) öfke diliyle konuşan bir basın ve medya var.” (Zahit Atam, “AKP ve Linç”, BirGün, 18 Ocak 2015)

Medya” kavramı, “basın”ı da içine alan, ancak ondan çok daha geniş anlam alanı olan bir sözcüktür. Sözlüklerde, “Yazılı, sesli ya da görsel tüm kitle iletişim araçları” olarak tanımlanıyor. O nedenle “basın ve medya” biçiminde bir sıralama doğru olmaz. Ya tek başına “medya” demeli ya da eşanlamlı olarak “basınyayın” sözcüğü kullanılmalı…

TÜRKÇEDE İKİ NOKTA YAN YANA YOKTUR

Türkçenin yazım imleri arasında “yan yana iki nokta” yoktur, üç nokta vardır. Bu noktalama imi, tümce içinde genellikle “benzerleri gibi” anlamında kullanılır ya da bitmemiş tümcelerin sonunda yer alır.

Dilimize “yaşıttaş” (!) gibi özgün sözcükler kazandıran Şükran Soner, şimdi de yazım imlerimize el atmış. Sözgelimi, tümcelerinin sonuna iki nokta koyuyor. Üstelik metin içinde sıkça yaptığı bu yanlışı, son günlerde yazı başlıklarına da taşımaya başlamış. Örneğin 21 Mart 2015 günlü Cumhuriyet’teki köşe yazısının başlığı şöyle:

“Barış Umudu Savaşın Dehşetinden..”

Bakalım Türkçeye daha ne tür katkılarda bulunacak bu kıdemli köşecimiz!

"ŞAPKA" MUHABBETİ

Yıllardır hep aynı terane! Aydın ve akademisyen kimliği taşıyan insanlar bile sürekli yineliyorlar bu “şehir efsanesi”ni. Neymiş efendim, “Türk Dil Kurumu, şapkaları kaldırmakla çok ayıp etmiş!”

Geçenlerde CNN Türk’te Mesut Yar’ın “Burda Laf Çok” izlencesinde aynı tiradı dinledik ünlü sanatçılardan! Mesut Yar, durduk yerde, “Şapkaları neden kaldırdılar?” diye soruyor. Bir ara köşe yazarlığı da yapmış olan ünlü bir tiyatrocu, “Hiç işte, canları istemiş, kaldırmışlar!” anlamında bir şeyler mırıldanıyor.

Gezi” direnişindeki tutumuna saygı duyduğum için adını açıklamak istemediğim bu ünlü tiyatro sanatçısına içtenlikle öneriyorum: Lütfen hemen Dil Derneği’nin Yazım Kılavuzu’nu edinsin ve “Yazım İmleri” bölümündeki “Düzetme İmi” maddesini dikkatle okusun!

Kulaktan dolma bilgilerle konuşmak, aydınlara yakışmıyor!

En Çok Okunan Haberler