İnsan

İnsanın ve insanlık onurunun canına okuyanlara karşı, Hacı Bektaşi Veli 13. Yüzyılda, “okunacak en büyük kitap insandır” diye seslenmiş.

Bu bilge sözün felsefi derinliğini okumayanlar, okutmayanlar, insanın kitabını değil, ama insanın ve onun haklarının canına okumaya devam ediyorlar.

Zalimler, ellerindeki şiddet, hak gaspları, yoksullaştırma ve adaletsizlik gibi silahlarla iç ve dış dünyasına zincirler vuruyorlar. İnsanı bozmak, parçalamak ve köleleştirmek için sistematik bir çaba içindeler. İnsan haklarını ve onurunu çiğneyen siyasal, dinsel ve parasal kirlenmişlikleriyle, toplumun aklına, ruhuna ve yaşam alanlarına iğrenç şekilde akıyorlar.

Zalimliğin dünyasında kutsanan şiddet, savaş, yoksulluk, açlık ve ölüm seviciliği; insanlık onuruna ve insani yaşam hakkına karşı savaşıyor. Milyonlarca ölüm, zorunlu mülteci göçü bunların eseridir.

Hedeflerinde insanı bozmak, parçalamak, bölmek ve cahilleştirmek var. Ancak parçalanmış ve bozulmuş insanın kolayca yönetileceğini biliyorlar. Amaçları insan olmaya giden yolun ve adaletin önünü kesmek. İnsan olmaya yolculuk yaptığımız şu dünyada, insanileşmeyi öldürmek ellerini güçlendiriyor.

İnsanın canına okuyarak, dünyanın da içine ediyorlar. Yarattıkları toplumsal tahribatlarla insanları kutuplaştırılarak, toplumsal barışın sağlanmasını imkansızlaştırıyorlar. Farklı kültürlerden ve düşüncelerden insanları kendi kimliklerine sıkıştırıp, birbirlerine dokunmasına, temas etmesine ve birbirlerinin kitabını okumalarını istemiyorlar.

Yunus’un dediği gibi “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim ve sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz” arzusunu ve talebini engelliyorlar. Bu dünya sadece zalimlerin elinde kalsın istiyorlar. Yarattıkları adaletsizlik ve anlamsızlık dünyasında, hukuk ve vicdan insanı kuşatıyor.

İnsanın kendisini, haklarını ve yaratıcı kerameti ile tanışmasını da istemiyorlar.

Oysa insanı ve dünyayı adaletli ve anlamlı kılmanın tek yolu önce insanı okumak. İnsanı okumadan, toplumu ve dünyayı okumak da imkânsızlaşıyor.

İnsanın, kendi haklarını bilinçli ve bilgece savunabilmesi ve koruyabilmesi için, insanın ve adaletin kitaplarını okumayı imkansız hale getiriyorlar.

Ne insan, ne kitap okumayan kindar ve cahil nesilleri istiyorlar. Okuyan insanların, temel insan hakları rejimini savunacaklarını biliyorlar. O yüzden gerici eğitimle, baskılarla insan hakları kitabının yapraklarını tek tek ve zalimce koparıyorlar.

Eğitim hakkı, yaşam hakkı, barınma hakkı, sağlık hakkı, düşünce ve basın özgürlüğü gibi tüm evrensel haklarımız tek tek budanıyor.

Hak avcısı iktidar zalimleri, insanın haklarının yapraklarını tek tek koparmaya ve insanı haklarından mahrum bırakmaya yeminliler. Onlar modern köleler, dinsel ve siyasal müritler istiyor.

Asırlarca, ağır, acılı, kanlı ve ölümlü bedeller ödenerek yazılmış insanın haklar kitabının, her yaprağında insanlığa dair şarkıları susturmak niyetindeler.

İnsan hakkı bu.. Vazgeçilemez ve devredilemez evrensel bir şarkıdır. Her dilde aynı hak şarkıları dile gelir.

O nedenle, insan haklarını koruyan ilk Anayasa kitabı, Paris’in orta yerinde “insan derisiyle kaplıdır” diye sergileniyor.

“Okunacak en büyük kitap insan.”

Neden?

Çünkü tüm doğrular insanın içinde yazar ve konuşur. Kalemsiz yazan, kitapsız konuşan kerametlerin hepsi insanda. Marifet ise insanın içinde yazanı okuyabilecek vicdani göz ve konuşan sesi dinleyebilecek bir gönül kulağı olsun.

Ama zalimler çakma adaletleri ve sahte özgürlükleri ile insan ve hak düşmanlıklarının üstünü örtmeye çalışıyorlar.

İktidarperestler saraylar ve tahtlar; insanlar ise haklar ve adalet derdinde.

Onlar insan hakları avındalar. İnsanları parçalayarak ve bölerek avlıyorlar.

Kurbanlarını insanların ve hakların arasından seçiyorlar.

Sağlık ve eğitim hakkını piyasaya peşkeş çekiyorlar. Paran kadar sağlık ve eğitim dayatıyorlar. Yaşam hakkına çukurlar kazıyorlar.

Aklı, ruhu, bedeni iktidar gücüyle işgal ediyorlar. Para ve mevkilerle satın alıyorlar, satıyorlar ve pazarlıyorlar.

Her yerdeler...

Sınır berisindeler, bazen de sınır ötesinde avlanıyorlar.

Yaşam hakkını bombalıyorlar. İnsan içinde patlıyorlar.

İnsanın barış türkülerini savaşın ve silahın sesiyle boğuyorlar.

Okulda uhrevi yalanlarını vaaz ediyorlar.

Okulları mescidleştirerek, öğrencileri ümmetleştirerek, müfredatı uhrevileştirerek genç beyinleri avlıyorlar.

Avcıları her daim yalan söylüyor. İyilikle maskelenmiş kötülüklerini vaaz ediyorlar.

Üniversitelerde avlanıyorlar.

Akademisyenler, işsizliğe, açlığa ya da cezaevine layık görülüyor.

Cehaletin tırpanı kampüsteki aklı ve bilgiyi, külliye adına budamaya yeminli.

Akıl tarlasına dogmalar ve hurafeler ekip, yüreklere korkunun tohumlarını serpiyorlar.

Hak avındalar, her yerdeler.

Özgür basını avlıyorlar. Muhalif gazetecileri köşelerinden zindanlara sürüyorlar, yandaşlarını ise gasp edilmiş gazete köşelerine sıkıştırıyorlar.

Meclisteki vekilleri ve belediyesinde bulunması gereken belediye başkanlarını mahpushanelere, kayyumlarını ise hak gaspıyla boşaltılmış yerlere atıyorlar.

İnsan hakları ve onuru zalimin mengenesine sıkıştırılmış can çekişiyor.

Tek çaremiz var; “Okunacak en güzel kitap insandır.” Zira toplumsal kütüphaneyi yaratmak ancak, birbirimizi okumakla başlayacak...

En Çok Okunan Haberler