İİT ne yaptığının farkında mı?

Tam üç bin yıldır çözülmemiş bir sorun Kudüs. Uzun bir süre daha da çözüleceğe benzemiyor. İsrail ile Filistin arasındaki anlaşmazlıkta “çözüm” değil bizzat “sorun” olan ABD eliyle Oslo’da biten barış umutları, yine ABD eliyle Kudüs gerekçe yapılarak iyice çıkmaza girdi. ABD Başkanı Donald Trump Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan Kongre kararını 22 yıl sonra onayladı.


Trump’ın ABD Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma yönündeki planını da açıklamasının ardından AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Zirvesi’nde, başkenti Doğu Kudüs olan Filistin Devletini tanıma kararı alındı.

Erdoğan’ın bayıldığı işler bunlar. Ülkede iktidarını sıkıştıran skandalları unutturacakharika bir fısat yaklalamışken iyi değerlendirdi doğrusu. Hiç bir işe yaramayan, kimsenin ciddiye almadığı, örneğin en büyük finansörlerinden Suudi Arabistan katılmadı bile, İslam İşbirliği Teşkilatı’nı Olağanüstü olarak Türkiye’de topladı. Zirveden (!) Doğu Kudüs’ü Filistin Devleti’nin Başkenti olarak tanıma kararı çıkartıldı.

Peki gerçekçi mi?
Heyecan verici belki ama gerçekçi değil. Donald TRump’ı BM kararlarını hiçe saymakla suçlayan (bu kararların bağlayıcılığı yok ayrı mesele) İİT, Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti ilan etmekle kendisi de BM kararlarına ters düşüyor. Çünkü BM’nin 1947 tarihli 181 sayılı Genel Kurul u’nda Kudüs Corpus Seperatum (Uluslararası Şehir) ilan edilmişti. Kudüs’ün ikiye bölünüşü 1948’deki Arap- İsrail Savaşı’yla olmuştur. Batı Kudüs’de Yahudiler çoğunluktadır ki burası İsrail’de kalmıştı, Doğusunda ise Müslümanlar, Hıristıyanlar çoğunluktaydı. Burası Ürdün’ün denetiminde kaldı uzun süre.

Ama İsrail günümüzde Kudüs’ün hem batısını hem doğusunu işgal etmiş durumda. Dolayısıyla uluslararası hukuk açısından işgalci olarak kabul ediliyor. Uluslararası hukuk işgalci devlet saydığı için ele geçirdiği topraklarda İsrail’e egemenlik hakkı tanımıyor.

Doğu Kudüs dersen işgali tanırsın
Durum bu iken, “Doğu Kudüs Filistin’in başkentidir” diye ilan edilirse, Batı Kudüs’ün İsrail tarafından işgali de kabul edilmiş olunur.

İİT açıklamasında “BM Güvenlik Konseyi’nin harekete geçememesi halinde, İİT üyesi ülkelerin bu ağır ihlali BM Genel Kurulu’nun 377A sayılı ‘Barış için Birleşme kararı’ çerçevesinde BM Genel Kurulu’na götürmeye hazır olduğu teyit edilmiştir” deniliyor. Yani İİT üyesi ülkeler, örneğin Türkiye, alınan kararı BM Güvenlik Konseyi’ne götürüp BM kararına dönüştürmeye çalışacak. Bu, 1967 BM kararlarının uygulanmasını talep etmek demek. Bu yanıyla “hatırlatmak”tan başka bir iş yapmış olmayacak.

ABD şu meşhur mu meşhur “veto hakkı”nı herhalde kullanacaktır. Buradan Türkiye’nin beklediği kararın çıkmayacağı açık. Çıkarsa ne olur? İşte o zaman, BM kararı doğrultusunda İİT üyesi ülkeler giderler Doğu Kudüs’te Filistin elçiliklerini açarlar. (Tabii Batı Kudüs’teki İsrail işgalini kabul ettiklerini de hatırlayalım).

İsrail, elçiliklerin Doğu Kudüs’te açılmasına razı olur mu? Yanında ABD ile bir çok gerici Arap rejiminin desteği varken zor. Kaldı ki, bu dediğim BM’den Türkiye’nin istediği karar çıkarsa olabilecek gelişmeler.

Gerçekçi tutum hangisi olurdu?
Çekya’nın aldığı tutum olurdu. Reel politika gerçeklerinin farkında olup hezeyana/heyecana kapılmadan, krizi derinleştirmeye yarayacak adım atmadan alınacak bir tutum yani. Çekya Cumhuriyeti yaptığı açıklamada Kudüs’ü ‘Filistin ve İsrail devletlerinin gelecekteki başkenti’ olarak tanıdığını açıkladı. Çekya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Çekya’nın ‘Avrupa Birliği üyesi diğer ülkelerin yanı sıra ve AB’nin Dış İşler Konseyi kararlarına binaen Kudüs’ü, İsrail ve Filistin’in gelecekteki başkenti olarak tanıdığı, Çekya Büyükelçiliği de dahil yabancı büyükelçiliklerin çoğunun merkezinin halihazırda Tel Aviv olduğu kaydedilmişti.

Bu mevcutların arasında, iki halkın yararına en uygun çözüm gibi görülebilir. Hatta öyle ki, Filistin hükümeti Sözcüsü Yusuf el Mahmud, Çekya’nın tutumunu “haktan yana” olarak nitelendirdi bu nedenle. “Çekya bu tutumuyla İsrail işgalini reddettiğini vurguluyor, işgal altındaki Doğu Kudüs’teki tüm işgal projelerine ve planlarına karşı çıkıyor” dedi el Mahmud.
İİT yöneticileri gerçeklik duygusunu yitirmiş gibi görünüyor. Elçilikleri asla “Doğu Kudüs”e taşıyamayacaklar, aldıkları kararla “Batı Kudüs”ün İsrail tarafından işgalini tanımış oldular. İİT “İsrail işgalinden kurtarılmış tek bir Kudüs” diyememiştir sonuçta.

En Çok Okunan Haberler