IŞİD barbarlığından neoliberal zorbalığa

Nasıl ki Ortadoğu radikal İslamcı örgütlerin tehdidi altındaysa, Yunanistan da bu barbarlığın bir başka tezahürü olan neoliberal saldırganlığın kuşatması altında. Her iki barbarlığın da esasında birbirinden farkı yok. Tek bir fark varsa o da cihatçıların hunharca kafa kesmesi. Siyasal İslamcılar da neoliberal zorbalar da kendi sistemlerinin sürdürülebilirliği için toplumları bir kalıba sokmaya çalışıyor, kendi kurallarını dayatıyor. Buna uymayanlar ise ya öldürülerek ya da öldürülmeyip açlığa/yoksulluğa mahkûm edilerek cezalandırılıyor. Birincisinde ölüm, ikincisinde yoksulluk halkların tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılıyor.
• • •
Son beş yılda cihatçı vandallığın av sahası Suriye’ydi. Neoliberallerinkisi ise Yunanistan. Neoliberal zorbalık bu süre zarfında IMF’siyle, Avrupa Merkez Bankası ve AB’siyle Yunanistan’a üşüştü. Acı reçeteyi içirmek, kemer sıktırmak için ellerinden geleni ardına koymadı. Bu yolda her türlü baskı, tehdit ve şantaja başvurdu. Buna karşılık Yunanlılar neoliberal otoriterizme karşı verilen mücadele cephesinin ön saflarında yer aldı. Mali oligarşinin şantajlarına karşı var gücüyle direndi. Bu basınç Kıta Avrupası’nda ilk defa neo-liberalizme karşı, eksiğiyle gediğiyle de olsa cepheden tavır alan bir hükümeti iktidara taşıdı. IMF-AB-Dünya Bankası patentli neoliberal saldırılara karşı biriken öfkenin ifadesiydi SYRIZA.
• • •
Beş ay geçti aradan. Kemer sıkma politikaları ve mali sermayenin dayatmasına karşı SYRIZA hükümeti olanca gücüyle direndi. Direnç arttıkça Avrupa’nın egemenleri, Alman baronlar, küresel sermayenin sözcüleri olanca güçleriyle bastırdı. Bunu yaparken de her türlü kara propagandaya başvuruldu. “Tembel, Almanların vergileriyle ayakta kalan Yunanlılar” şeklindeki hikâyeler zamanla birer şehir efsanesine dönüştü. “Yunanlılar bizim vergilerimizle tembellik yapıyor” algısı başta Alman medyası olmak üzere Avrupa basınında yıllarca ilmek ilmek işlendi. Halklar birbirine düşmanlaştırılmaya çalışıldı. Kısmen başarılı olundu. Bavyera’daki sıradan bir Alman köylüsü de bu efsaneye inandı, Normandiya kıyılarındaki Fransız balıkçısı da.

• • •

Algı çalışması aynı zamanda Yunanlılar ile enternasyonalist bir dayanışmadan halkları alıkoymak içindi de. Egemenlerin amacı halkları bir diğerine karşı kışkırtmak. Yaptıkları şey Yunan emekçileri günah keçisi olarak kullanarak kapitalizmin yapısal krizinin faturasını onlara yüklemek. Yunan Başbakan Alexis Çipras geçen hafta BirGün’deki yazısında sıradan Alman vergi mükellefine yaygın olarak anlatılan bu şehir efsanesini detaylıca çürüttü. “Yunanlıların maaşlarını Almanların ödediğini söyleyenler gerçeği söylememektedirler” derken bir yalanı ifşa ediyordu özetle.

• • •

Avrupalı liderler kapitalizmin yapısal krizinin faturasını Yunanlılara ödetmek için dün Brüksel’de buluştu. Ancak ipler tam olarak koparılmadı, karşılıklı adımlar atıldı. Yunanistan tüm asiliğine karşı Alman ve Fransız emperyalizmi açısından bir çırpıda gözden çıkarılabilecek bir ülke değil. Atina da bunun farkında, Berlin ve Paris de. Zirve öncesinde SYRIZA ile dayanışmak amacıyla Avrupa genelinde Berlin’de, Paris’te, Brüksel’de, Roma’da on binler sokaklara çıktı. Meydanları dolduranlar bu kavganın sadece Yunanlıların değil, bütün halkların kavgası olduğunun bilincindeydi. Bugün Yunanlılara yapılanlar yarın Portekizlilere, ertesi gün İtalyan ve Belçikalı emekçilere de yapılabileceğinin farkındalar. İspanya’da Portekiz’de neler yapıldığına tanık olduk.

• • •

Yunanistan örneğinden çıkarılacak çok ders var. Yunanistan gelecekte Avrupa’nın tümünde yaşanacaklara bir giriş niteliğinde. Yarın tembel Portekizlilerin, tembel İtalyanların haberlerini alacağız. Şüphesiz ki en sonunda da sıra o meşhur Alman emekçilerine gelecek. Ne kadar “işe yaramaz”, “tembel” oldukları keşfedilerek “fedakârlıklar” yapmaları istenecek. Radikal İslamcı barbarlık ile neoliberal saldırganlık bir madalyonun iki yüzü gibi. Her ikisi de halkların, emeğin, özgürlüklerin düşmanı. Her ikisine karşı da mücadeleyi ortaklaştırmaktan öte yol yok. Şimdi SYRIZA’yla ve Suriye halklarıyla her zamankinden de fazla dayanışma zamanı.

En Çok Okunan Haberler