İmaj cilası dökülüyor

RT Erdoğan’ın seçim propagandası ‘yurtta gençlerle sahur sürprizi’ fos çıktı. Beceriksizce hazırlanmış senaryonun icrası daha da sakildi. RT Erdoğan’ın kampanya ekibinde de diğer ekiplerinde olduğu gibi hızlı bir çapsızlaşma süreci işliyor.
Tek adamlaştıkça çevresinde ‘işini’ iyi kotaranların yerine ne yapacağını bilmezler toplaşıyor. ‘Amerikan terbiyesi’ almış Fethullahçılar ve müflis liberallerle olan iş ve güç birliğinin bitmesinin de büyük rolü var. Kala kala ‘tabelacı ressam’ ile ‘perşembe pazarı çığırtkanı’ arası bir tarzdan başka numarası olmayanların eline kalmış gibi.

Yine de sahur ziyaretinin en ilgi çekici anı ‘Konyalı ilim adamlarına’ inanan seçmen bölümüydü. Erdoğan, gençlere seslenirken ellili yaşlarda bir adam söze karışıyor. Konyalı beş mühendisin hem tank hem helikopter olabilen bir araç geliştirmelerinin çok büyük bir başarı olduğunu belirtiyor. Erdoğan, ise “Sağ ol” diyor!

Hikâyeyi çoğu insan biliyor. Bir süre önce kendi ifadesiyle haber spikeri, gazeteci, sunucu, seslendirmen Arzu Parlak, Konyalı ilim adamlarının Reisin emriyle 6 günde borla çalışan, renk değiştirme özelliğine sahip süper bir tank yaptıklarını haberleştirmişti. Sosyal medyada epey bir gülmece konusu olan haber sonra unutulup gitmişti.

Unutmayanlar varmış…

Şimdi iki olasılık ve al birini vur ötekine durumu var.

İlkin, yurttaki kişinin habere gerçekten inanan biri olması. Arzu Parlak’ın haberi toplumda bir karşılık bulmuş ve zaman içinde borla çalışan bukalemun tanktan, hem tank hem helikopter olabilen süper silah efsanesine doğru evrilmiş olabilir. Bu durumda AKP seçmeninin bir bölümünün, Reis’in çok özel güçleri olan ve gizli gizli Türkiye’nin dünyanın en süper gücü olmasını sağlayacak çalışmalar yapan biri olduğuna inandıkları söylenebilir. Böyle insanlar olabilir mi? Muhakkak vardır.

İkincisi ve daha vahimi, o adamın da kurgunun bir parçası olması. Sıradan gibi görünen ama tembihli biri. Arzu Parlak’ın unutulmaya yüz tutmuş yalanını yeniden devreye sokmak için bilinçli olarak mizansene eklenmiş bir oyuncu. Ortamın üniversite öğrenci yurdu olması, gençlere ilimden bilimden söz edilir, ne kadar güçlü bir ülke olduğumuzdan dem vurulurken ortaya atılması ve Erdoğan’ın da “sağol” diyerek onaylaması?

Erdoğan’ın ‘sağol’u zaten başlı başına örnek olay. Ondan, örneğin, “O haber doğru değil, henüz öyle bir silah geliştirmedik ama merak etme çok güçlü bir silah sanayimiz var” gibi nazik ama doğrucu bir düzeltme beklenilemeyeceği açık.

Her şey kurguysa, “sağol” da kurgunun bir parçasıdır ve yalan siyasetinin sefil bir örneğinden öte değeri yoktur. Ama adamcağız hakikaten habere inanan ve tüm samimiyetiyle tebrik etmek isteyen biriyse ne kadar acı, bu yalana inanmasını sağlamak. Karşımızdakinin saflığını kendi çıkarımıza istismar etmenin bizi ahlaki olarak nereye düşüreceği belli değil mi? Üstelik bunu açıkça onlarca genç insanın önünde acımasızca yapabilmek için ne denli zalim olabilir bir insan?

RTE ve avanesinin bilmediği bir gerçek var ama. Bukalemun tanka inanan adamcağız, ya da röportaj yerine kürtaj diyebilen ihtiyar, oy veren seçmenin çok ama çok az bir bölümü.

Türkiye’de seçmenin oy tercihinde, dünyanın çoğu yerinde olduğu gibi, hayat koşulları asli belirleyici. Hırstan, inattan, fanatiklikten her defasında aynı kişiye/ partiye oy veren, bireysel koşulları ne olursa olsun oy tercihini değiştirmeyen seçmen sayısı seçim sonuçlarını belirleyebilecek denli çok değil.

Demem o ki, RTE’nin cilalarının dökülmesi, eğitim, sağlık, yargının cilalarının dökülmesiyle ilişkili. Özellikle bu üç alanda ortaya çıkan çöküş yanılsamanın dağılmasını sağlıyor. Damadın, “Reis, aya dört şeritli yol yapacağım dese inanacak seçmenimiz var demesi” özgüvenden değil, sırtını dayayabileceği başka seçmen kalmadığını bilinçsizce sezmesinden.

Bu gerçeği bizim de bilmemiz gerekiyor. Büyük istatistikler ne derse desin, halkın gündelik hayatında zorluk yaşamaya başlaması son birkaç yılda belirginleşti. 2015 yılından bu yana da üstesinden gelinemez hale geldi. 7 Haziran seçimleri bir ilk denemeydi, kanla gözü korkutulan seçmen geri adım attı. Ama Kasım 2015’ten bu yana olup bitenler bu kez korkutamayacak gibi. Cesur muhalefet, seçmene de cesaret aşılar; umudu örgütleyebilen kazanır.

En Çok Okunan Haberler