Hasta la victoria siempre

Bu hafta itibariyle en azından bir süre sadece pozitif konuları bu köşeye taşımaya karar vermiştim ki Cumartesi sabahı Fidel’in ölüm haberi geldi. Ardında başardıkları ve başaramadıklarına gurur duyan bir ülke ve milyonlarca yoldaş bırakarak giderken gözü arkada kalmamıştır. 2007 yılında ziyaret etme şansı bulduğum Küba’da gördüğüm, gururlu ve genel olarak hallerinden memnun ve devrimi sahiplenen insanlar görmüştüm. Fidel’in ve Küba’nın hatasız olduğunu söyleyemeyiz ama umudu ayakta tutan ve eşitlik, adalet, özgürlük yarışının en önünde gidenlerden birini daha kaybettik diyebiliriz. Trump’ın Amerika’sının Fidel’in Küba’sına dokunmamasını umut edelim.

Bu haftanın pozitif hikayesini de Küba’dan seçelim.

Küba ve Castro sosyalist planlı ekonomi modelindeki ısrarını ülke dışına da taşımış ender ülkelerden. Bunu başardıkları alanlardan birisi sağlık. Bebek ölümlerinde dünyanın en iyilerinden biri. Binde 4 ile Batı Avrupa düzeyinde ve ABD’den daha iyi. Kıyaslamak isterseniz, Türkiye’de ise bebek ölümleri binde 10,7. Hepatit aşısını ilk geliştiren ülke ve AIDS aktarımının önlenmesini geliştiren ülke olan 11 milyon nüfuslu Küba gelişmekte olan ve yoksul ülkelere yüz binlerce gönüllü doktor göndermiş.

Korkunç bir ambargo ile yaşamak zorunda olan bir ülke için bunlar kolay işler olmasa gerek.

Castro’nun Küba’sı dünyanın bir türlü anlaşamadığı çevre koruma konusunda da ağaç kesme, park bahçeleri otoban, otopark ve AVM yapmaktan çok daha farklı bir yol izledi. Ülkedeki tüm ampulleri enerji ampulleriyle değiştirdi. Bunun yaparken 1997’den bu yana sistemli bir enerji eğitimi de uyguladı. Ülkedeki 9 milyon ampul ve milyonlarca buzdolabı ve elektronik eşya enerji tasarrufu yapan modellerle değiştirildi.

Gerçi Küba’yı ziyaret ettiğimde en çok dikkatimi çeken işyerlerindeki klimaların kutup soğuğu ayarında olduğuydu.

Kemiklerimiz dondu bazı mekânlarda. Bunu işletmelerin devlet mülkü olduğu ülkede Kübalıların bir protestosu olarak yorumlamıştım.

Kendi ifadeleriyle bu “enerji devrimi” 13 küçük Latin Amerika ülkesine de götürüldü. 800 gönüllü Kübalı genç sosyal hizmet görevlisi ve mühendis 2006 ile 2008 arasında 7 milyondan fazla ampulü enerji ampulleri ile değiştirdi.

Fakir Küba bunları yaparken de Amerikan ambargosu ile boğuşuyordu. Bunu yaparken, aynı Angola’ya gidip savaşan Kübalılar gibi bunlar ilerde bizimle ticaret yapar diye düşünerek de değil. Bunu Erdoğan’ın talimatıyla tamamlanmıştır diye üzerine yazdırdığımız Moğolistan’daki Orhun Anıtları otoyolu ile karıştırmayın. Haiti’de, Nikaragua’da Kübalıların atalarından kalma cami ve medreseleri yok.

Yarım yüzyıl süren çatışma ve ambargolardan sonra ABD ile barışan Küba’nın bundan sonra enerji alanında ne yapacağını kestirmek zor. Yabancı yatırımcılara açılan Küba aynı disiplin ve hedeflerle hareket edemeyebilir. Tabii ki Küba ile barışan Obama yerine Fidel’i diktatör olarak tanımlayan Trump’ın bu açılımı devam ettirmek isteyip istemeyeceğini bilmiyoruz henüz.
Fidel’in yoldaşlarına başsağlığı diliyoruz.

Hasta la victoria siempre!

En Çok Okunan Haberler